Bilgilendirme

1 Ağustos 2011 18:10. Yazar: serdar

Sevgili dinleyicilerim, izleyicilerim;

         01 Ağustos 2011 Pazartesi günü saat 11:32 de evimde radyo programına gitmek için hazırlandığım sıralarda kapım çaldı. Açtığımda kapıda Bilişim suçlarından gelen iki polis memuru arkadaşla karşılaştım. Bana bir tebligatta bulunup ifademe başvurulması için Gayrettepe Asayiş Büro Amirliği içerisinde Bulunan Bilişim Suçları Bürosuna gelmem gerektiğini söylediler. Bilişim Suçları Bürosuna gidene kadar olan bitenden haberim yoktu. Şubeye ilk gittiğim andan itibaren beni iyi bir şekilde karşılayan Bilişim Suçları Masası çalışanlarına teşekkür ederim.


Olayın aslına gelince;

          Medya aleminden tanıdığımız oyuncu/yapımcı ve bu sektörde ismi olan, benimde saygı duyduğum bir büyüğüm hakkında internette faaliyet gösteren bir sözlükte kendisinin ve avukatlarının uygun görmedikleri bazı yazılar yazılmış. Öncelikle yazılan yazıları hangi rumuzun yazdığı sonrasında o rumuzların bağlantı (IP) noları tespit edilmiş. Tespit edilen rumuzların bağlantı adreslerinden bir tanesi benim evimde kullandığım bağlantı adresi olarak kayıtlara geçmiş ve bu sebeple yazı hakkındaki şikayetten dolayı ifademe baş vurmak istemişler.

          Beni takip eden herkes bilirki evimin kapıları sonuna kadar tüm misafirlerime açıktır. Yatılı misafirler de dahil olmak üzere iş görüşmelerimi bile genelde evimde yaparım. Evime gelen her kişiye sahibi olduğum her şeyden ikram etmeye çalışırım, internet bağlantısıda bunlardan bir tanesidir. Şu zamana kadar samimi olduğum / olmadığım sayısız misafirim evimde bulunan internet bağlantısını kullanmıştır, kaldıki benim internet bağlantımı kullanabilmek için illaki evime girmeye lüzum yoktur. Kablosuz modem şifrelerini bu ve benzeri işlerle uğraşan kişilerin kolaylıkla kırıp kişilerin internet bağlantılarını kullandıklarını hepimiz biliyoruz. Kısacası evimde ağırladığım veya modemimin çekim gücünün içerisinde olan biri / birileri yazar olduğu sözlük profilinden az öncede bahsettiğim gibi gerçekten çok sevdiğim oyuncu / yapımcı bir büyüğümüze benimde tasvip etmediğim bir cümle yazmıştır. Sözlük ve benzeri sitelerle alakalı görüşlerimi defalarca yayınlarımdan dile getirdiğim için bir kez daha buradan yazma lüzumu görmüyorum ama hiç bir sözlükte, blogta yazarlığım olmadığının altını çizerek vurguluyorum. Yapılan şikayet direk benim ismime olmadığı için ifade vermek zorunda kaldım. Şikayet Serdar Gökalp adına değil bağlantı numarası adına yapılmıştır. Benim bağlantı numaram haricinde bir çok numara daha tespit edilip hepsi ifadeye çağırılmıştır. İfade sonucunda yazılan yazılarla uzaktan yakından alakam olmadığı anlaşılmış karşı tarafın avukatları tarafından da bir "özür dileriz" sözü duyulduktan sonra bence hiç bir sorun kalmamıştır. Benim internet bağlantımı kullanarak bu olayı gerçekleştiren her kimse bilmiyorum fakat bulursam bende kanunlara baş vuracağımı dile getiriyorum. Bahsi geçen değerli abime sevgi ve selamlarımı sunuyorum, seni yine seviyorum, ekranlardan hiç gitmemen dileği ile...

          Bu açıklamayı yapmamın tek sebebi olurda bir yerlerden duyarsanız salak, saçma, yalan, dolan haberlere inanmanızı istemememdir. İlk açıklayan ve söyleyen ben olayım, sonrasında kimin ne söylediği bizi ilgilendirmesin.

Serdar Gökalp





Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

107 kişi tarafından 4.4 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,355141/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 13

17 Mayıs 2011 23:55. Yazar: serdar


En son yaşanan olayların ardından 3 ay geçmiştir. İsmi bilinmeyen ama Yusuf Yılmazçelik'le irtibat halinde olan kişi Yusuf'la görüşmek istemiştir. Beykoz'da tenha ve patika bir yolda buluşurlar.



Yusuf: Neredesin, söylediğin yerdeyim ben.


Dayı: Sağa doğru yürü...


Y: Hadi be Dayı saklan, saklan nereye kadar?


D: Çok konuşma yürü... yürü... tamam sola dön devam et, kulubeyi gördün mü?


Y: Evet.


D: Tamam, gir içeri bekliyorum.


Kulubeden içeriye girerkek Yusuf her ihtimale karşı silahını belinden çıkartıp eline alır.


Y: Dayı! Dayı!


D: Bu taraftayım... ne o lan bizidemi vuracaksın.


Y: Hayır sadece tedbir. Ne işimiz var burada?


D: Doğru, sen sokak ortasında adam bile öldürebildiğin için gizlilik saklılık bilmezssin.


Y: Ben işimi yapıyorum, beğenmiyorsan başkasını bulacaksın!


D: İzmir'de yaptığın işi temizlemek için çok uğraştık.


Y: İşin bu değilmi? Ben yapacağım sen temizleyeceksin.


D: İşler biraz değişti, çok dikkat çekiyorsun, dokunulmaz olduğun anlaşılmamalı.


Y: Dokunsunlar, benim için sorun yok.


D: Benim için var, ne seni ne de kendimi açık edemem.


Y: Korkuyorsun yani?


D: Uğraştığım tek iş sen değilsin Aslan!


Y: Ee? Nedir çözüm önerin ?


D: Bu kağıdı al, yazılı adreste seni 2 kişi bekliyor, bizim tarafımızdan yetiştirildi, ikiside bu işlerde en iyisi.


Y: Madem en iyileri kendin kullan, bana neden veriyorsun?


D: Karşı gelmek yok. Ben ne diyorsam o!


Y: Sende dahil olmak üzere kimseden emir almadım, almamda!


D: Biliyorum bu yüzden seni seçtik zaten ama bu adamların cebinde kimlikleri var, yapacağın operasyonlar sırasında müdahale edecek emniyet birimlerinin sana temas etmesini engelleyecek bir kurumun kimliğine sahipler ve bizim evlatlarımız.


Y: Ben ekibimden memnunum ayrıca kendim seçmediğim hiçbir adamı yanıma almam, ölüme gitmem.


D: Aslan şu anki işimiz şu, sen olayı yapıyorsun, ben kapatıyorum, bu adamlar yanında olduktan sonra olayları senin yaptığın bilinmeyecek benimde kapatmama gerek kalmayacak.


Y: Ben kendi ekibimde sızma istemem!


D: En ufak hatalarında, yanlışlarında sık kafalarına at bir kenara.


Y: Ya yanlış yaptıklarını anlayamazsam?


D: Huylansan bile sık! Bir şey görmene gerek yok, hissettiğin anda dilediğini yap.


Y: En ufak bir kıllanmamda sülalelerini kazırım!


D: Tamam.


Y: Sana bile benimle alakalı iyi, kötü tek bir cümle kurmayacaklar hatta seninle bir daha görüşmeyecekler bile, madem bu saatten sonra benim adamlarım o zaman herşeyleriyle benim.


D: Onada tamam.


Y: Başka bir şey var mı?


D: İstediğin kişilerin bilgileri dosyada. Bazılarını neden istediğini anlamış değilim.


Y: Bütün hainleri sen biliyor olamazsın. Bizimde bildiklerimiz var hem hala sana ulaşmak istediğimde ulaşamıyorum iki ayda bir geleceksin de görüşeceğiz.


D: Biraz sabret, üst taraflarda durumlar karışık. Kısa zamanda çözüm buluruz buna da.


Y: Tamam varmı başka bir şey ?


Görüşmeden ayrılan Yusuf ofisine doğru yola çıkar, o sırada Altan ve Cem Yusuf'un onlara verdiği işi bitirmek için başka bir yerdelerdir.


Altan: Birimiz arabada kalsın ne olur ne olmaz.


Cem: Tamam, sen kal ben çıkıp halledeyim.


A: Olur usta, yarım saate gelmezsen yukarı çıkarım.


C: Tamam.


Ofise gelen Yusuf üzerini değiştirir ve Altan'ı arar...


Y: Ne yaptınız Altan?


A: Abi Cem içeri girdi, henüz bir şey yok.


Y: Tamam haber verin bana.


O sırada içeride...


Cem: Ali Sağlam içerde mi?


Koruma: Kim diyelim.


C: Yusuf Yılmazçelik'in selamını getirdim, iletin.


K: Şurda bekleyin.


2 dakika sonra...


K: Buyurun, içeride sizi bekliyor.


C: Eyvallah.


Ali: Hoş geldin, geç otur.


C: Lafım uzun değil, oturmaya lüzum yok.


A: Otur dedim! Aynı lafı 2. kere söylemeyi sevmem.


C: Yusuf Yılmazçelik derki bundan sonra onun haberi olmadan yaptığınız bütün işlerden elinizi ayağınızı çekeceksiniz.


A: Yusu abin mi dedi bunu?


C: Yusuf Yılmazçelik istediği kişinin abisi, istemediği kişinin Azrail'i olur.


A: Bana bak lan it! Seni de Yusuf denen patronunuda gebertirim! Şu an kafana sıkmamamın tek sebebi bu söylediklerimi patronuna aynen iletmen.


C: Yanlış adama yanlış yapıyorsun!


A: Kes lan sesini! Dün gelip bu gün bize raconmu keseceksiniz, sizin gibileri çok gördük lan biz bu alemde. Senin yaşın kadar leşim var lan benim!


C: Akıllı konuş...


A: Bas git sıkarım ağzına yüzüne! Abinede aynen söyle.


C: Emin ol aynen ileteceğim, aynen!


...


C: Abi şimdi çıktık ofise doğru geliyoruz.


Yusuf: Tamam. Ofisten ayrılmayın, benim bir işim var, halledip geleceğim. Benden 2 saate kadar haber alamazsanız telefonumun en son sinyal verdiği yer her neresiyse oradaki herkesi öldürün.


C: Abi bekleseydin beraber çıksaydık.


Y: Cem!


C: Tamam abi.


Yusuf ofisten dayının ona verdiği kağıtta yazan adrese gitmek için tek başına çıkar. Adrese geldiğinde ön kapıdan girmek yerine gizlice camdan girer ve evin içindeki iki kişinin üstünü arayıp silahlarını aldıktan sonra sorgulamaya başlar.


Yusuf: Şu tarafa geçin!


Ömer: Sen kimsin!


Y: Kes lan! Dediğimi yap!


Emre: Görevliyiz biz, kimsin sen.


Y: Kimi bekliyorsunuz burada?


Ö: Söyleyemeyiz.


Y: Bir kere daha soracağım, emin olki başka soru sormam.


E: Usta görevliyiz! Başına iş alacaksın.


Y: 10 saniye içinde cevap gelmezse kafanıza sıkarım.


E: Yusuf! Yusuf Yılmazçelik.


Y: Ne olmuş ona?


E: Onu bekliyoruz.


Y: Ne olacak o gelince?


E: Bizde bilmiyoruz, onu bulmamız söylendi.


Y: O sizi buldu ama...


Ö: Nasıl?


Y: Ben Yusuf Yılmazçelik! İlk sınavdan kaldınız! Hemen öttünüz.


Ö: Anlatılana göre senden başkası buraya böyle giremezdi zaten.


E: Anlamalıydım.


Y: Yürüyün gidiyoruz.


E: Siz çıkın, bu evden çıktıktan sonra yakmamız söylendi...



Yusuf yanına aldığı Ömer ve Emre ile beraber ofise doğru yola çıkar bu arada Altan ve Cem ofiste Yusuf'u beklemektedirler.


A: Abiye söyledinmi herifin söylediklerini.


C: Nasıl söyliyeyim lan! Seninle beraberdik, söylesem görürdün. Ofise geçin ben geliyorum dedi.


Y: Ne yaptınız Altan!


A: Heh! Abi geldi.


C: Abi hoş geldin.


Y: Eyvallah. Nedir durumlar?


C: Abi gittik ve söylediklerini aynen ilettik.


Y: Ee? Sonuç... şöyle geçelim hep beraber konuşalım. Çocuklar oturun sizde.


A: Abi arkadaşlar kim?


Y: Bizdenler Altan bizdenler. Ömer ve Emre, bundan sonra bizimle beraberler.


Ö: Memnun oldum Ömer ben.


E: Ben Emre.


A: Hoş geldiniz Altan ben.


C: Bende Cem, hoş geldiniz.


Y: Evet anlat şimdi.


C: Abi bu Ali Sağlam denilen adam biraz sıkıntı gibi, resmen bizi tanımadığını söyleyip üstüne de posta koydu.


Y: Altan, bu adamın evi, işi, karısı, çoluğu, çocuğu içeri girebileceğimiz her hangi bir boşluğu var mı?


A: Abi söylediğinden beri araştırıyorum ama bakkala bile giderken kullandığı yolu ikinci kere kullanmıyor, sağlam oynuyor.


Y: Bende bir bakayım, illaki vardır bir açık.


E: Abi biz Ömer'le alırız istiyorsan.


C: Nasıl olacak o iş? Adam sağlam diyorum.


Y: Tartışma bitmiştir, İş Ömer ve Emre'de.


Ö: Tamam abi.


E: Eyvallah.


Y: Dağılabilirsiniz. Altan, Cem siz kalın.


A: Peki abi.



Ömer ve Emre Yusuf abilerinin verdiği işi halletmek için yola çıkarlar...


Y: Cem, İstanbul içerisinde otopark, arazi, çek, senet gibi işlerle uğraşan ne kadar adam varsa hepsinin yol aldıkları bağlı oldukları kişileri bul, selamımı söyle görüşemk için çağırdığımı söyle.


C: Tepelerindeki adamları değilmi abi?

Y: Ne işimiz var bizim sokaktaki adamla, bana masa başında oturanı lazım... Özgür'ün işi ne yaptınız halledildimi?


A: Abi zorluk çıkartan firma sahibini buldum ben.


Y: Mekanında mı şu an?


A: Sorayım hemen abi.


C: Abi bu inşaat şirketi sahibi vardı illa bana ortak olun diye devamlı peşimizde.


Y: Olun Cem.


C: Sana sormadan karar vermeyelim dedik abi.


Y: Benlik bir şey yok. Olun.


A: Abi adam mekandaymış, hatta yeni gelmiş.


Y: Hazırlanın çıkıyoruz.


O sırada Ali Sağlam'ın evinin önünde...


Ö: Koruma sayısı çok, nasıl yapsak.


E: Evet çok kalabalıklar, çatışarak olmaz bu iş.


Ö: Yürü benimle.


...


Koruma: Durun buradan öteye geçemezssiniz.


E: Görevliyiz aslanım biz, Ali Bey e geldik.


K: Ne görevlisi?


E: Kimlikte yazıyor...


...


K: Arkadaşınkinide alalım.


Ö: Buyur.


K: Şöyle bekleyin biraz.


5 Dakika sonra...


K: Buyurun Ali Bey sizi bekliyor.


E: Teşekkürler.


Ö: Şimdi ne yapacağız?


E: Şşşt! Sus.


K: Efendim arkadaşlar geldiler.


Ali: Gelsinler bakalım, evet buyurun beyler.


E: Efendim en başta özür dileriz rahatsız ettik. Gelen bir istihbarata göre Yusuf Yılmazçelik isimli bir şahıs size suikast düzenleyecek, bu yüzden sizi bizim korumamız altına alıp yerinizi değiştirmemiz gerek.


A: O kadar boyu uzamışmı o adamın ? Bırakın düzenlesin leşini size teslim edeyim.


E: Efendim Yusuf Yılmazçelik küçümsenmeyecek güçte, bizim aldığımız emirler doğrultusunda sizi bizim kuruma bağlı güvenilir bir yerde tutmamız gerekiyor, siz bizim için değerlisiniz.


A: Ben kendi kendimi korurum, siz telaşlanmayın.


E: Özür dileyerek eğer bizimle gelmezseniz raporumuzda işbirliğini kabul etmediğinizi yazacağım ve bu sizin ticari bazı işlerinizi engelleyecek, aldığımız emir bu doğrultuda.


A: Tehditmi ediyorsun lan sen beni!


E: Hayır efendim sadece aldığımız emirleri uyguluyoruz.


A: Peki geleceğim ama bir şartla.


E: Şart değil emirdir buyurun.


A: Kendi korumalarımdan da yanıma alırım.


E: Tabii. Bizim için bir sakıncası yok.


A: Biraz bekleyin, yanıma almam gereken şeyler var.


E: Peki efendim.


O sırada Yusuf'un arkadaşı Özgür'e zorluk çıkartan ve tehdit eden tefecinin ofisinde...


Y: Mekan burasımı Altan?


A: Burası abi, iyi korunuyor.


Y: Çatışmaya gerek yok, halledderiz.


C: Ne yapıyoruz abi.


Y: Yürüyün.


...


C: Hemen şimdi patronuna çık ve Yusuf Yılmazçelik'in onunla görüşmek istediğini söyle.


Koruma: Kim? Siz kimsiniz?


C: Koç! Tam 2 dakikan var.


Y: Altan biz Cem'le yukarı çıkarken sen burada kal.


A: Emredersin abi.


K: Buyrun İhsan ben sizi bekliyor.


C: Gördünmü koç? Yusuf Yılmazçelik'i beklemeyen birisi yoktur, olamaz.


Y: Cem sende burada kal.


C: Tamam abi.


...


İhsan: Hoş geldiniz Yusuf Bey. Adınızı çok duydum tanışmak bugüne kısmetmiş.


Y: Eyvallah.


İ: Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim.


Y: Şimdi beni iyi dinle, senin bana yardım edebileceğin bir husus yok ama benim sana vereceğim emir çok!


İ: Anlamadım.


Y: Özgür Bey e borç para vermişsin, üstüne senet yapmışsın, adam parayı öderken ek olarak faiz isteyip mallarına çökmeye çalışmışsın.


İ: Özgür bey derken.


Y: Bir kere daha anlamamazlıktan gelirsen anlayacak her bir organını ayrı ayrı keser öyle anlatırım.


İ: Geldiğinizden beri kibar konuşuyorum ama aynı kibarlığı sizden göremedim, bu şekilde devam edeceksen anlayacağın dilden konuşmaya başlayacağım.


Yusuf sinirle belinden silahını çıkartıp İhsanın ağzına sokar...


Y: Ulan şerefsiz kan emici, insanların kanını emdiğiniz yetmedimi!


İ: Mmmm...


Y: Kes lan ağzın doluyken konuşma ciğersiz.


İ: Ah!


Y: İlk ve son kez uyarıyorum eğer Özgür'e Ya da benim çevremdeki her hangi birine iyi veya kötü bir şekilde temas ettiğini duyarsam, görürsem, hissedersem ağzındaki bütün dişleri çıkartır tespih yapar cenaze namazından sonra arkandan çekerim. Anladınmı ? Anladıysan kafanı salla...


İhsan kafasını sallar...


Y: Şimdi ben gidiyorum, burası adamlarınla dolu azıcık delikanlıysan arkamdan sıkarsın!


Yusuf ofisten dışarı çıkar...


Cem: Ne oldu abi?


Y: Gidiyoruz, sağ olsun anlayışlı bir kardeş çıktı. Altan arabayı getir.


A: Hemen abi.



O sırada Ömer ve Emre Ali Sağlam'ı alırlar...


Ali: Ben kendi aracıma biniyorum bizim çocuklarla beraber. Başka araca binmem.


Emre: Bizim için sorun yok. Önden bizim araçla size yol gösterelim siz bizi takip edin, yalnız çok kalabalık olmayalım kurumdan emir böyle.


A: İki arabayız biz tam arkanızdan çocuklar sizi takip edecek.


E: Peki, yola çıkalım.


Arabalara binilir ve yola doğru çıkılır...


E: Ömer hemen abiyi ara durumu anlat ne yapacağımızı söylesin.


Ö: Tamam arıyorum hemen.


Ömer Yusuf'u arar ve olayı aynen anlatır...


Ö: Ne yapalım şimdi abi.


Y: Ömer kaç araba var sizi takip eden?


Ö: Abi 2 araba her arabada 3 kişi var, Ali'ile beraber 7 kişiler.


Y: 6 koruma mı var?


Ö: Doğrudur abi.


Y: Telefonu kapattıktan sonra sana mesajla bir adres göndereceğim, oraya gelin ve kendinizi riske atacak hiçbir hareket yapmayın. O ciğersizden 50 tanesi sizin gibi bir adam etmez.


Ö: Tamam abi.


Y: Hee sakın ama sakın adresteki mekana geldiğiniz zaman silah seslerine aldanıp arabadan inmeyin. Arabanın içinde kendinizi koruyacak şekilde yatın.


Ö: Peki abi.


Telefonu kapatırlar.


Y: Altan! Ömere Çiftliğin adresini mesaj olarak yolla hemen.


A: Tamam abi.


Y: Cem hemen çiftliğe doğru sür! Hemen ama. Ordaki çocuklarıda ara 3 araba içeri girecek giren ilk araba bizden sakın dokunmasınlar en arkadaki arabadaki herkes ölecek, ortadaki arabada Ali Sağlam var o hariç herkes...



Yusuf çiftliğe gelir...


Y: Nedir durum ?


Ömer: Abi söylediğin gibi Ali Sağlam'ı aldık.


Y: Nerede?


Ö: İçerde abi, Emre var başında.


Y: Altan sen gel, Cem sende Fatih Beyi ara geleceğimi söyle.


C: Tamam abi.



Yusuf Ali Sağlam'ın olduğu odaya girer...


Y: Vay ki vay Sağlam Ali !


Ali: Sen kimsin? Seni yaşatırlar mı zannediyorsun?


Y: Kimmiş lan beni yaşatmayacak olan ? Söyle sahibini onuda senin yanına gömeyim.


A: Bu işin arkasını getiremezsin, her kimsen.


Y: Ben Yusuf Yılmazçelik ! Bak adım belli, senin gibi bir itin başında kimin olduğu bile belli değil.


A: Ne istiyorsun benden?


Y: Sorduğum sorulara düzgünce cevap ver, seni buraya gömüp gideyim.


A: Beni öldürecek misin?


Y: Sorularıma cevap verirsen söz veriyorum sadece öldüreceğim.


A: İş birliğine hazırım.


Y: Benim senle ne işim olur lan, sadece sorduklarıma cevap ver... Organ işinde arkanda kim var? Sana bu yolu kim verdi?


A: Güldürme beni, senin gibi sokak çeteleri ben veya arkamdakinin karşısında durabilirmi zannediyorsun, bana ne soracaksan sor sonrada elinden geleni ardına koyma, öldüremeyeceğin belli.


Yusuf silahını çıkartır ve Ali Sağlam'ın sol omuzuna bir el ateş eder.


Y: Bir derece doğru söyledin seni hemen öldürmem, yavaş yavaş kan kaybından ölürsün.


A: Kimseyi bilmiyorum ben! İsim yok sadece yazışmalarımız var! Ahhh!


Yusuf silahı ile Ali'nin sağ omuzunada bir el ateş eder.


Y: Ee ali? Bende kaldı 14 mermi, bana öyle şeyler anlat ki sadece bir tanesini kullanayım oda kafanda patlasın.


A: Söyleyemem beni öldürürler.


Y: Sana dürüst oluyorum, buradan canlı çıkamayacaksın. O yüzden söyle, söyleki şu zamana kadar yaktığın canların diyetini bir derece ödemiş ol.


A: Yalvarırım beni bırak, seni çok zengin ederim.


Yusuf bir kurşunda sol bacağına sıkar.


Y: Şansını zorluyorsun! Ölü ya da diri Hiçbir işime yaramazsın. Sadece söyleyeceklerin işime yarar.


A: Tek bir şartla!


Y: Lan it! Elin kolun bağlı her yanın mermi dolu hala şartmı koşuyorsun.


Yusuf bir kurşunda sağ bacağına sıkar.


A: Yalvarırım yapma, Her şeyim üzerine yemin ederim bilmiyorum. İsim olarak kimseyi bilmiyorum. Ama bana bunları yapmam için yol veren kişilerin arkasında bazı yabancı servisler var.


Y: Bak ne güzel anlatmaya başladın, hangi yabancı servisler?


A: Yemin ederim bilmiyorum, bana söylemezler. Ben sadece onların zengin ettikleri ve taşaron olarak istediklerini yaptırdıkları dokunulmaz bir adamım.


Y: Karşımda elin kolun bağlı, her yanın mermi dolu, demek dokunulmaz değilsin.


A: Sana sadece seni yaşatmazlar diyorum, aklının alamayacağı kişiler var bu işin arkasında.


Y: Son kez soruyorum bana isim söyle!


A: Yemin ederim bilmiyorum diyorum.


Yusuf gözlerinin içine baktıktan sonra Ali Sağlam'ı öldürür ve Altan'a dönerek...


Y: Bu şerefsizi kendi şirketinin bahçesine götürüp bırakın.


A: Abi anlattığı hiç bir şey yok bu adamın.


Y: Bildiği bir şey de yoktu o yüzden öldü zaten.


A: Anlamadım abi.


Y: Bu it bunca kişinin canını yaktı ama birilerinden emir alarak yaktı, şimdi seni birisi öldürse ben işin peşine düşmez miyim?


A: Düşersin abi.


Y: Heh! Şimdi bırakalım adamlarını kimin öldürdüğünün peşine düşüp onlar bizi bulsunlar.


A: Anladım abi.


Ertesi gün... Yusuf ofisinde otururken Cem içeri girer.


C: Abi!


Y: Söyle Cem.


C: Abi şu kız geldi.


Y: Ne kızı Cem ?


C: Abi şu bizde çalışan varya hani adı Ebru.


Y: Ee.. gelirse gelir bana neden söylüyorsun.


C: Abi senin ofisin kapısında, sana gelmiş.


Y: Benimle ne işi var kardeşim?


C: Bilmiyorum abi.


Y: Bir şeyide bil Cem! Bir şeyide bil.


C: Tamam abi göndereyim gitsin.


Y: Al içeri !


C: Emredersin abi.


Ebru odadan içeri girer...


E: Merhaba.


Y: Sağ ol. Buyur.


E: Hala çok kabasın.


Y: Hala karşımdasın.


E: Neyse uzatmayacağım, istifamı verdim kabul edildi. Giderken bir uğramak istedim.


Y: Bunu neden bana söylüyorsun? Sen benim şirket içi işlere karıştığımı gördün mü?


E: Off! Seninle bir hukukumuz oldu.


Y: Bak sen. Ne hukuku bu?


E: Yemeğe çıktık sonuçta.


Y: Eee?


E: Eee si yok. Söylemek istedim sadece.


Y: Söyledin, başka bir şey ?


E: Her ne kadar artık burada çalışmıyor olsamda seni görmek istediğim zaman gelebilir miyim?


Y: Neden beni görmek istiyorsun.


E: Bana bak mafya bozuntusu...


Y: Şşşş!


E: Kes sesini! Yürek sadece senin yaptığınla olmaz. Benim yaptığımlada olur. Karşısına çıkıp söylemek istediğin şeyi söyleyeceksin.


Y: Kimin?


E: Kimin için ne hissediyorsan.


Y: E söyle sende.


E: Off! Aslında ne tarzım nede tipimsin ama hoşlanıyorum senden. Telefon numaram burada yazıyor, sen beni görmek istersen ararsın.


Y: Bak Ebru şimdi...


E: Sus! Seni dinlemek istemiyorum ve gidiyorum!


Ebru ofisten çıkar, Yusuf biraz düşündükten sonra telefonla Altan'ı arar.


Y: Ne yaptınız Altan?


A: Hallettik abi, kendi şirletinin bahçesine koyduk.


Y: Gözüken bir yere koysaydınız.


A: Abi ceset bu sonuçta göreceklerdir.


Y: Tamam şirkete doğru gelin... Cem!


C: Buyur abi.


Y: Ofisi şirketten ayıralım, burada olmuyor.


C: Abi şirketimi taşıyalım ofisimi ?


Y: Ofisi taşıyın, girenin çıkanın dikkat çekmeyeceği, rahat bir yer.


C: Abi aslında burası güvenli burada kalsaydık.


Y: Oğlum ben nediyorum sana?


C: Ne diyorsun abi?


Y: Altan'la çok takılma, yasaklıyorum.


C: Hayırdır abi yanlışmı yaptı?


Y: Ulan çıldırtma beni ondan sanada bulaşmış.


C: Abi anlamıyorum.


Y: Cem! Çık git yer bul delirtme beni.


O sırada Yusuf'un telefonu çalar.


Y: Alo!


Özgür: Nerdesin kardeşim sen?


Y: Hayırdır lan? Bensiz korktun mu?


Ö: Sorma ödüm koptu... çocuklar benim ofise geçecek birazdan.


Y: Ne yapayım gelip döveyimmi hepsini?


Ö: Ulan uzatma işte atla gel.


Y: Kaçta gelecekler?


Ö: Yoldalar işte ona göre ayarla, bana bak öyle koruma moruma takma peşine tek gel gır gır yaparız biraz.


Y: Ne koruması lan? Sen ne zaman benim yanımda koruma gördün.


Ö: E yanındaki adamlar?


Y: Onlar benim dava arkadaşım, yoldaşım.


Ö: Tamam her neyinse tek gel.


Altan odadan içeri girer...


Y: Tamam çıkarım birazdan, bizimkiler geldiğinde orada olurum.


Ö: Tamam geç kalma.


Y: Söyle Altan.


A: Abi söylediğin gibi kendi şirketinin bahçesine koyduk.


Y: tamam şimdi sahibi bizi bulsun.


A: Abi ya bulmazsa?


Y: Sahipleri kendilerini belli edene kadar it temizlemeye devam. Çıkalım...


A: Çocuklara söyliyeyim hazırlansınlar.


Y: Hayır ikimiz çıkıyoruz sen beni bir yere bırakıp döneceksin.


A: Tamam abi.


Yusuf Altan'la beraber yola çıkar.


A: Abi bir şey sorabilir miyim?


Y: Söyle Altan.


A: Cem bana seninle çok takılmıyacağım artık abi yasakladı dedi, bir yanlışımmı oldu?


Y: Ulan ikinizide sevmesem...


A: Yok abi sen söylemişsin.


Y: Tamam seninde Cem'le konuşmanı yasaklıyorum.


A: Tamam abi.


Y: Sebebini sormayacak mısın?


A: Sen diyorsan bir bildiğin vardır abi.


Y: Tamam beni bıraktıktan sonra ona sana küstüm diye mesaj gönder.


A: Tamam abi.


Y: Ya Sabır, şurda bırak beni.


A: Bıraksaydım abi kapıya kadar.


Y: Geldik zaten, şuradan bir şeyler alıp öyle gideceğim ben.


A: Abi kaçta alayım seni?


Y: Keyfine bak. Ben kendim dönerim eve.


A: Peki abi.


Altan Yusuf'u arabadan indirip geri döner, Yusuf Özgür'ün ofisine doğru ilerlerken 2 araba ona yanaşıp önünü keser ve aşağı inerler... Yusuf elini beline atar ama silahını çekmez...


Koruma: Silaha gerek yok, amacımız zarar vermek değil.


Y: Siz kimsiniz lan?


K: Hasan İyice sizi görmek istiyor.


Y: Görmek isterse buyurur gelir, yerimiz belli adımız belli.


K: Zorluk çıkartmayın, bizim sizi götürmemiz lazım.


Y: Şu an bir randevum var, ben daha sonra gelirim.


K: Efendim! Lütfen.


Y: Peki gidelim.


K: Buyrun. Silahınızı alabilir miyim?


Y: Sıkacak olsam burada sıkardım.


K: Efendim emir böyle, silahınızı bana verip benden alacaksınız.


Y: Al!


K: Cep telefonunuzu kapatıp pilini içinden çıkartır mısınız lütfen.


Y: Olur onuda yaparız.


K: Teşekkür ederim...alo! Efendim üsteğiniz üzerine Yusuf Beyi aldık... peki efendim hemen geliyoruz.


Y: Ne oldu ne dedi ağababan?


K: Sizi bekliyor efendim...


Yusuf arabaya biner ve Hasan İyice'ye doğru yola çıkarlar...

 

 

 

 

 

 


Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

55 kişi tarafından 4.3 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,290909/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 12

1 Temmuz 2010 18:51. Yazar: serdar

Aslan 12

 

Aslan 12

Yusuf Yılmazçelik: Saat kaç?

Altan: Abi 12:45.

Cem: Nedir abi olay ne yapıyoruz?

Y: Süre doldu, daha bekleyecek bir şey yok.

A: Abi oetlde yer ayırtıp neden burada kaldık?

Y: Burası İzmir, İstanbul değil. Kim kimin adamı ne bilelim biz. Millet otelde kaldık zannetsin biz dağ evinde iyiyiz.

C: Abi hazırlatayım mı arabaları ?

Y: Öyle bir şey dedim mi aslanım ben ?

C: Yok abi…. Gergin misin biraz ?

Y: Ben bahçeye çıkıyorum, biraz hava alayım sonra çıkarız.

A: Tamam abi.

 

C: Neyi kafaya taktı acaba?

A: Bilmiyorum herhangi bir şey görmedim ben.

C: Telefonu falan çaldı mı?

A: Yok telefonu da silahı da burada.

C:  Bu Önder Kılıç denen adamı taktı kafaya bence.

A: O ne lan?

C: Silah sesi lan bu.

A: Abi!

C: Yat Altan yere yat, her yerden sıkıyorlar.

A: Abi dışarıda!

C: Aloo, ulan nerdesiniz? Kaç kişiler çatışın abi bahçede hepiniz ölün gerekirse ona bir şey olmasın!

A: Cem, yavaş yavaş çıkmamız lazım, buraya doğru geliyorlar.

C: Abi nerde?

A: Çıkıp bakmamız lazım.

C: Ulan kılına zarar geldiyse İzmir sokaklarında sürüklerim bu itleri.

A: Takip et beni.

C: Dikkat et!

A: Çantada şarjörler var, çantayı al.

C: Aldım devam et.

A: Ulan kıyamet gibi mermi yağıyor, nerede bu sıkanlar?

C: Abiiiiii !

A: Yat! Yat! Buraya sıkıyorlar.

C: Ulan abi nerde?

A: Göremiyorum ben.

C: Kalk dikkat dağıtalım, abi ölürse hepimiz yaşasak ne olur?

Yusuf Yılmazçelik: Altan!

A: Abi! Neredesin?

C: Gördüm ben, bahçe kapısının orada.

Y: Sakın çıkmayın ağır silahları var!

A: Abi ne yapacağız?

Y: Silah verin bana!

C: Abi atıyorum!

Y: Ulan dikkat et!

C: Yok bir şey gelmedi bana.

Y: Böyle olmayacak, çocuklar nerede?

C: Abi çatışıyorlar.

Y: Ara hemen, benim tam karşımdaki çimenliği ellerindeki bütün silahlarla tarasınlar mermi bitene kadar oraya sıksınlar!

C: Tamam abi!

Y: Altan mermi durumu nasıl?

A: Abi bir çanta şarjör var.

Y: Bunlara o fazla gelir.

C: Abi çocuklar başladı.

Y: Biriniz buraya gelecek şimdi, çabuk yalnız.

A: Ben gidiyorum, şarjör al sende oraya doğru sık koru beni!

C: Yürü, Yürü!

Y: Çabuk Altan, çabuk!

A: Geldim abi!

Y: Var mı bir şey ?

A: Yok abi, şükür.

Y: Silahımı ver… şimdi bak karşıda çimenlik var gördün mü?

A: Evet.

Y: Orda mevzilenmiş şerefsizler ama biz buradan ayağa kalktığımız anda arkadakilerde görecek oradan sıkacaklar.

A: Ne yapacağız abi?

Y: Bakacağız Altan.

C: Abi yaklaşıyorlar size doğru!

Y: Durmadan sık o tarafa sakın ayağa kalkma, çok pis pusuya düştük. Buradan canlı çıkarsam bu İzmir de ben ağayım diyen herkesi  1 gün içinde öldürürüm.

A: Canlı çıkarsak söz yardım ederim abi.

Y: Güldürme lan beni… yavaş yavaş ilerleyeceğiz başka çare yok.

A: Tamam abi.

Y: Ulan Cem hakkını helal et!

C: Hayırdır abi ölüyor muyuz?

Y: Öyle gözüküyor.

C: Abi ben öyle bir delikanlı görmüyorum!

Y: Ulan sorunda o zaten adamlar gözükmüyor!

A: Abi bak şu sol taraftaki gözüküyor.

Y:  Güzel! Şimdi ben yerden geriye ahıra doğru gidiyorum durmadan o tarafa sık.

A: Tamam abi.

Y: Hakkını helal et Altan’ım.

A: Ben seni öbür tarafta bulurum, helalleşiriz abi.

Y: Başla! Cem sende!

….

… ulan yağmur gibi kurşun yağıyor. Traktörde çalışmazsa buradan çıkış yok! Çalışırsa lastikleri mevzi olarak kullanıp bir şekilde çıkarız buradan. Ah!

C: Abiii! Altan abi vuruldu!

A: Abiiiiii!

C: Altan dur!

A: Şerefsizler! Alın lan şeresizler.

C: Ulan yat yere yat.

A: Abi, abi iyi misin?

Y: Dur ölmedim daha…

A: Çok kan kaybediyor kurşun boşluğuna girmiş. Çıkmamız lazım lan buradan!

C: Ulan zaten bir çıkarsak!

A: Ne oluyor lan?

C: Bunlar kim lan?

A: Abi.

Y: …

C: Altan adamlara sıkıyorlar.

A: Kim lan bunlar?

C: Kar maskesi var askeri kıyafetliler.

A: Düşmanımın düşmanı benim dostumdur.

C: Abiyi çıkartmamız lazım buradan.

A: Çatışma diniyor, maskeli adamlar hepsine sıkıyor da kim bunlar.

C: Bilmiyorum ama yardım ediyorlar.

A: Biz ne yapacağız çatışacak mıyız?

C: Bilmiyorum, bakalım kimlermiş.

A: Geliyorlar.

C: Hayırlısı.

 

Yiğit: Kusura bakmayın geç haberimiz oldu.

A: Sen kimsin?

Y: Yusuf abi nerede?

C: Kimsin lan sen!

Y: Ben Yiğit Kaynak, Yusuf abi nerede?

A: Burada olduğumuzu nereden biliyorsun?

Y: Kardeşim sıkıntı yaratacak olsam direk kafana şuracıkta sıkar giderim. Yusuf Yılmazçelik nerede?

C: Vuruldu!

Y: Ne!

A: Kan kaybediyor.

Y: Fahri! Hemen Yusuf Yılmazçeliği hastaneye götürün. Hastanede tam güvenlik alınsın.

Fahri: Peki abi.

A: Bizimle beraber olmazsa Yusuf abinin de bizimde ölümüz çıkar buradan.

Y: Arkadaşları da alın.

 

                2 saat sonra hastanede;

 

A: Nedir durum doktor?

D: Hayati tehlikesi yok, kurşun sıyırmış ama kan kaybetmiş dinlenmesi gerek.

C: Ne zaman kendine gelir?

D: Biz takviyeyi yaptık bünyesinin sağlamlığına göre birkaç saat içinde. Bu olayı yetkililere bildirdiniz mi ?

Yiğit: Doktor! Böyle bir olay olmadı eğer oldu diyorsan sende bu olayda öldün. Hangisi?

D: Polis soracaktır.

Y: Ben buradayken kimse kimseye bir şey soramaz. Sen işine bak hadi.

C: Çocuklara haber ver kaç kişi kaldılarsa hepsi hastaneyi kaleye çevirsinler. Abinin kapısın da da seninle benden başka kimse beklemesin Altan!

A: Tamam.

C: Sen kimsin birader?

Y: Önder Kılıç denilen adamın düşmanı ama benden kuvvetli o yüzden bir şey yapamadım, yapamıyorum. Yusuf Yılmazçelik le olayını duydum. Yusuf abiyi bilirim adını duydum. Önder ona pusu kurunca o pusudan kurtarırsam eğer ortada Önder denilen bir adam kalmaz. Buda işime gelir.

A: Çıkar meselesi?

Y: Çıkarcı bi adam gelip çatışmadan sizi almaz.

C: Neyse sağ ol. Yusuf Yılmazçelik bunun altında kalmaz.

Y: Karşılık olarak yapmadım. Sadece kendine gelince görüşmek istediğimi söyleyin.

A: Eyvallah!

….

 

5 saat sonra Yusuf Yılmazçelik’in odası

 

Yusuf Yılmazçelik: Altan!

A: Abi! Uyandın mı? Cem kalk lan abi uyandı.

C: Şükür be abi. Ne yapıyorsun sen.

Y: Su! Su verin.

A: Kapıya söyle hemen su bulsunlar?

C: Beyler hemen su bulun lan! Kaç adamımız varsa kapıda etten duvar olsun! Doktor dahil kimse içeri girmeyecek.

Y: Ne oldu lan nasıl çıktık oradan?

A: Abi yorma kendini. İyileşince anlatırız.

Y: Ulan soru sordum.

A: Abi Yiğit diye bi adam geldi bize sıkanların hepsine sıktılar bizi de alıp buraya getirdiler.

Y: Kimmiş bu adam?

C: Abi bilmiyoruz. Seninle de görüşmek istiyor.

Y: Çağırın hemen gelsin.

A: Abi biraz dinlensen.

Y: Ulan çağırın.

C: Tamam abi arıyorum.

Y: Elimin altına bir silah koyun.

A: Abi yastığının altına ben koymuştum.

Y: Doktorlara, hemşirelere hala ayılmadığımı hatta ne zaman ayılacağımı falan sorun. Ayıldığımı kimse bilmesin. Eleman gelince de hemen bana getirin.

 

1 saat sonra.

A: Abi yiğit denilen adam geldi.

Y: Gelsin.

A: Buyur!

Yiğit: Abi geçmiş olsun.

Yusuf: Sağ ol aslanım.

Y: Kusura bakmayın biraz geç kaldık.

Yusuf: Sorun değil, kimsin sen anlat.

Y: Abi Kendi şehrimizde kendi kuvvetimizce bir adamız. Ama bu Önder denen şerefsiz iyi iş yapan kimseyi barındırmıyor. Nice benim gibileri ölü buldular kimsenin de bu adama bir dur dediği yok. Seni biliriz, severiz, sayarız ve duyduk ki bu kansıza cezasını kesmişsin ama biliriz ki bu adam yemez karşı gelir. Sana yardım edersem bu adam ortadan kalkar etmezsem zaten er veya geç beni de haklar.

Yusuf: Severim açık sözlü adamı.

Y: Eyvallah abi.

Yusuf: İzmir’i sana veriyorum.

Y: Veriyorum derken?

Yusuf: Bu saatten sonra İzmir’de uçan, kaçan, konan, koşan hepsi sende. Benim kuvvetim senin kuvvetin!

Y: Eyvallah abi.

Yusuf: İzmir’in yerel basınında yaptırım gücün var mı?

Y: Var abi.

Yusuf: O zaman yerel basında benim yolda saldırıya uğradığımı, yoğun bakımda olduğumu, hayati riski atlatamadığımı hemen yay! Bütün yerel basın çalkalansın… Altan Cem’i çağır.

C: Buradayım abi.

Yusuf: Burada ne kadar takım elbiseli adamımız var sa hepsi odaya girsin, hemen!

C: Beyler herkes içeri girsin. Çabuk, çabuk!

Yusuf: Kapıyı kapatın… Altan kaldır beni.

A: Abi ne yapıyorsun?

Yusuf: Oğlum ne diyorum ben?

A: Yaslan bana abi.

Yusuf: Sen! Gel buraya.

Koruma: Emret abi.

Yusuf: Çıkar üstündekileri… Altan sende beni soy.

Koruma: Anlamadım abi.

Yusuf: Ulan soyun! Sizde beni soyun… Şimdi benim hasta kıyafetlerini giy gözünü bile açmadan yat uyu.  Unutma komadasın! Kılını bile kıpırdatma! Yerel basında haber yayılınca ifade için polis gelecektir. Kesinlikle kılını bile kıpırdatma! Anladın mı?

Koruma: Emredersin abi.

A: Abi sen bu halde neden kalkıyorsun. Biz halledelim.

Yusuf: Yok, ben ona elimle sıkmazsam, onu benden önce başkası alırsa ben bu şehirde taş üstünde taş bırakmam! Çocuğun kıyafetleri bana giydirin.

A: Gel abi.

Yusuf: Yerel basına hemen yayılsın haber. Unutma komadayım asla kalkamam. Çocuklar sizde polis gelince arkadaşınızın yüzü gözükmeyecek şekilde Yusuf Yılmazçelik daha ayılmadı diyin. Hatta Cem sen burada kal.

C: Abi gelseydim.

Yusuf: Oğlum!

C: Tamam abi.

Yusuf: Altan, kimsenin bilmediği bir araba ayarla.

Yiğit: Abi bizim arabalardan birini alın hepsi 35 plaka dikkat çekmez.

Yusuf: En dandiğini al Altan.

A: Tamam abi.

Yiğit: Abi bu adamın bu gece bir görüşmesi var. Bu adreste ortaklarından birisi ile görüşecek.

Yusuf: Ben daha ne isterim ki.

Y: Anlamadım abi?

Yusuf: Bir şey yok sesli düşündüm. Ver adresi.

 

2,5 saat sonra adı bilinmeyen bir restoran da…

 

… Son dakika gelişmesi için yayınımıza ara veriyoruz sevgili izleyenler. İş adamı Yusuf Yılmazçelik bu gün İzmir de yolda saldırıya uğradı! Vücuduna 3 kurşun isabet eden Yusuf Yılmazçelik in hayati tehlikeyi atlatamadığı hala yoğun bakımda olduğu bilgileri alındı. Bazı çevreler tarafından mafya hesaplaşması olarak nitelendirilen olayı henüz üstlenen olmadı…

 

Önder: Olay budur işte ortağım! İki günlük yeni yetme bize racon kestiğini zannetti. Ulan sen kimsin derler adama.

Şükrü: Ortak adam ölüyormuş ha ha ha.

Ö: Bizimkilerde suç ki orada öldürememişler.

Ş: Bu adam ölse de başımıza iş açmaz değil mi?

Ö: Şu zamana kadar kim ödlüde bela oldu bize?

Ş: Sen doğrusunu bilirsin.

 

… o sırada dışarıda…

 

A: Abi mekan burası.

Y: Bir dolan bakalım mutfak girişi falan var mı ?

A: Tamam abi…

Y: Ulan şu cep telefonu bir kere de uygun bir yerde çalsın. Hadi buyur bu neden arıyor şimdi ? Alo!

Zeynep: Yusuf nerdesin?

Y: Şu an hiç müsait değilim Zeynep!

Z: Benimle konuşacaksın! Alkollüyüm her şeyi yapabilirim.

Y: Zeynep! Ne yapıyorsan yap, şu an konuşamayacak durumdayım.

Z: Nerdesin?

Y: Özel bir işim var Zeynep.

Z: Karı kız işleri değil mi?

Y: Aslında sayılır!

Z: Ne diyorsun sen…

A: Abi mutfak girişi var.

Y: Zeynep, kapatmam gerek! … nasıl kalabalık mı mutfak ?

A: Garsonlar sigara içiyor abi kapıda.

Y: Tamam, yürü.

A: Abi tek başına yürüyebilecek misin?

Y: Ulan yürü!

A: Tamam abi.

 

Y: Beyler nefes alış şeklini değiştiren olursa kafasına sıkarım! Hepiniz içeri, çabuk lan!

Garson: Abi ne oluyor.

A: Gözüm yürü bizim sizinle işimi yok.

Y: Sen! Gel buraya! Soyun!

Garson: Abi ne yapacaksın?

Y: Ulan soyun! Bu kapı ne kapısı ?

G: Abi malzemeleri koyuyoruz oraya.

Y: Üzerinizdeki bütün cep telefonlarını çıkartın. Yanlış yapan olursa sıkarım!

G: Abi bize ne yapacaksınız?

Y: Altan ben kıyafetleri giyerken bunların hepsini kapat şuraya… dur lan dur kapatma. İçerde başka kimse var mı lan garson ?

G: Abi şef var.

Y: Hadi buyur.

A: Ne yapacağız abi?

Y: Arayın lan biriniz çağırın şu şef midir nedir.

G: Alo şef bir içeriye bakar mısın?

Y: Tamam Altan kapat şunları.

Şef: Ne oldu?

Y: Bunu da al Altan.

Ş: Siz kimsiniz.

A: Gir anam içeri gir. Anlatırlar sana içerde. Ver cep telefonunu da… tamam abi hepsi içerde.

Y: Garsona benzedim mi lan?

A: Oldun abi.

Y: Şimdi ben içeri gidiyorum içinden 100 e kadar say sende gel.

A: Abi tek gitmesen ?

Y: Lan garsona mı sıkacaklar dediğimi yap.

A: Tamam abi.

 

….

Yusuf: Merhaba efendim. Siparişinizi düşündünüz mü?

Önder: Şef sen ne tavsiye edersin, bak misafirim kıymetli biridir sizi çok tavsiye ettim.

Y: Efendim çok güzel mermi buğulama var!

Ö: Ne? Anlamadım.

Y: Anlarsın, anlarsın. Kıpırdayan olursa bu itin kafasını dağıtırım! Söyle lan atsınlar silahlarını.

Ö: Sen canına susamışsın.

Y: Senin gibi ölmeyi bayılmak zannetmiyorum en azından. Sen beni bayılttın ben ayıldım. Bakalım seni ayıltabilecek bir kuvvet var mı?

Ş: Bak delikanlı, biz senin gibi çok adam gördük ama hepside öldü!

Y: Yorum yapma lan! Şerefsiz.

A: Abi bunları ne yapalım?

Y: Bunlardan başka koruma var mı yanında bu itin?

A: yok abi 4 kişiler sadece bu şerefsizlerle beraber 6.

Y: Hallet bunları.

A: Yürüyün lan pusucu şerefsizler.

Y: Şimdi gelelim sana, ben sana ne dedim?

Ö: Uzatma ne diyeceksen de, ne yapacaksan yap sonrasına bakalım.

Y: Olur uzatmayalım bence de!

Ş: Ortak!... Sen ne yaptın?

Y: Anlaman için aynısını da sana mı yapayım?

Ş: Sen delirmişsin.

Y: Ulan ben sana yorum yapma demedim mi?

Ş: Ah!

Y: Ne o canın mı yandı?

Ş: Ne diyorsan eyvallah beni bırak yeter.

Y: Bundan sonra bu it olmadığına göre sahipsizsin, ama korkma sana bana bağlı yeni bir sahip veriyorum. Emirleri Yiğit ve kadrosundan alacaksın!

Ş: O kim?

Y: Baban!

Ş: …

Y: Anlaşılmayan bir şey var mı?

Ş: Yeter ki canımı bağışla.

Y: Demek anladın. Şimdi gidiyorum ama dua et canım herhangi bir şeye sıkılmasın, sırf can sıkıntım geçsin diye seni öldürürüm.

Ş: …

Y: He! Delikanlıysan buraya gelip neler yaptığımı sağda solda anlatırsın. Altan yürü…

 

2 saat sonra hastane…

 

Yusuf: Altan polis kaynıyor her yer.

A: Gördüm abi.

Y: Cem i ara Yusuf abi uyandı diye heyecan yaratsın bizim bütün çocuklar odaya doluşsun en son biz girdikten sonra kapıyı kapatsınlar.

A: Tamam abi.

C: Yusuf abi ayıldı herkes odaya gelsin, herkes!

Y: Altan yürü hızlı biraz… kapatın kapıyı. Aslanım kalk hemen soyun çabuk, çabuk lan!

C: Abi polisler geldi ayılmadı dedik bekliyorlar hala!

Y: Tamam beni uyurken gördüler mi?

C: Evet abi.

Y: Çağırın gelsinler. Altan şunu tut giyinemedim…

Cem:  Ne oldu ne yaptınız?

A: Neyi?

C: Oğlum nereye gittiniz siz?

A: E işi halletmeye gittik.

C: E tamam, hallettinizmi?

A: Evet!

C: Ne yaptınız?

A: Abi Önderin kafasını dağıttı!

C: Öldü mü?

A: Beyni yere düştü tek kurşunla. Beyinsiz yaşayabiliyorsa ölmemiştir.

C: Oh be! İçim rahatladı!

Polis: Yusuf bey size saldıran kişileri tanıyor musunuz?

Y: Hayır göremedim. Arabadan inerken ateş ettiler.

P: Birkaç saat önce İzmir’in büyük iş adamlarından Önder Kılıç ve 4 koruması öldürüldü, ortağını da ayağından yaralamışlar. Olayla ilginiz var mı?

Y: Komada yatarken beni gören sizsiniz hem ben Önder denen adamı tanımam. Allah Rahmet eylesin!

P: Olayda sizin adınız geçiyor yalnız.

Y: Ben tanımam etmem, ortağı sadece yaralanmış demek ki yaşıyor ona sorun.

P: Size saldırı yapanların eşkalini tarif edemeyecek misiniz?

Y: Hayır görmedim!

P: Adamlarınız?

Y: benim görmediğimi onlar nasıl gördün?

P: …

 

… az önce aldığımız bir habere göre iş adamı Önder Kılıç ortağı ile yemek yediği restoranda saldırıya uğradı! Önder Kılıç ve 4 koruması hayatını kaybederken adı açıklanmayan ortağı ayağından yaralandı. Adının Şükrü olduğunu öğrendiğimiz ortağı yakın çevresine “ Saldırıyı yapanların kim olduklarını bilmediğini, saldırganların yabancı dilde konuştuklarını ve ne dediklerini anlamadıklarını” söyledi.

 

 

 

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

91 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,626375/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 11

4 Mayıs 2010 21:29. Yazar: serdar

Aslan 11

 

(Şu sıralar bir dizide oynayan dayı karakteri ile bizimki arasında benzerlik yoktur. Yeni okuyanların haberi olmalıdır ki Aslan isimli yazı dizisinin ilk bölümü yazıldığında bahsi geçen dizi ortada yoktu! ve dayı karakteri Aslan ın ilk bölümünden beri mevcuttur.)

 

Son hikayemizden bu zamana yaklaşık 7 ay geçmiştir ve gelişmeler pek iç açıcı değildir.

 

A: Abi. Bu adamı ne yapacağız bir fikrin var mı?

 

Y: Bakacağız bir çaresine, araba hazır mı ?

 

A: Hazır abi. Ne zaman çıkıyoruz?

 

Y: Yok ben tek çıkıyorum. Siz ofise gidin orada görüşürüz.

 

Cem: Abi tek başına gezmene hiç olumlu bakmıyorum haberin olsun.

 

Y: Ne olacak oğlum ? bir şey olacağı varsa senin yanında da olacak, mani olamazsın.

 

A: Abi öyle deme aslında birimizden birimiz yanında olsak fena mı olur ?

 

Y: Lan tamam! Üstüme gelmeyin bir şey olmaz ofiste görüşürüz. Ben çıkıyorum.

 

A: Emrin olur abi.

 

Y: Şu geçen gün gittiğim restoranın sahibiyle görüştünüz mü?

 

C: Abi ben haber yolladım en yakın zamanda gelecek seninle görüşmeye.

 

Y: Yok, yok tamam ben vazgeçtim gelmesin.

 

C: Peki abi. İletirim.

 

Y: Çıkıyorum ben. Görüşürüz ofiste…

 

 

 … bir kere de uygun bir yerde görüşelim be, bu ne ? Nerede çayır çimen var orada görüşmeye çağırıyor beni. Neredesin be dayı ?

 

Dayı: Aslan!

 

Yusuf: Yine enteresan bir giriş, yine sen.

 

D: Biz interesanlığı senden öğrendik aslan!

 

Y: Bırak bu işleri, beni kaçırdığın ilk günü bile hatırlıyorum. Enteresanın en önde gidenisin sen.

 

D: Bırak lafı şimdi.

 

Y: Ee ? bırakalım neden buradayız?

 

D: Sana sormak lazım, neler yapıyorsun.

 

Y: Sanki haberin yok neler yaptığımdan.

 

D: Var!

 

Y: E neden soruyorsun o zaman ?

 

D: Dalgamı geçiyorsun lan sen benimle !

 

Y: Bana bu dünyada bu ve benzeri cümleler kurabilen tek kişisin ama bu seninde devamlı böyle konuşabileceğin anlamına gelmiyor.

 

D: Tehdit mi ediyorsun sen beni?

 

Y: Nasıl anlıyorsan öyle.

 

D: Yok ederim lan seni!

 

Y: Emin ol kaybolurken senide alır götürürüm.

 

D: Asla…

 

Y: Şuna anlaşalım bir kere. Eskisi gibi bir adam değil Yusuf Yılmazçelik! Ve bu adamı sen bu hale getirdin. Kafası atarsa vururda, keserde, öldürürde.

 

D: Burada olma sebebimiz bu zaten. Aklına estiği gibi adam öldüremezsin.

 

Y: Aklıma estiği gibi öldürecek olsam şu an karşımda konuşamıyor olurdun.

 

D: Ee ? nedir o zaman sende ki bu kasaplık merakı?

 

Y: Kasaplar meslek için keser ve öldürmez onlara zaten ölü gelir onlar işine bakar.

 

D: O zaman seninki farklı. İnşaat firması sahibi neden öldü ?

 

Y: Dosyada bilgisi var. Uyuşturucu şebekesinin İstanbul da ki en büyük adamıydı.

 

D: Nakliye firması sahibi neden hayatta değil?

 

Y: Adamın nakliye firmasındaki tırlarıyla neler taşıdığını biliyor musun sen ?

 

D: Ne taşıyormuş?

 

Y: Verdiğim dosyada var okursun.

 

D: Hadi hepsini geçtim. En son ölen iş adamında kesinlikle senin parmağın var. Dosyada adamın adı bile yok. Bu işi neden kafana göre yaptın?

 

Y: Adamın örgütle bağlantısı var. Örgütle bağlantısı olan adamı da öldürmek için izin alacaksam şu dakika ayıralım yollarımızı.

 

D: Ben öyle bir şey demedim.

 

Y: Ya bak ne diyeceğim. Sen beni dağa göndersene. Orada ne yaparsam yapayım hesap sormayacaksın zaten.

 

D: Ne yapacaksın dağda?

 

Y: E gönderde görelim şu kahpeleri pusu kurup adam öldürmek nasıl oluyormuş. Para pul hiçbir şey istemiyorum. Ben, Atlan, Cem birkaç kişiyi daha alırım yanıma başkada hiçbir şey istemem.

 

D: Senin buralarda yapman gereken işler var. Seninle çok ilgilendik başka yere gönderemeyiz.

 

Y: Olur. Bende buradaki çakalları keserim ama bunlarında hesabını vermem.

 

D: Benim haberim olmadan hiçbir şey yapmak yok. Şimdi anlat nedir durumlar.

 

Y: Serkan denen kansız tahmin ettiğimiz adamlarla ilişki içerisinde. Çocuklar bu gün bir şekilde alacaklar. Geldiği zaman bakacağız.

 

D: Sakın adamı vurup öldürme.

 

Y: Seni anlamak çok zor, adam bariz örgüt yöneticisi sen bana öldürme diyorsun. Haberlerde ağlayan anaları görünce kendimi suçlu hissediyorum sonra.

 

D: O adam bizi en büyüklerine götürecek. O adama sıkmak falan yok. Söz ver!

 

Y: Vermem!

 

D: Ya söz vereceksin ya da senden önce ben aldırırım adamı.

 

Y: Söz!

 

D: Söz veriyorum adamı vurmayacağım!

 

Y: Off! Söz veriyorum adamı vurmayacağım.

 

D: Bu telefonu al. Bundan sonra devamlı irtibat halinde olacağız.

 

Y: Teknoloji ye ayak uydurmaya başlamışsın, yoksa gizli adam olmaktan mı sıkıldın.

 

D: Yoksa dizginleyemeyeceğim seni.

 

Y: Beygir miyim ben?

 

D: Hayır ama en az onun kadar kuvvetlisin!

 

Y: Sahi nasıl olacak…

 

D: Ney nasıl olacak ?

 

Y: Çok param var ve her açtığım işte daha da çok kazanıyorum. Bu paralar ne olacak, nasıl kullanılacak?

 

D: Bana ne lan senin parandan. O senin ticari başarın ne yapıyorsan yap.

 

Y: Ben bu kadar büyük para istemiyorum. Parayla pulla işim yok benim.

 

D: Verdiğim telefon devamlı yanında olsun. Her aradığımda ulaşabileyim sana.

 

Y: Biz nasıl ulaşacağız sana ?

 

D: Numara orada kayıtlı.

 

Y: Tamam.

 

D: Haydi şimdi yoluna, adamı alıp bilgileri aldıktan sonra hemen haber ver bana.

 

 … neymiş efendim yapmaymış etmeymiş, sanki kendi çok güzel işler yapıyo gizemli herif!

 

Y: Alo ne yaptınız?

 

Atlan: Cem adamı almaya gitti abi, ben şirketteyim.

 

Y: Tamam ben geliyorum.

 

… bu adamı alıp konuşturduktan sonra bırakmak olmaz haber uçurur baştakilere. E yok edemeyeceğiz de söz verdik. Bakalım ne olacak. Bu kim ?

 

Y: Alo!

 

Ebru: Baktım ki sen aramayı düşünmüyorsun ben aramalıyım sanırım diye düşündüm.

 

Y: Aramam için bir sebep var mı?

 

E: Patronluk yapma bana! Senin şirketinde çalışmıyorum artık.

 

Y: Neden?

E: İstifa ettim bir arkadaşımla ortak iş yapacağız.

 

Y: Hayırlısı.

 

E: Açılışa gelir misin?

 

Y: Ben sevmem öyle şeyleri.

 

E: Davet edende kabahat zaten. Ben yinede açılış zamanını bildiririm. İyi geceler.

 

… bu ne trafiktir ya.. 2 adım yere gelemedik…

 

Atlan: Abi hoş geldin.

 

Y: Eyvallah. Haber var mı?

 

A: Yok abi daha Cem aramadı.

 

Y: Tamam yukardayım ben haber verirsiniz bana.

 

A: Tamam abi.

 

… Zeynep’in işi nasıl oldu acaba arayıp sorsam mı? Yok be Yusuf hiç işin olmasın. Bir Özgüre bakalım nedir durumlar.

 

Y: Alo! Ne haber lan playboy!

 

Özgür: Ne komiksin lan sen öyle. Hayranım sana.

 

Y: Ne yapıyorsun?

 

Ö: İyi kardeşim senden?

 

Y: Şükür! Zeyep’in işinden haber var mı ?

 

Ö: Yok işte sen hallettin kapandı konu.

 

Y: Tamam bir sıkıntı olursa haber ver mutlaka bana. Senin kulağın deliktir.

 

Ö: Tamam. Ergin’ le konuştun mu ?

 

Y: Dur telefon çalıyor konuşuruz sonra.

 

Y: Alo!

 

Atlan: Abi! Acilen otoparka inmen lazım.

 

Y: Hayırdır lan ?

 

A: Abi hemen, ama hemen.

 



 

Y: Ne oldu lan, apar topar indirdin beni.

 

A: Abi bu her yeri tahta ile kapalı kutu geldi. Üzerinde içinde canlı var diyor.

 

Y: Bize kim ölü gönderir zaten. Ne varmış içinde.

 

A: Açmadık abi, sen bir gör istedik.

 

Y: Açın bakalım önünü şunun.

 

A: Abi bir baktırsaydık. Bomba falan olmasın.

 

Y: Zaten birisi bomba gönderdi ve biz onu otoparkımıza kadar soktuysak patlasın Altan.  Aç şunu aç.

 

A: Çocuklar açın şunu, dikkatli olun.

 

Y: Kimden gelmiş bu yazıyor mu gönderen kişi?

 

A: Abi şu geçen ay çek işini haletliğimi bir adam vardıya, onun adresi yazıyor üstünde.

 

Y: Tamam çocuklar açılın siz, ben bakarım gerisine.

 

A: Abi!

 

Y: Lan bir sus!

 

… ne ki lan bu şimdi? Demir parmaklık falan var tahtaların arkasında. Altan bi silah verin bana… o ne lan ? bir not var.

 

 

 “ Sevgili Yusuf Abi;

 

Kısa süre önce tanışmış olmamıza rağmen sizi öz abim kadar sevdim. Eğer ki sizin hallettiğiniz iş olmasaydı elimdeki tüm mal varlığı yok olacaktı. Kısada olsa sohbetimizde en sevdiğiniz canlının kaplan olduğunu söylemiştiniz. Sibirya da inşaat işi yaptığımız ortaklarımdan birine rica ettim ve size gönderdiğim Sibirya Kaplanı yavrusunu temin ettim.

Sevgi ve Saygılarımla;

 

Kardeşiniz Emre Kıyıcı”

 

Altan: Abi ne yapacağız bunu?

 

Y: Ne yapacağız oğlum bakacağız. Dünya üzerinde kaç tane kaldı ki bundan bizde atalım. Şimdi buna bir de isim lazım.

 

A: Abi ne yer bu ?

 

Y: Pilav üstü döner, yanında da ayran ama kapalı kutu olsun. Lan sen denyo musun?

 

A: Abi ne bileyim ben kaç kere kaplan besledim.

 

Y: Tabi beni de ormanda kaplanlar büyüttü zaten, oradan biliyorum. Git et falan bir şeyler bul.

 

A: Bir tabak yeter mi abi?

 

Y: Altan gözümün önünden kaybol kafanı gözünü kırdırma bana.

 

A: Tamam abi.

 

Cem: Abi ben geldim.

 

Y: İyi yaptın.

 

C: Abi elemanı aldık, eli kolu bağlı duruyor.

 

Y: Yerim şimdi elemanını, dur dünyada aşığı olduğum tek canlı karşımda sen bana it den köpek den bahsediyorsun!

 

C: O ne abi ?

 

Y: Kaplan.

 

C: Gerçek mi abi?

 

Y: Yok çakma, kediyi boyamışlar bu renge, oğlum sayıyla mı verdiler sizi bana bu gün.

 

C: Kaplan nasıl çağırılır abi?

 

Y: Pisi pisi diye!

 

C: Pisi pisi pisi…

 

Y: Yemin ediyorum sıkarım eline ayağına şimdi. Adı ne olsa bunun şimdi.

C: Karabaş falan gibi bir şey mi?

 

Y: Ulan koca kaplan bu kaplan! Sen hala ciddiyetin farkında değil misin?

 

C: Abi ne bileyim Tom falan koysak mı?

 

Y: Yok yok buldum ben.

 

C: Nedir abi?

 

Y: Störlin!

 

C: Ne demek abi Störlin?

 

Y: Boş ver sen adını bil yeter.

 

C: Tamam abi.

 

Y: Störlin i götürün buradan.

 

C: Nereye koyalım abi?

 

Y: Bahçeye salın!

 

C: Tamam abi.

 

Y: Ulan hakikaten öküzsün sen bugün. Sakın bahçeye falan salmayın. Kafesle götürün bahçeye koyun. Altan’a da söyle hayvan doyana kadar yemek versin. Korkmayın zaten henüz yavru sayılır 1 yaşında ya var ya yok.

 

C: Tamam abi, Serkan denen kansızı ne yapalım.

 

Y: Nerede o?

 

C: Aşağıda depoda.

 

Y: İnelim ozaman.

 



 

Y: Kalk lan şerefsiz. Açın şunun ağzını, ellerini de çözün.

 

Serkan: Sen kimsin?

 

Y: Azrail! Kimine böyle gözüküyorum.

 

S: Beni kaldırdığını duyarlarsa sülaleni kazırlar bu dünyadan.

 

Y: Bak sen! Sizde sülale kavramı var mı lan it! Ufacık çocukları organları için kaçıran köpeğe bak sen sülaleden falan bahsediyor. Kim kazıyacak lan beni?

 

S: Kimsin sen adını söyle bana.

 

Y: Yusuf Yılmazçelik.

 

S: Abi sen olduğunu bilmiyordum ben. Beni alan arkadaşlarda çok kaba davranınca çıkaramadım.

 

Y: Cem gördün mü? Serkan sizin için kaba insanlar dedi.

 

C: Gördüm abi. Bu nasıl!

 

S: Ahh!

 

Y: Dur suratına vurma, konuşmasına mani olmasın.

 

S: Abi lütfen! Beni bırak elimi eteğimi çekeyim bu işlerden emirinde olayım abi.

 

Y: Zaten emrimdesin. Cem!

 

C: Buyur abi.

 

Y: Silahı kafasına daya ve benim sorduğum sorulara cevap vermezse, yalan söylerse ya da senin hissettiğin her hangi bir yanlış olursa sık kafasına.

 

C: Tamam abi.

 

Y: Yerinde olsam Cem i inandırmaya çalışırım Serkan efendi.

 

S: Abi yapmayın!

 

C: Kes lan çakal!

 

S: Ahh!

 

Y: Kaç çocuk kaçırdın lan şimdiye kadar?

 

S: Abi bilmiyorum.

 

Y: Cem!

 

S: Ahhh! Abi 10 tane vardır.

 

Y: Ne yaptınız lan bu çocukları.

 

S: Abi elimi ayağımı çektim yemin ederim bir daha karşına çıkmıyacağım.

Y: Düşündün mü lan hiç o çocukların çektiği acıları? Ailelerinin meraklarını acılarını.

 

S: Abi pişmanım. Lütfen.

 

Y: Kim var işin arkasında?

 

S: Abi beni öldürürler.

 

Y: Yaşayacağını kim söyledi lan it!

 

S: Abi yaşatmazlar beni.

 

Y: Cem 10 saniye içinde cevap vermezse sık kafasına.

 

S: Abi ! yalvarırım.

 

C: Abi 6 saniye kaldı.

 

Y: Bana hatırlatma direk süre bitiminde sık kafasına.

 

S: Ozan…. Ozan Hakçı!

 

Y: Kim lan bu?

 

S: Abi büyük, çok büyük.

 

Y: Necidir? Ne iş yapar?

 

S: Abi organından uyuşturucusuna bütün işler bu adamın elindedir. Bu alemde olan hemen hemen herkes itaat eder adama.

 

Y: Nerede bulacağız bu adamı ?

 

S: Abi bir kağıt kalem verin bana çizeyim hemen.

 

Y: Cem!

 

C: Al lan çiz bakalım köpek!

 

S: Buyur abi burasıdır. Ama kale gibi korunur.

 

Y: Şimdi ben seni ne yapayım.

 

S: Abi affet böyle olacağını bilmiyordum olayın.

 

Y: Sana şimdi yapacağım dan kurtulursan, zaten yaşamaya hak kazandın demektir.

 

S: Anlamadım abi!

Y: Cem! Söyle Störlin’i getirsinler.

 

C: Tamam abi… Altan Störlin’i getirin…

 

S: Abi Störlin nedir?

 

Y: Tanışırsın birazdan.

 

A: Abi Kafesle mi getirelim?

 

Y: Evet!

 

A: Yemek veriyorduk bizde…

 

Y: Yok yok vermeyin getirin hemen.

 

A: Tamam abi.

 

C: Abi… Störlin?

 

Y: Ee?

 

C: Sıkıp kafasına gömeyim bir yere?

 

 

(Dayıyla geçen konuşmanın hatırlatması)

 

D: O adam bizi en büyüklerine götürecek. O adama sıkmak falan yok. Söz ver!

 

Y: Vermem!

 

D: Ya söz vereceksin ya da senden önce ben aldırırım adamı.

 

Y: Söz!

 

D: Söz veriyorum adamı vurmayacağım!

 

Y: Off! Söz veriyorum adamı vurmayacağım.

 

 

Y: Yok yok, aklımı bulandırma benim. Heh geldi mi benim koçum.

 

A: Geldi abi.

 

Y: Bak şimdi serkan efendi. Bu bir Sibirya kaplanıdır. Normalde uysaldır hemde çok uysal. Sen ona bir şey yapmazsan o sana yapmaz, sadece açlıktan delirmiş olması lazım. Ama iki büyük özelliği vardır birincisi dişine kan temas ettiği anda çıldırırlar ve dünyanın en vahşi hayvanı olurlar. İkincisi avlarının iç organlarının onlar için iyi bir besin kaynağı olduğunu bildikleri için dişleri ve pençeleriyle karın boşluğunu açıp önce kurbanın iç organlarını yerler.

 

S: Abi kölen olayım abi!

 

Y: Organlarını satmak için kaçırdığın çocuklarda sana böyle yalvardılar mı lan ? ama ben sana ağabeylik yapıyorum. Olurda kaplanı sen yenersen buradan elini kolunu sallaya sallaya çıkacaksın. Sana hayatının son ağabeyliğini yapıyorum.

 

A: Abi salıyor muyuz?

 

Y: Yok şimdi değil. Hayvanın kan kokusu alması lazım. Sen kaç çocuk kaçırmıştın lan şerefsiz? 10 demiştin değil mi ?

 

S: Abi elini ayağını öpeyim bağışla beni.

 

Y: Tutun şu şerefsizin ellerini 10 çocuğa 10 parmak.

 

S: Abi yalvarırım abi. Ayağına paspas olayım abi ne istersen yapayım abi.

 

Y: Bıçağı verin!

 

S: Abi!

 

C: Kes lan!

 

Y: Bu 1, 2

 

S: Ahhhhhhhh!

 

Y: 7, 8

 

S: Abi yalvarırım canımı bağışla.

 

Y: Buda 10 !

 

S: Abi lütfen!

 

Y: Altan! Störlin’in kapısını açın bizde çıkalım buranın kapısını da kapatın.

 

S: Abi yalvarırım beni böyle bırakma, yalvarırım abi.

 

Y: Serkan efendi, sen sen ol bu elindeki kanın kokusunu Störlin e duyurma.

 

S: Abi!!!

 

Y: Kapatın kapıyı.

A: Abi sonra ne yapalım.

 

Y: Yarım saat sonra girin içeri temizlenecek bir şey kaldıysa çöp poşetine koyun her hangi bir çöpe atın. Sakın gömmeyin bu şerefsizi toprak kabul etmez!

 

A: Tamam abi.

 

Y: Störlin e su verin sonra yemek sonrası hararet yapar hayvan. Yediği yemek pis bir yemek zaten. Sonrada evin arka bahçesine götürüp koyun. Şu ön bahçeye ona yakışır kocaman bir kafes yapın birde bakıcı bulun bir şekilde.

 

C: Abi bizimle mi kalacak yani ?

 

Y: Evet! Baksana geldiği ilk gün temizliğe başladı koçum benim!

 

A: Tamam abi. Bu arada ben istediğini aldım.

 

Y: Ne istemiştim?

 

A: Cebinde bile taşıyabilmek için çok ufak bir silah istemiştin ya.

 

Y: Hallettin mi?

 

A: Evet.

 

C: Abi kalem tabancalar var istersen.

 

Y: Yok bana fazla mermi alanı lazım.

 

A: Benim aldığım 6-35 kalibre 6 tane mermi alıyor abi. Buyur burada.

 

Y: Eyvallah. Şu Ferhat’ı arayın da yeni birkaç silah lazım olacak haftaya gelsin.

 

C: Tamam abi ben hallederim.

 

 

… ertesi sabah…

 

 

A: Abi günaydın. Çocuklar dün gece yola çıkmıştı şu an İzmir de hava alanında bekliyorlar bizi.

 

Y: Tamam. Kaç kişi olur onlar tahminen orada?

 

A: Abi 1 aydır kapılarında bekleyen ekip en fazla 30 kişi kada oluyorlar korumalar falan dahil dedi.

 

Y: Biz kaç kişiyiz?

A: Abi senin emrinle 29 araba çıktı yola her arabada da 4 kişi var.

 

Y: Yani 116 kişi.

 

A: Evet abi bizim arabayla beraber 30 araba. Sen, ben, Cem de eklenince 119 kişi oluyoruz.

 

Y: Tamam bizim araba nerede?

 

A: O da hava alanında abi. İzmir’de

 

Y: Biz nasıl gidiyoruz.

 

A: Cem uçağı hazırlattı. Bizi bekliyor abi.

 

Y: Çıkalım.

 

 

1 saat sonra hava alanında;

 

Cem: Abi hoş geldin.

 

Y: Eyvallah.

 

A: Buyur abi.

 

Y: Şimdi iyi dinleyin. Bu adam kendi şehri İzmir de kuvvetli bir adam. Kalabalık bir gruba da sahip. Gittiğimiz zaman bizi neyin bekleyeceğini kestiremiyorum. O yüzden çocukların hepsine orada da yine hatırlatın. Yanlış bir şey yapılmasın. Ama olası bir yanlış ta da affedilmesin.

 

C: Tamam abi.

 

Y: Hadi o zaman!

 

1 saat sonra İzmir’de ;

 

Cem: Beyler beni iyi dinleyin. Yusuf ağabeyin arabası konvoyun tam ortasında olacak. Mekana girildiği zaman herkes aşağı inecek ve Yusuf abi yere basamadan hareket edilmeyecek. Ben ne dersem onu yapacaksınız. Olası bir çatışma anında Yusuf ağabeyi kurtarmak herkesin en önemli görevi. Karşı taraf size nasıl davranırsa bizde öyle davranacağız. Emniyet birimleri olurda olay yerine gelirlerse kesinlikle onlarla polemiğe girilmeyecek. Anlaşılmayan bir şey var mı ?... Haydi arabalara!

 

A: Abi hazırız biz.

 

Y: Gidelim.

 

A: Abi ben seninle içeri giriyorum, Cem dışarıyı idare edecek haberin olsun.

 

Y: Tamam. Sende üzerini sağlama al.

 

A: Abi belimde 2 tane var. Sağlı solluda 2 tane tüfek alıyorum elime.

 



 

Y: Geldik, hadi bakalım.

 

Cem:  Yat lan! Yat! Beyler herkesi yere yatırın. Ellerini bağlayın… abi buyur bahçe temiz.

 

… o arada içerde…

 

Önder Kılıç: Ne oluyor lan?

 

Koruma: Ağam bahçe karıştı bir şeyler oluyor.

 

Ö: Bu kim lan, içeri giriyorlar.

 

K: Ağam çok kalabalıklar. Çatışalım?

 

Ö: Çatışmaya gelseler bu kadara adam direk sıkar bizi sağ bırakmazdı buarada. Dur bakalım içeri gidiyor iki kişi.

 

Yusuf Yılmazçelik: Önder Kılıç sen misin?

 

Ö: …. Ev.. evet.

 

Y: Beni tanıyor musun?

 

Ö: Hayır!

 

Y: Ben senin buradan gönderdiğin malları satman için görevlendirdiğin adamları İstanbul’da kıtır kıtır kesen kişiyim.

 

Ö: Yusuf Yılmazçelik!

 

Y: Destursuz adımı söyleme!

 

Altan: Gözüm sen şöyle bir uza!

 

Koruma : Agam?

 

A: Yerim lan aganı! Yusuf Yılmazçeli’ğin olduğu yerde ondan büyük ağa mı olur it!

 

K: Ahhh!

Y: Tamam altan sende dışarıda bekle.

 

A: Peki abi.

 

Y: Şimdi beni iyi dinle. Adam gönderdin kestim, mal gönderdin imha ettim, selam gönderdin almadım. Peki karşılığında sen ne yaptın?

 

Ö: Benim mallar…

 

Y: Bir kere daha lafımı kesersen seni kendi evinin bahçesine şu dışarıdaki 30 adamınla beraber gömerim… ben sana anlatayım ne yaptığını. Haber gönderdim dedim ki İzmir’de ne yapıyorsa yapsın ama İstanbul’a uzanmasın dikkate almadın. Dedim ki uyuşturucu işi ile bağlantısını kessin, kesmedin. Dedim ki fuhuş batağına insanları çekmesin, çekmeye devam ettin. Dedim ki İstanbul’a gelip bana itaat etsin, e onu da yapmadın böylelikle bana yapacağım tek bir şey bıraktın.

 

Ö: Nedir o öldürecek misin beni?

 

Y: Hiç merak etme öldürmeyeceğimi iyi biliyorsun. Öldürecek olsam bunları anlatmam gayet farkındasın.

 

Ö: Ee?

 

Y: Kendi adamlarının bile haeri yok değil mi yurt dışında yaptığın işlerden?

 

Ö: Hangi işlerden?

 

Y: Ulan çakal! Karşında ben varım. Kendi tükürüğünle boğarım seni.

 

Ö: Ne istiyorsun?

 

Y: Yaptığın işlerin tüm belgelerini bana devredeceksin, bende verdiğin belgelerle o işleri iptal ettireceğim.

 

Ö: Sebep?

 

Y: Yabancı adamlar, şirketler yapacağına bizim adamlar bizim Türk şirketleri yapacak bu işleri. Kazanacaksa vatan kazanacak!

 

Ö: Seni hiç ederler, hiç! Çok büyük adamlar var bu işlerin arkasında.

 

Y: Daha öncede çok büyük adamlar öldürdüm, merak etme.

 

Ö: Kendinden o kadar eminsin yani?

 

Y: Bizden eminim. Siz itsiniz! Paranız varken varsınız, yokken itsiniz! Bu gün beni öldürsen yarın başkası gelir sana. Ama sizde öyle bir şey yok. Bu gün seni öldürsem yarın bu işleri yapacak birileri varsa bak zamanında yapanı öldürdüler diye düşünür. Bizde öyle olmaz. Bu gün öleyim yarın yine gelirim farklı vücutla, bedenle.

 

Ö: Daha kuvvetli olmak, daha çok kazanmak varken neyin peşindesin?

 

Y: Şu an bu emirleri sana veren benim! Demek ki daha kuvvetli olmam için seninle aynı işi yapmam gerekmiyor.

 

Ö: Çok kalabalık gelmişsin etkilenmedim desem yalan olur.

 

Y: Senin her 10 itine benim 1 aslanım yeter aslında. Ama çocukları gezdireyim dedim. Yarın bu saatte İzmir’den ayrılacağım, bu saate kadar belgeler bana ulaşmazsa değil seni seninle aynı soy adı taşıyan kimse nefes alamaz. Sülaleni ortadan öyle bir kaldırırım ki cenazenize gelecek bir yakınınız dahi kalmaz. Cesediniz toprağa giremez. Anlatabildim mi?

 

Ö:….

 

Y: Bu sessizliği evet olarak kabul ediyorum. Şimdi gidiyorum delikanlıysan o belindeki silahı çıkar arkamdan sık!...

 

 

Y: Altan! Çocuklar toparlansın.

 

A: Emredersin abi.

 

Y: Sorun var mı Cem ?

 

C: Yok abi it köpek ne sorun çıkartabilir ki?

 

A: Abi nereye gidiyoruz?

 

Y: Yarına kadar buradayız. Otele doğru yürü…

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

79 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,848101/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Dinleyici Buluşması

20 Nisan 2010 21:41. Yazar: editor1

Bekleyin! Çook Yakında...

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

256 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,53125/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

3411 Görüntülü SMS ler

7 Nisan 2010 23:57. Yazar: editor1

Canlı yayını esnasında 3411 kısa mesaj servisine gelen mesajların bir kısmıdır. Paylaşılan bu SMS ler ekip tarafından gözden geçirilip kişi hakları (İsim/Telefon Numarası vb.) korunarak sayfamıza eklenmiştir. ...(SÖYLEMEZSEM ÇATLARIM MESAJLARI) NOT:MESAJLARI ALT KISIMDAN ÜST KISIMA DOĞRU OKUYUNUZ,çünkü yayın esnasında o şekilde okunmaktadır.

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

178 kişi tarafından 4.4 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,449437/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Storlin3

17 Şubat 2010 19:12. Yazar: serdar

İlk geldiği günler. O cüsseden bu cüsseye geldi oğlum. Ama şu an arabaya sığmıyor ne günlerdi o zamanlar be! Sokak köpeklerini gördüğümüz zaman Storlini montumun içine saklardım. Şimdi karşıdan isterse Ayı gelsin o bizden saklanıyor :)

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

257 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,59144/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Storlin2

17 Şubat 2010 19:04. Yazar: serdar

Aslan kafalı oğlum benim

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

190 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,605265/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Storlin

17 Şubat 2010 18:55. Yazar: serdar

Resimde dikkat edilmesi gereken şudur;
Saint Bernard cinsi köpekler dünyanın en iri cüsseli köpekleridir. Bir Rottweiler'in Saint Bernard kadar iri ve cüsseli olması inanılmaz bir olaydır. Resim önünüzde kıyaslamayı siz yapın ;) Hatta Storlin daha büyük diyebilirim :)

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

165 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,696969/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 11 ( Tanıtım )

5 Ocak 2010 18:20. Yazar: serdar

Altan: Abi acilen otoparka inmen lazım.

Yusuf: Hayırdır lan?

Altan : Abi hemen, ama hemen.

****************************************

 

Altan: Abi ne yer bu?

Yusuf: Pilav üstü döner, yanındada ayran. Lan sen denyo musun?

 

*****************************************

 

Yusuf: Şimdi ben sana ne yapayım?

Serkan: Abi affet böyle olacağını bilmiyordum olayın.

Yusuf: Sana şimdi yapacağımdan kurtulursan zaten yaşamaya hak kazandın demektir.

 

******************************************

 

Yusuf: Störlin'i götürün buradan.

Cem: Nereye koyalım abi?

 

******************************************

 

Yakında Aslan'ın 11. bölümünde !

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

126 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,468255/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5