Aslan 12

1 Temmuz 2010 18:51. Yazar: serdar

Aslan 12

 

Aslan 12

Yusuf Yılmazçelik: Saat kaç?

Altan: Abi 12:45.

Cem: Nedir abi olay ne yapıyoruz?

Y: Süre doldu, daha bekleyecek bir şey yok.

A: Abi oetlde yer ayırtıp neden burada kaldık?

Y: Burası İzmir, İstanbul değil. Kim kimin adamı ne bilelim biz. Millet otelde kaldık zannetsin biz dağ evinde iyiyiz.

C: Abi hazırlatayım mı arabaları ?

Y: Öyle bir şey dedim mi aslanım ben ?

C: Yok abi…. Gergin misin biraz ?

Y: Ben bahçeye çıkıyorum, biraz hava alayım sonra çıkarız.

A: Tamam abi.

 

C: Neyi kafaya taktı acaba?

A: Bilmiyorum herhangi bir şey görmedim ben.

C: Telefonu falan çaldı mı?

A: Yok telefonu da silahı da burada.

C:  Bu Önder Kılıç denen adamı taktı kafaya bence.

A: O ne lan?

C: Silah sesi lan bu.

A: Abi!

C: Yat Altan yere yat, her yerden sıkıyorlar.

A: Abi dışarıda!

C: Aloo, ulan nerdesiniz? Kaç kişiler çatışın abi bahçede hepiniz ölün gerekirse ona bir şey olmasın!

A: Cem, yavaş yavaş çıkmamız lazım, buraya doğru geliyorlar.

C: Abi nerde?

A: Çıkıp bakmamız lazım.

C: Ulan kılına zarar geldiyse İzmir sokaklarında sürüklerim bu itleri.

A: Takip et beni.

C: Dikkat et!

A: Çantada şarjörler var, çantayı al.

C: Aldım devam et.

A: Ulan kıyamet gibi mermi yağıyor, nerede bu sıkanlar?

C: Abiiiiii !

A: Yat! Yat! Buraya sıkıyorlar.

C: Ulan abi nerde?

A: Göremiyorum ben.

C: Kalk dikkat dağıtalım, abi ölürse hepimiz yaşasak ne olur?

Yusuf Yılmazçelik: Altan!

A: Abi! Neredesin?

C: Gördüm ben, bahçe kapısının orada.

Y: Sakın çıkmayın ağır silahları var!

A: Abi ne yapacağız?

Y: Silah verin bana!

C: Abi atıyorum!

Y: Ulan dikkat et!

C: Yok bir şey gelmedi bana.

Y: Böyle olmayacak, çocuklar nerede?

C: Abi çatışıyorlar.

Y: Ara hemen, benim tam karşımdaki çimenliği ellerindeki bütün silahlarla tarasınlar mermi bitene kadar oraya sıksınlar!

C: Tamam abi!

Y: Altan mermi durumu nasıl?

A: Abi bir çanta şarjör var.

Y: Bunlara o fazla gelir.

C: Abi çocuklar başladı.

Y: Biriniz buraya gelecek şimdi, çabuk yalnız.

A: Ben gidiyorum, şarjör al sende oraya doğru sık koru beni!

C: Yürü, Yürü!

Y: Çabuk Altan, çabuk!

A: Geldim abi!

Y: Var mı bir şey ?

A: Yok abi, şükür.

Y: Silahımı ver… şimdi bak karşıda çimenlik var gördün mü?

A: Evet.

Y: Orda mevzilenmiş şerefsizler ama biz buradan ayağa kalktığımız anda arkadakilerde görecek oradan sıkacaklar.

A: Ne yapacağız abi?

Y: Bakacağız Altan.

C: Abi yaklaşıyorlar size doğru!

Y: Durmadan sık o tarafa sakın ayağa kalkma, çok pis pusuya düştük. Buradan canlı çıkarsam bu İzmir de ben ağayım diyen herkesi  1 gün içinde öldürürüm.

A: Canlı çıkarsak söz yardım ederim abi.

Y: Güldürme lan beni… yavaş yavaş ilerleyeceğiz başka çare yok.

A: Tamam abi.

Y: Ulan Cem hakkını helal et!

C: Hayırdır abi ölüyor muyuz?

Y: Öyle gözüküyor.

C: Abi ben öyle bir delikanlı görmüyorum!

Y: Ulan sorunda o zaten adamlar gözükmüyor!

A: Abi bak şu sol taraftaki gözüküyor.

Y:  Güzel! Şimdi ben yerden geriye ahıra doğru gidiyorum durmadan o tarafa sık.

A: Tamam abi.

Y: Hakkını helal et Altan’ım.

A: Ben seni öbür tarafta bulurum, helalleşiriz abi.

Y: Başla! Cem sende!

….

… ulan yağmur gibi kurşun yağıyor. Traktörde çalışmazsa buradan çıkış yok! Çalışırsa lastikleri mevzi olarak kullanıp bir şekilde çıkarız buradan. Ah!

C: Abiii! Altan abi vuruldu!

A: Abiiiiii!

C: Altan dur!

A: Şerefsizler! Alın lan şeresizler.

C: Ulan yat yere yat.

A: Abi, abi iyi misin?

Y: Dur ölmedim daha…

A: Çok kan kaybediyor kurşun boşluğuna girmiş. Çıkmamız lazım lan buradan!

C: Ulan zaten bir çıkarsak!

A: Ne oluyor lan?

C: Bunlar kim lan?

A: Abi.

Y: …

C: Altan adamlara sıkıyorlar.

A: Kim lan bunlar?

C: Kar maskesi var askeri kıyafetliler.

A: Düşmanımın düşmanı benim dostumdur.

C: Abiyi çıkartmamız lazım buradan.

A: Çatışma diniyor, maskeli adamlar hepsine sıkıyor da kim bunlar.

C: Bilmiyorum ama yardım ediyorlar.

A: Biz ne yapacağız çatışacak mıyız?

C: Bilmiyorum, bakalım kimlermiş.

A: Geliyorlar.

C: Hayırlısı.

 

Yiğit: Kusura bakmayın geç haberimiz oldu.

A: Sen kimsin?

Y: Yusuf abi nerede?

C: Kimsin lan sen!

Y: Ben Yiğit Kaynak, Yusuf abi nerede?

A: Burada olduğumuzu nereden biliyorsun?

Y: Kardeşim sıkıntı yaratacak olsam direk kafana şuracıkta sıkar giderim. Yusuf Yılmazçelik nerede?

C: Vuruldu!

Y: Ne!

A: Kan kaybediyor.

Y: Fahri! Hemen Yusuf Yılmazçeliği hastaneye götürün. Hastanede tam güvenlik alınsın.

Fahri: Peki abi.

A: Bizimle beraber olmazsa Yusuf abinin de bizimde ölümüz çıkar buradan.

Y: Arkadaşları da alın.

 

                2 saat sonra hastanede;

 

A: Nedir durum doktor?

D: Hayati tehlikesi yok, kurşun sıyırmış ama kan kaybetmiş dinlenmesi gerek.

C: Ne zaman kendine gelir?

D: Biz takviyeyi yaptık bünyesinin sağlamlığına göre birkaç saat içinde. Bu olayı yetkililere bildirdiniz mi ?

Yiğit: Doktor! Böyle bir olay olmadı eğer oldu diyorsan sende bu olayda öldün. Hangisi?

D: Polis soracaktır.

Y: Ben buradayken kimse kimseye bir şey soramaz. Sen işine bak hadi.

C: Çocuklara haber ver kaç kişi kaldılarsa hepsi hastaneyi kaleye çevirsinler. Abinin kapısın da da seninle benden başka kimse beklemesin Altan!

A: Tamam.

C: Sen kimsin birader?

Y: Önder Kılıç denilen adamın düşmanı ama benden kuvvetli o yüzden bir şey yapamadım, yapamıyorum. Yusuf Yılmazçelik le olayını duydum. Yusuf abiyi bilirim adını duydum. Önder ona pusu kurunca o pusudan kurtarırsam eğer ortada Önder denilen bir adam kalmaz. Buda işime gelir.

A: Çıkar meselesi?

Y: Çıkarcı bi adam gelip çatışmadan sizi almaz.

C: Neyse sağ ol. Yusuf Yılmazçelik bunun altında kalmaz.

Y: Karşılık olarak yapmadım. Sadece kendine gelince görüşmek istediğimi söyleyin.

A: Eyvallah!

….

 

5 saat sonra Yusuf Yılmazçelik’in odası

 

Yusuf Yılmazçelik: Altan!

A: Abi! Uyandın mı? Cem kalk lan abi uyandı.

C: Şükür be abi. Ne yapıyorsun sen.

Y: Su! Su verin.

A: Kapıya söyle hemen su bulsunlar?

C: Beyler hemen su bulun lan! Kaç adamımız varsa kapıda etten duvar olsun! Doktor dahil kimse içeri girmeyecek.

Y: Ne oldu lan nasıl çıktık oradan?

A: Abi yorma kendini. İyileşince anlatırız.

Y: Ulan soru sordum.

A: Abi Yiğit diye bi adam geldi bize sıkanların hepsine sıktılar bizi de alıp buraya getirdiler.

Y: Kimmiş bu adam?

C: Abi bilmiyoruz. Seninle de görüşmek istiyor.

Y: Çağırın hemen gelsin.

A: Abi biraz dinlensen.

Y: Ulan çağırın.

C: Tamam abi arıyorum.

Y: Elimin altına bir silah koyun.

A: Abi yastığının altına ben koymuştum.

Y: Doktorlara, hemşirelere hala ayılmadığımı hatta ne zaman ayılacağımı falan sorun. Ayıldığımı kimse bilmesin. Eleman gelince de hemen bana getirin.

 

1 saat sonra.

A: Abi yiğit denilen adam geldi.

Y: Gelsin.

A: Buyur!

Yiğit: Abi geçmiş olsun.

Yusuf: Sağ ol aslanım.

Y: Kusura bakmayın biraz geç kaldık.

Yusuf: Sorun değil, kimsin sen anlat.

Y: Abi Kendi şehrimizde kendi kuvvetimizce bir adamız. Ama bu Önder denen şerefsiz iyi iş yapan kimseyi barındırmıyor. Nice benim gibileri ölü buldular kimsenin de bu adama bir dur dediği yok. Seni biliriz, severiz, sayarız ve duyduk ki bu kansıza cezasını kesmişsin ama biliriz ki bu adam yemez karşı gelir. Sana yardım edersem bu adam ortadan kalkar etmezsem zaten er veya geç beni de haklar.

Yusuf: Severim açık sözlü adamı.

Y: Eyvallah abi.

Yusuf: İzmir’i sana veriyorum.

Y: Veriyorum derken?

Yusuf: Bu saatten sonra İzmir’de uçan, kaçan, konan, koşan hepsi sende. Benim kuvvetim senin kuvvetin!

Y: Eyvallah abi.

Yusuf: İzmir’in yerel basınında yaptırım gücün var mı?

Y: Var abi.

Yusuf: O zaman yerel basında benim yolda saldırıya uğradığımı, yoğun bakımda olduğumu, hayati riski atlatamadığımı hemen yay! Bütün yerel basın çalkalansın… Altan Cem’i çağır.

C: Buradayım abi.

Yusuf: Burada ne kadar takım elbiseli adamımız var sa hepsi odaya girsin, hemen!

C: Beyler herkes içeri girsin. Çabuk, çabuk!

Yusuf: Kapıyı kapatın… Altan kaldır beni.

A: Abi ne yapıyorsun?

Yusuf: Oğlum ne diyorum ben?

A: Yaslan bana abi.

Yusuf: Sen! Gel buraya.

Koruma: Emret abi.

Yusuf: Çıkar üstündekileri… Altan sende beni soy.

Koruma: Anlamadım abi.

Yusuf: Ulan soyun! Sizde beni soyun… Şimdi benim hasta kıyafetlerini giy gözünü bile açmadan yat uyu.  Unutma komadasın! Kılını bile kıpırdatma! Yerel basında haber yayılınca ifade için polis gelecektir. Kesinlikle kılını bile kıpırdatma! Anladın mı?

Koruma: Emredersin abi.

A: Abi sen bu halde neden kalkıyorsun. Biz halledelim.

Yusuf: Yok, ben ona elimle sıkmazsam, onu benden önce başkası alırsa ben bu şehirde taş üstünde taş bırakmam! Çocuğun kıyafetleri bana giydirin.

A: Gel abi.

Yusuf: Yerel basına hemen yayılsın haber. Unutma komadayım asla kalkamam. Çocuklar sizde polis gelince arkadaşınızın yüzü gözükmeyecek şekilde Yusuf Yılmazçelik daha ayılmadı diyin. Hatta Cem sen burada kal.

C: Abi gelseydim.

Yusuf: Oğlum!

C: Tamam abi.

Yusuf: Altan, kimsenin bilmediği bir araba ayarla.

Yiğit: Abi bizim arabalardan birini alın hepsi 35 plaka dikkat çekmez.

Yusuf: En dandiğini al Altan.

A: Tamam abi.

Yiğit: Abi bu adamın bu gece bir görüşmesi var. Bu adreste ortaklarından birisi ile görüşecek.

Yusuf: Ben daha ne isterim ki.

Y: Anlamadım abi?

Yusuf: Bir şey yok sesli düşündüm. Ver adresi.

 

2,5 saat sonra adı bilinmeyen bir restoran da…

 

… Son dakika gelişmesi için yayınımıza ara veriyoruz sevgili izleyenler. İş adamı Yusuf Yılmazçelik bu gün İzmir de yolda saldırıya uğradı! Vücuduna 3 kurşun isabet eden Yusuf Yılmazçelik in hayati tehlikeyi atlatamadığı hala yoğun bakımda olduğu bilgileri alındı. Bazı çevreler tarafından mafya hesaplaşması olarak nitelendirilen olayı henüz üstlenen olmadı…

 

Önder: Olay budur işte ortağım! İki günlük yeni yetme bize racon kestiğini zannetti. Ulan sen kimsin derler adama.

Şükrü: Ortak adam ölüyormuş ha ha ha.

Ö: Bizimkilerde suç ki orada öldürememişler.

Ş: Bu adam ölse de başımıza iş açmaz değil mi?

Ö: Şu zamana kadar kim ödlüde bela oldu bize?

Ş: Sen doğrusunu bilirsin.

 

… o sırada dışarıda…

 

A: Abi mekan burası.

Y: Bir dolan bakalım mutfak girişi falan var mı ?

A: Tamam abi…

Y: Ulan şu cep telefonu bir kere de uygun bir yerde çalsın. Hadi buyur bu neden arıyor şimdi ? Alo!

Zeynep: Yusuf nerdesin?

Y: Şu an hiç müsait değilim Zeynep!

Z: Benimle konuşacaksın! Alkollüyüm her şeyi yapabilirim.

Y: Zeynep! Ne yapıyorsan yap, şu an konuşamayacak durumdayım.

Z: Nerdesin?

Y: Özel bir işim var Zeynep.

Z: Karı kız işleri değil mi?

Y: Aslında sayılır!

Z: Ne diyorsun sen…

A: Abi mutfak girişi var.

Y: Zeynep, kapatmam gerek! … nasıl kalabalık mı mutfak ?

A: Garsonlar sigara içiyor abi kapıda.

Y: Tamam, yürü.

A: Abi tek başına yürüyebilecek misin?

Y: Ulan yürü!

A: Tamam abi.

 

Y: Beyler nefes alış şeklini değiştiren olursa kafasına sıkarım! Hepiniz içeri, çabuk lan!

Garson: Abi ne oluyor.

A: Gözüm yürü bizim sizinle işimi yok.

Y: Sen! Gel buraya! Soyun!

Garson: Abi ne yapacaksın?

Y: Ulan soyun! Bu kapı ne kapısı ?

G: Abi malzemeleri koyuyoruz oraya.

Y: Üzerinizdeki bütün cep telefonlarını çıkartın. Yanlış yapan olursa sıkarım!

G: Abi bize ne yapacaksınız?

Y: Altan ben kıyafetleri giyerken bunların hepsini kapat şuraya… dur lan dur kapatma. İçerde başka kimse var mı lan garson ?

G: Abi şef var.

Y: Hadi buyur.

A: Ne yapacağız abi?

Y: Arayın lan biriniz çağırın şu şef midir nedir.

G: Alo şef bir içeriye bakar mısın?

Y: Tamam Altan kapat şunları.

Şef: Ne oldu?

Y: Bunu da al Altan.

Ş: Siz kimsiniz.

A: Gir anam içeri gir. Anlatırlar sana içerde. Ver cep telefonunu da… tamam abi hepsi içerde.

Y: Garsona benzedim mi lan?

A: Oldun abi.

Y: Şimdi ben içeri gidiyorum içinden 100 e kadar say sende gel.

A: Abi tek gitmesen ?

Y: Lan garsona mı sıkacaklar dediğimi yap.

A: Tamam abi.

 

….

Yusuf: Merhaba efendim. Siparişinizi düşündünüz mü?

Önder: Şef sen ne tavsiye edersin, bak misafirim kıymetli biridir sizi çok tavsiye ettim.

Y: Efendim çok güzel mermi buğulama var!

Ö: Ne? Anlamadım.

Y: Anlarsın, anlarsın. Kıpırdayan olursa bu itin kafasını dağıtırım! Söyle lan atsınlar silahlarını.

Ö: Sen canına susamışsın.

Y: Senin gibi ölmeyi bayılmak zannetmiyorum en azından. Sen beni bayılttın ben ayıldım. Bakalım seni ayıltabilecek bir kuvvet var mı?

Ş: Bak delikanlı, biz senin gibi çok adam gördük ama hepside öldü!

Y: Yorum yapma lan! Şerefsiz.

A: Abi bunları ne yapalım?

Y: Bunlardan başka koruma var mı yanında bu itin?

A: yok abi 4 kişiler sadece bu şerefsizlerle beraber 6.

Y: Hallet bunları.

A: Yürüyün lan pusucu şerefsizler.

Y: Şimdi gelelim sana, ben sana ne dedim?

Ö: Uzatma ne diyeceksen de, ne yapacaksan yap sonrasına bakalım.

Y: Olur uzatmayalım bence de!

Ş: Ortak!... Sen ne yaptın?

Y: Anlaman için aynısını da sana mı yapayım?

Ş: Sen delirmişsin.

Y: Ulan ben sana yorum yapma demedim mi?

Ş: Ah!

Y: Ne o canın mı yandı?

Ş: Ne diyorsan eyvallah beni bırak yeter.

Y: Bundan sonra bu it olmadığına göre sahipsizsin, ama korkma sana bana bağlı yeni bir sahip veriyorum. Emirleri Yiğit ve kadrosundan alacaksın!

Ş: O kim?

Y: Baban!

Ş: …

Y: Anlaşılmayan bir şey var mı?

Ş: Yeter ki canımı bağışla.

Y: Demek anladın. Şimdi gidiyorum ama dua et canım herhangi bir şeye sıkılmasın, sırf can sıkıntım geçsin diye seni öldürürüm.

Ş: …

Y: He! Delikanlıysan buraya gelip neler yaptığımı sağda solda anlatırsın. Altan yürü…

 

2 saat sonra hastane…

 

Yusuf: Altan polis kaynıyor her yer.

A: Gördüm abi.

Y: Cem i ara Yusuf abi uyandı diye heyecan yaratsın bizim bütün çocuklar odaya doluşsun en son biz girdikten sonra kapıyı kapatsınlar.

A: Tamam abi.

C: Yusuf abi ayıldı herkes odaya gelsin, herkes!

Y: Altan yürü hızlı biraz… kapatın kapıyı. Aslanım kalk hemen soyun çabuk, çabuk lan!

C: Abi polisler geldi ayılmadı dedik bekliyorlar hala!

Y: Tamam beni uyurken gördüler mi?

C: Evet abi.

Y: Çağırın gelsinler. Altan şunu tut giyinemedim…

Cem:  Ne oldu ne yaptınız?

A: Neyi?

C: Oğlum nereye gittiniz siz?

A: E işi halletmeye gittik.

C: E tamam, hallettinizmi?

A: Evet!

C: Ne yaptınız?

A: Abi Önderin kafasını dağıttı!

C: Öldü mü?

A: Beyni yere düştü tek kurşunla. Beyinsiz yaşayabiliyorsa ölmemiştir.

C: Oh be! İçim rahatladı!

Polis: Yusuf bey size saldıran kişileri tanıyor musunuz?

Y: Hayır göremedim. Arabadan inerken ateş ettiler.

P: Birkaç saat önce İzmir’in büyük iş adamlarından Önder Kılıç ve 4 koruması öldürüldü, ortağını da ayağından yaralamışlar. Olayla ilginiz var mı?

Y: Komada yatarken beni gören sizsiniz hem ben Önder denen adamı tanımam. Allah Rahmet eylesin!

P: Olayda sizin adınız geçiyor yalnız.

Y: Ben tanımam etmem, ortağı sadece yaralanmış demek ki yaşıyor ona sorun.

P: Size saldırı yapanların eşkalini tarif edemeyecek misiniz?

Y: Hayır görmedim!

P: Adamlarınız?

Y: benim görmediğimi onlar nasıl gördün?

P: …

 

… az önce aldığımız bir habere göre iş adamı Önder Kılıç ortağı ile yemek yediği restoranda saldırıya uğradı! Önder Kılıç ve 4 koruması hayatını kaybederken adı açıklanmayan ortağı ayağından yaralandı. Adının Şükrü olduğunu öğrendiğimiz ortağı yakın çevresine “ Saldırıyı yapanların kim olduklarını bilmediğini, saldırganların yabancı dilde konuştuklarını ve ne dediklerini anlamadıklarını” söyledi.

 

 

 

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

39 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,846154/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 11

4 Mayıs 2010 21:29. Yazar: serdar

Aslan 11

 

(Şu sıralar bir dizide oynayan dayı karakteri ile bizimki arasında benzerlik yoktur. Yeni okuyanların haberi olmalıdır ki Aslan isimli yazı dizisinin ilk bölümü yazıldığında bahsi geçen dizi ortada yoktu! ve dayı karakteri Aslan ın ilk bölümünden beri mevcuttur.)

 

Son hikayemizden bu zamana yaklaşık 7 ay geçmiştir ve gelişmeler pek iç açıcı değildir.

 

A: Abi. Bu adamı ne yapacağız bir fikrin var mı?

 

Y: Bakacağız bir çaresine, araba hazır mı ?

 

A: Hazır abi. Ne zaman çıkıyoruz?

 

Y: Yok ben tek çıkıyorum. Siz ofise gidin orada görüşürüz.

 

Cem: Abi tek başına gezmene hiç olumlu bakmıyorum haberin olsun.

 

Y: Ne olacak oğlum ? bir şey olacağı varsa senin yanında da olacak, mani olamazsın.

 

A: Abi öyle deme aslında birimizden birimiz yanında olsak fena mı olur ?

 

Y: Lan tamam! Üstüme gelmeyin bir şey olmaz ofiste görüşürüz. Ben çıkıyorum.

 

A: Emrin olur abi.

 

Y: Şu geçen gün gittiğim restoranın sahibiyle görüştünüz mü?

 

C: Abi ben haber yolladım en yakın zamanda gelecek seninle görüşmeye.

 

Y: Yok, yok tamam ben vazgeçtim gelmesin.

 

C: Peki abi. İletirim.

 

Y: Çıkıyorum ben. Görüşürüz ofiste…

 

 

 … bir kere de uygun bir yerde görüşelim be, bu ne ? Nerede çayır çimen var orada görüşmeye çağırıyor beni. Neredesin be dayı ?

 

Dayı: Aslan!

 

Yusuf: Yine enteresan bir giriş, yine sen.

 

D: Biz interesanlığı senden öğrendik aslan!

 

Y: Bırak bu işleri, beni kaçırdığın ilk günü bile hatırlıyorum. Enteresanın en önde gidenisin sen.

 

D: Bırak lafı şimdi.

 

Y: Ee ? bırakalım neden buradayız?

 

D: Sana sormak lazım, neler yapıyorsun.

 

Y: Sanki haberin yok neler yaptığımdan.

 

D: Var!

 

Y: E neden soruyorsun o zaman ?

 

D: Dalgamı geçiyorsun lan sen benimle !

 

Y: Bana bu dünyada bu ve benzeri cümleler kurabilen tek kişisin ama bu seninde devamlı böyle konuşabileceğin anlamına gelmiyor.

 

D: Tehdit mi ediyorsun sen beni?

 

Y: Nasıl anlıyorsan öyle.

 

D: Yok ederim lan seni!

 

Y: Emin ol kaybolurken senide alır götürürüm.

 

D: Asla…

 

Y: Şuna anlaşalım bir kere. Eskisi gibi bir adam değil Yusuf Yılmazçelik! Ve bu adamı sen bu hale getirdin. Kafası atarsa vururda, keserde, öldürürde.

 

D: Burada olma sebebimiz bu zaten. Aklına estiği gibi adam öldüremezsin.

 

Y: Aklıma estiği gibi öldürecek olsam şu an karşımda konuşamıyor olurdun.

 

D: Ee ? nedir o zaman sende ki bu kasaplık merakı?

 

Y: Kasaplar meslek için keser ve öldürmez onlara zaten ölü gelir onlar işine bakar.

 

D: O zaman seninki farklı. İnşaat firması sahibi neden öldü ?

 

Y: Dosyada bilgisi var. Uyuşturucu şebekesinin İstanbul da ki en büyük adamıydı.

 

D: Nakliye firması sahibi neden hayatta değil?

 

Y: Adamın nakliye firmasındaki tırlarıyla neler taşıdığını biliyor musun sen ?

 

D: Ne taşıyormuş?

 

Y: Verdiğim dosyada var okursun.

 

D: Hadi hepsini geçtim. En son ölen iş adamında kesinlikle senin parmağın var. Dosyada adamın adı bile yok. Bu işi neden kafana göre yaptın?

 

Y: Adamın örgütle bağlantısı var. Örgütle bağlantısı olan adamı da öldürmek için izin alacaksam şu dakika ayıralım yollarımızı.

 

D: Ben öyle bir şey demedim.

 

Y: Ya bak ne diyeceğim. Sen beni dağa göndersene. Orada ne yaparsam yapayım hesap sormayacaksın zaten.

 

D: Ne yapacaksın dağda?

 

Y: E gönderde görelim şu kahpeleri pusu kurup adam öldürmek nasıl oluyormuş. Para pul hiçbir şey istemiyorum. Ben, Atlan, Cem birkaç kişiyi daha alırım yanıma başkada hiçbir şey istemem.

 

D: Senin buralarda yapman gereken işler var. Seninle çok ilgilendik başka yere gönderemeyiz.

 

Y: Olur. Bende buradaki çakalları keserim ama bunlarında hesabını vermem.

 

D: Benim haberim olmadan hiçbir şey yapmak yok. Şimdi anlat nedir durumlar.

 

Y: Serkan denen kansız tahmin ettiğimiz adamlarla ilişki içerisinde. Çocuklar bu gün bir şekilde alacaklar. Geldiği zaman bakacağız.

 

D: Sakın adamı vurup öldürme.

 

Y: Seni anlamak çok zor, adam bariz örgüt yöneticisi sen bana öldürme diyorsun. Haberlerde ağlayan anaları görünce kendimi suçlu hissediyorum sonra.

 

D: O adam bizi en büyüklerine götürecek. O adama sıkmak falan yok. Söz ver!

 

Y: Vermem!

 

D: Ya söz vereceksin ya da senden önce ben aldırırım adamı.

 

Y: Söz!

 

D: Söz veriyorum adamı vurmayacağım!

 

Y: Off! Söz veriyorum adamı vurmayacağım.

 

D: Bu telefonu al. Bundan sonra devamlı irtibat halinde olacağız.

 

Y: Teknoloji ye ayak uydurmaya başlamışsın, yoksa gizli adam olmaktan mı sıkıldın.

 

D: Yoksa dizginleyemeyeceğim seni.

 

Y: Beygir miyim ben?

 

D: Hayır ama en az onun kadar kuvvetlisin!

 

Y: Sahi nasıl olacak…

 

D: Ney nasıl olacak ?

 

Y: Çok param var ve her açtığım işte daha da çok kazanıyorum. Bu paralar ne olacak, nasıl kullanılacak?

 

D: Bana ne lan senin parandan. O senin ticari başarın ne yapıyorsan yap.

 

Y: Ben bu kadar büyük para istemiyorum. Parayla pulla işim yok benim.

 

D: Verdiğim telefon devamlı yanında olsun. Her aradığımda ulaşabileyim sana.

 

Y: Biz nasıl ulaşacağız sana ?

 

D: Numara orada kayıtlı.

 

Y: Tamam.

 

D: Haydi şimdi yoluna, adamı alıp bilgileri aldıktan sonra hemen haber ver bana.

 

 … neymiş efendim yapmaymış etmeymiş, sanki kendi çok güzel işler yapıyo gizemli herif!

 

Y: Alo ne yaptınız?

 

Atlan: Cem adamı almaya gitti abi, ben şirketteyim.

 

Y: Tamam ben geliyorum.

 

… bu adamı alıp konuşturduktan sonra bırakmak olmaz haber uçurur baştakilere. E yok edemeyeceğiz de söz verdik. Bakalım ne olacak. Bu kim ?

 

Y: Alo!

 

Ebru: Baktım ki sen aramayı düşünmüyorsun ben aramalıyım sanırım diye düşündüm.

 

Y: Aramam için bir sebep var mı?

 

E: Patronluk yapma bana! Senin şirketinde çalışmıyorum artık.

 

Y: Neden?

E: İstifa ettim bir arkadaşımla ortak iş yapacağız.

 

Y: Hayırlısı.

 

E: Açılışa gelir misin?

 

Y: Ben sevmem öyle şeyleri.

 

E: Davet edende kabahat zaten. Ben yinede açılış zamanını bildiririm. İyi geceler.

 

… bu ne trafiktir ya.. 2 adım yere gelemedik…

 

Atlan: Abi hoş geldin.

 

Y: Eyvallah. Haber var mı?

 

A: Yok abi daha Cem aramadı.

 

Y: Tamam yukardayım ben haber verirsiniz bana.

 

A: Tamam abi.

 

… Zeynep’in işi nasıl oldu acaba arayıp sorsam mı? Yok be Yusuf hiç işin olmasın. Bir Özgüre bakalım nedir durumlar.

 

Y: Alo! Ne haber lan playboy!

 

Özgür: Ne komiksin lan sen öyle. Hayranım sana.

 

Y: Ne yapıyorsun?

 

Ö: İyi kardeşim senden?

 

Y: Şükür! Zeyep’in işinden haber var mı ?

 

Ö: Yok işte sen hallettin kapandı konu.

 

Y: Tamam bir sıkıntı olursa haber ver mutlaka bana. Senin kulağın deliktir.

 

Ö: Tamam. Ergin’ le konuştun mu ?

 

Y: Dur telefon çalıyor konuşuruz sonra.

 

Y: Alo!

 

Atlan: Abi! Acilen otoparka inmen lazım.

 

Y: Hayırdır lan ?

 

A: Abi hemen, ama hemen.

 



 

Y: Ne oldu lan, apar topar indirdin beni.

 

A: Abi bu her yeri tahta ile kapalı kutu geldi. Üzerinde içinde canlı var diyor.

 

Y: Bize kim ölü gönderir zaten. Ne varmış içinde.

 

A: Açmadık abi, sen bir gör istedik.

 

Y: Açın bakalım önünü şunun.

 

A: Abi bir baktırsaydık. Bomba falan olmasın.

 

Y: Zaten birisi bomba gönderdi ve biz onu otoparkımıza kadar soktuysak patlasın Altan.  Aç şunu aç.

 

A: Çocuklar açın şunu, dikkatli olun.

 

Y: Kimden gelmiş bu yazıyor mu gönderen kişi?

 

A: Abi şu geçen ay çek işini haletliğimi bir adam vardıya, onun adresi yazıyor üstünde.

 

Y: Tamam çocuklar açılın siz, ben bakarım gerisine.

 

A: Abi!

 

Y: Lan bir sus!

 

… ne ki lan bu şimdi? Demir parmaklık falan var tahtaların arkasında. Altan bi silah verin bana… o ne lan ? bir not var.

 

 

 “ Sevgili Yusuf Abi;

 

Kısa süre önce tanışmış olmamıza rağmen sizi öz abim kadar sevdim. Eğer ki sizin hallettiğiniz iş olmasaydı elimdeki tüm mal varlığı yok olacaktı. Kısada olsa sohbetimizde en sevdiğiniz canlının kaplan olduğunu söylemiştiniz. Sibirya da inşaat işi yaptığımız ortaklarımdan birine rica ettim ve size gönderdiğim Sibirya Kaplanı yavrusunu temin ettim.

Sevgi ve Saygılarımla;

 

Kardeşiniz Emre Kıyıcı”

 

Altan: Abi ne yapacağız bunu?

 

Y: Ne yapacağız oğlum bakacağız. Dünya üzerinde kaç tane kaldı ki bundan bizde atalım. Şimdi buna bir de isim lazım.

 

A: Abi ne yer bu ?

 

Y: Pilav üstü döner, yanında da ayran ama kapalı kutu olsun. Lan sen denyo musun?

 

A: Abi ne bileyim ben kaç kere kaplan besledim.

 

Y: Tabi beni de ormanda kaplanlar büyüttü zaten, oradan biliyorum. Git et falan bir şeyler bul.

 

A: Bir tabak yeter mi abi?

 

Y: Altan gözümün önünden kaybol kafanı gözünü kırdırma bana.

 

A: Tamam abi.

 

Cem: Abi ben geldim.

 

Y: İyi yaptın.

 

C: Abi elemanı aldık, eli kolu bağlı duruyor.

 

Y: Yerim şimdi elemanını, dur dünyada aşığı olduğum tek canlı karşımda sen bana it den köpek den bahsediyorsun!

 

C: O ne abi ?

 

Y: Kaplan.

 

C: Gerçek mi abi?

 

Y: Yok çakma, kediyi boyamışlar bu renge, oğlum sayıyla mı verdiler sizi bana bu gün.

 

C: Kaplan nasıl çağırılır abi?

 

Y: Pisi pisi diye!

 

C: Pisi pisi pisi…

 

Y: Yemin ediyorum sıkarım eline ayağına şimdi. Adı ne olsa bunun şimdi.

C: Karabaş falan gibi bir şey mi?

 

Y: Ulan koca kaplan bu kaplan! Sen hala ciddiyetin farkında değil misin?

 

C: Abi ne bileyim Tom falan koysak mı?

 

Y: Yok yok buldum ben.

 

C: Nedir abi?

 

Y: Störlin!

 

C: Ne demek abi Störlin?

 

Y: Boş ver sen adını bil yeter.

 

C: Tamam abi.

 

Y: Störlin i götürün buradan.

 

C: Nereye koyalım abi?

 

Y: Bahçeye salın!

 

C: Tamam abi.

 

Y: Ulan hakikaten öküzsün sen bugün. Sakın bahçeye falan salmayın. Kafesle götürün bahçeye koyun. Altan’a da söyle hayvan doyana kadar yemek versin. Korkmayın zaten henüz yavru sayılır 1 yaşında ya var ya yok.

 

C: Tamam abi, Serkan denen kansızı ne yapalım.

 

Y: Nerede o?

 

C: Aşağıda depoda.

 

Y: İnelim ozaman.

 



 

Y: Kalk lan şerefsiz. Açın şunun ağzını, ellerini de çözün.

 

Serkan: Sen kimsin?

 

Y: Azrail! Kimine böyle gözüküyorum.

 

S: Beni kaldırdığını duyarlarsa sülaleni kazırlar bu dünyadan.

 

Y: Bak sen! Sizde sülale kavramı var mı lan it! Ufacık çocukları organları için kaçıran köpeğe bak sen sülaleden falan bahsediyor. Kim kazıyacak lan beni?

 

S: Kimsin sen adını söyle bana.

 

Y: Yusuf Yılmazçelik.

 

S: Abi sen olduğunu bilmiyordum ben. Beni alan arkadaşlarda çok kaba davranınca çıkaramadım.

 

Y: Cem gördün mü? Serkan sizin için kaba insanlar dedi.

 

C: Gördüm abi. Bu nasıl!

 

S: Ahh!

 

Y: Dur suratına vurma, konuşmasına mani olmasın.

 

S: Abi lütfen! Beni bırak elimi eteğimi çekeyim bu işlerden emirinde olayım abi.

 

Y: Zaten emrimdesin. Cem!

 

C: Buyur abi.

 

Y: Silahı kafasına daya ve benim sorduğum sorulara cevap vermezse, yalan söylerse ya da senin hissettiğin her hangi bir yanlış olursa sık kafasına.

 

C: Tamam abi.

 

Y: Yerinde olsam Cem i inandırmaya çalışırım Serkan efendi.

 

S: Abi yapmayın!

 

C: Kes lan çakal!

 

S: Ahh!

 

Y: Kaç çocuk kaçırdın lan şimdiye kadar?

 

S: Abi bilmiyorum.

 

Y: Cem!

 

S: Ahhh! Abi 10 tane vardır.

 

Y: Ne yaptınız lan bu çocukları.

 

S: Abi elimi ayağımı çektim yemin ederim bir daha karşına çıkmıyacağım.

Y: Düşündün mü lan hiç o çocukların çektiği acıları? Ailelerinin meraklarını acılarını.

 

S: Abi pişmanım. Lütfen.

 

Y: Kim var işin arkasında?

 

S: Abi beni öldürürler.

 

Y: Yaşayacağını kim söyledi lan it!

 

S: Abi yaşatmazlar beni.

 

Y: Cem 10 saniye içinde cevap vermezse sık kafasına.

 

S: Abi ! yalvarırım.

 

C: Abi 6 saniye kaldı.

 

Y: Bana hatırlatma direk süre bitiminde sık kafasına.

 

S: Ozan…. Ozan Hakçı!

 

Y: Kim lan bu?

 

S: Abi büyük, çok büyük.

 

Y: Necidir? Ne iş yapar?

 

S: Abi organından uyuşturucusuna bütün işler bu adamın elindedir. Bu alemde olan hemen hemen herkes itaat eder adama.

 

Y: Nerede bulacağız bu adamı ?

 

S: Abi bir kağıt kalem verin bana çizeyim hemen.

 

Y: Cem!

 

C: Al lan çiz bakalım köpek!

 

S: Buyur abi burasıdır. Ama kale gibi korunur.

 

Y: Şimdi ben seni ne yapayım.

 

S: Abi affet böyle olacağını bilmiyordum olayın.

 

Y: Sana şimdi yapacağım dan kurtulursan, zaten yaşamaya hak kazandın demektir.

 

S: Anlamadım abi!

Y: Cem! Söyle Störlin’i getirsinler.

 

C: Tamam abi… Altan Störlin’i getirin…

 

S: Abi Störlin nedir?

 

Y: Tanışırsın birazdan.

 

A: Abi Kafesle mi getirelim?

 

Y: Evet!

 

A: Yemek veriyorduk bizde…

 

Y: Yok yok vermeyin getirin hemen.

 

A: Tamam abi.

 

C: Abi… Störlin?

 

Y: Ee?

 

C: Sıkıp kafasına gömeyim bir yere?

 

 

(Dayıyla geçen konuşmanın hatırlatması)

 

D: O adam bizi en büyüklerine götürecek. O adama sıkmak falan yok. Söz ver!

 

Y: Vermem!

 

D: Ya söz vereceksin ya da senden önce ben aldırırım adamı.

 

Y: Söz!

 

D: Söz veriyorum adamı vurmayacağım!

 

Y: Off! Söz veriyorum adamı vurmayacağım.

 

 

Y: Yok yok, aklımı bulandırma benim. Heh geldi mi benim koçum.

 

A: Geldi abi.

 

Y: Bak şimdi serkan efendi. Bu bir Sibirya kaplanıdır. Normalde uysaldır hemde çok uysal. Sen ona bir şey yapmazsan o sana yapmaz, sadece açlıktan delirmiş olması lazım. Ama iki büyük özelliği vardır birincisi dişine kan temas ettiği anda çıldırırlar ve dünyanın en vahşi hayvanı olurlar. İkincisi avlarının iç organlarının onlar için iyi bir besin kaynağı olduğunu bildikleri için dişleri ve pençeleriyle karın boşluğunu açıp önce kurbanın iç organlarını yerler.

 

S: Abi kölen olayım abi!

 

Y: Organlarını satmak için kaçırdığın çocuklarda sana böyle yalvardılar mı lan ? ama ben sana ağabeylik yapıyorum. Olurda kaplanı sen yenersen buradan elini kolunu sallaya sallaya çıkacaksın. Sana hayatının son ağabeyliğini yapıyorum.

 

A: Abi salıyor muyuz?

 

Y: Yok şimdi değil. Hayvanın kan kokusu alması lazım. Sen kaç çocuk kaçırmıştın lan şerefsiz? 10 demiştin değil mi ?

 

S: Abi elini ayağını öpeyim bağışla beni.

 

Y: Tutun şu şerefsizin ellerini 10 çocuğa 10 parmak.

 

S: Abi yalvarırım abi. Ayağına paspas olayım abi ne istersen yapayım abi.

 

Y: Bıçağı verin!

 

S: Abi!

 

C: Kes lan!

 

Y: Bu 1, 2

 

S: Ahhhhhhhh!

 

Y: 7, 8

 

S: Abi yalvarırım canımı bağışla.

 

Y: Buda 10 !

 

S: Abi lütfen!

 

Y: Altan! Störlin’in kapısını açın bizde çıkalım buranın kapısını da kapatın.

 

S: Abi yalvarırım beni böyle bırakma, yalvarırım abi.

 

Y: Serkan efendi, sen sen ol bu elindeki kanın kokusunu Störlin e duyurma.

 

S: Abi!!!

 

Y: Kapatın kapıyı.

A: Abi sonra ne yapalım.

 

Y: Yarım saat sonra girin içeri temizlenecek bir şey kaldıysa çöp poşetine koyun her hangi bir çöpe atın. Sakın gömmeyin bu şerefsizi toprak kabul etmez!

 

A: Tamam abi.

 

Y: Störlin e su verin sonra yemek sonrası hararet yapar hayvan. Yediği yemek pis bir yemek zaten. Sonrada evin arka bahçesine götürüp koyun. Şu ön bahçeye ona yakışır kocaman bir kafes yapın birde bakıcı bulun bir şekilde.

 

C: Abi bizimle mi kalacak yani ?

 

Y: Evet! Baksana geldiği ilk gün temizliğe başladı koçum benim!

 

A: Tamam abi. Bu arada ben istediğini aldım.

 

Y: Ne istemiştim?

 

A: Cebinde bile taşıyabilmek için çok ufak bir silah istemiştin ya.

 

Y: Hallettin mi?

 

A: Evet.

 

C: Abi kalem tabancalar var istersen.

 

Y: Yok bana fazla mermi alanı lazım.

 

A: Benim aldığım 6-35 kalibre 6 tane mermi alıyor abi. Buyur burada.

 

Y: Eyvallah. Şu Ferhat’ı arayın da yeni birkaç silah lazım olacak haftaya gelsin.

 

C: Tamam abi ben hallederim.

 

 

… ertesi sabah…

 

 

A: Abi günaydın. Çocuklar dün gece yola çıkmıştı şu an İzmir de hava alanında bekliyorlar bizi.

 

Y: Tamam. Kaç kişi olur onlar tahminen orada?

 

A: Abi 1 aydır kapılarında bekleyen ekip en fazla 30 kişi kada oluyorlar korumalar falan dahil dedi.

 

Y: Biz kaç kişiyiz?

A: Abi senin emrinle 29 araba çıktı yola her arabada da 4 kişi var.

 

Y: Yani 116 kişi.

 

A: Evet abi bizim arabayla beraber 30 araba. Sen, ben, Cem de eklenince 119 kişi oluyoruz.

 

Y: Tamam bizim araba nerede?

 

A: O da hava alanında abi. İzmir’de

 

Y: Biz nasıl gidiyoruz.

 

A: Cem uçağı hazırlattı. Bizi bekliyor abi.

 

Y: Çıkalım.

 

 

1 saat sonra hava alanında;

 

Cem: Abi hoş geldin.

 

Y: Eyvallah.

 

A: Buyur abi.

 

Y: Şimdi iyi dinleyin. Bu adam kendi şehri İzmir de kuvvetli bir adam. Kalabalık bir gruba da sahip. Gittiğimiz zaman bizi neyin bekleyeceğini kestiremiyorum. O yüzden çocukların hepsine orada da yine hatırlatın. Yanlış bir şey yapılmasın. Ama olası bir yanlış ta da affedilmesin.

 

C: Tamam abi.

 

Y: Hadi o zaman!

 

1 saat sonra İzmir’de ;

 

Cem: Beyler beni iyi dinleyin. Yusuf ağabeyin arabası konvoyun tam ortasında olacak. Mekana girildiği zaman herkes aşağı inecek ve Yusuf abi yere basamadan hareket edilmeyecek. Ben ne dersem onu yapacaksınız. Olası bir çatışma anında Yusuf ağabeyi kurtarmak herkesin en önemli görevi. Karşı taraf size nasıl davranırsa bizde öyle davranacağız. Emniyet birimleri olurda olay yerine gelirlerse kesinlikle onlarla polemiğe girilmeyecek. Anlaşılmayan bir şey var mı ?... Haydi arabalara!

 

A: Abi hazırız biz.

 

Y: Gidelim.

 

A: Abi ben seninle içeri giriyorum, Cem dışarıyı idare edecek haberin olsun.

 

Y: Tamam. Sende üzerini sağlama al.

 

A: Abi belimde 2 tane var. Sağlı solluda 2 tane tüfek alıyorum elime.

 



 

Y: Geldik, hadi bakalım.

 

Cem:  Yat lan! Yat! Beyler herkesi yere yatırın. Ellerini bağlayın… abi buyur bahçe temiz.

 

… o arada içerde…

 

Önder Kılıç: Ne oluyor lan?

 

Koruma: Ağam bahçe karıştı bir şeyler oluyor.

 

Ö: Bu kim lan, içeri giriyorlar.

 

K: Ağam çok kalabalıklar. Çatışalım?

 

Ö: Çatışmaya gelseler bu kadara adam direk sıkar bizi sağ bırakmazdı buarada. Dur bakalım içeri gidiyor iki kişi.

 

Yusuf Yılmazçelik: Önder Kılıç sen misin?

 

Ö: …. Ev.. evet.

 

Y: Beni tanıyor musun?

 

Ö: Hayır!

 

Y: Ben senin buradan gönderdiğin malları satman için görevlendirdiğin adamları İstanbul’da kıtır kıtır kesen kişiyim.

 

Ö: Yusuf Yılmazçelik!

 

Y: Destursuz adımı söyleme!

 

Altan: Gözüm sen şöyle bir uza!

 

Koruma : Agam?

 

A: Yerim lan aganı! Yusuf Yılmazçeli’ğin olduğu yerde ondan büyük ağa mı olur it!

 

K: Ahhh!

Y: Tamam altan sende dışarıda bekle.

 

A: Peki abi.

 

Y: Şimdi beni iyi dinle. Adam gönderdin kestim, mal gönderdin imha ettim, selam gönderdin almadım. Peki karşılığında sen ne yaptın?

 

Ö: Benim mallar…

 

Y: Bir kere daha lafımı kesersen seni kendi evinin bahçesine şu dışarıdaki 30 adamınla beraber gömerim… ben sana anlatayım ne yaptığını. Haber gönderdim dedim ki İzmir’de ne yapıyorsa yapsın ama İstanbul’a uzanmasın dikkate almadın. Dedim ki uyuşturucu işi ile bağlantısını kessin, kesmedin. Dedim ki fuhuş batağına insanları çekmesin, çekmeye devam ettin. Dedim ki İstanbul’a gelip bana itaat etsin, e onu da yapmadın böylelikle bana yapacağım tek bir şey bıraktın.

 

Ö: Nedir o öldürecek misin beni?

 

Y: Hiç merak etme öldürmeyeceğimi iyi biliyorsun. Öldürecek olsam bunları anlatmam gayet farkındasın.

 

Ö: Ee?

 

Y: Kendi adamlarının bile haeri yok değil mi yurt dışında yaptığın işlerden?

 

Ö: Hangi işlerden?

 

Y: Ulan çakal! Karşında ben varım. Kendi tükürüğünle boğarım seni.

 

Ö: Ne istiyorsun?

 

Y: Yaptığın işlerin tüm belgelerini bana devredeceksin, bende verdiğin belgelerle o işleri iptal ettireceğim.

 

Ö: Sebep?

 

Y: Yabancı adamlar, şirketler yapacağına bizim adamlar bizim Türk şirketleri yapacak bu işleri. Kazanacaksa vatan kazanacak!

 

Ö: Seni hiç ederler, hiç! Çok büyük adamlar var bu işlerin arkasında.

 

Y: Daha öncede çok büyük adamlar öldürdüm, merak etme.

 

Ö: Kendinden o kadar eminsin yani?

 

Y: Bizden eminim. Siz itsiniz! Paranız varken varsınız, yokken itsiniz! Bu gün beni öldürsen yarın başkası gelir sana. Ama sizde öyle bir şey yok. Bu gün seni öldürsem yarın bu işleri yapacak birileri varsa bak zamanında yapanı öldürdüler diye düşünür. Bizde öyle olmaz. Bu gün öleyim yarın yine gelirim farklı vücutla, bedenle.

 

Ö: Daha kuvvetli olmak, daha çok kazanmak varken neyin peşindesin?

 

Y: Şu an bu emirleri sana veren benim! Demek ki daha kuvvetli olmam için seninle aynı işi yapmam gerekmiyor.

 

Ö: Çok kalabalık gelmişsin etkilenmedim desem yalan olur.

 

Y: Senin her 10 itine benim 1 aslanım yeter aslında. Ama çocukları gezdireyim dedim. Yarın bu saatte İzmir’den ayrılacağım, bu saate kadar belgeler bana ulaşmazsa değil seni seninle aynı soy adı taşıyan kimse nefes alamaz. Sülaleni ortadan öyle bir kaldırırım ki cenazenize gelecek bir yakınınız dahi kalmaz. Cesediniz toprağa giremez. Anlatabildim mi?

 

Ö:….

 

Y: Bu sessizliği evet olarak kabul ediyorum. Şimdi gidiyorum delikanlıysan o belindeki silahı çıkar arkamdan sık!...

 

 

Y: Altan! Çocuklar toparlansın.

 

A: Emredersin abi.

 

Y: Sorun var mı Cem ?

 

C: Yok abi it köpek ne sorun çıkartabilir ki?

 

A: Abi nereye gidiyoruz?

 

Y: Yarına kadar buradayız. Otele doğru yürü…

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

60 kişi tarafından 4.9 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,883333/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Dinleyici Buluşması

20 Nisan 2010 21:41. Yazar: editor1

Bekleyin! Çook Yakında...

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

106 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,603774/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

3411 Görüntülü SMS ler

7 Nisan 2010 23:57. Yazar: editor1

Canlı yayını esnasında 3411 kısa mesaj servisine gelen mesajların bir kısmıdır. Paylaşılan bu SMS ler ekip tarafından gözden geçirilip kişi hakları (İsim/Telefon Numarası vb.) korunarak sayfamıza eklenmiştir. ...(SÖYLEMEZSEM ÇATLARIM MESAJLARI) NOT:MESAJLARI ALT KISIMDAN ÜST KISIMA DOĞRU OKUYUNUZ,çünkü yayın esnasında o şekilde okunmaktadır.

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

104 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,740385/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Storlin3

17 Şubat 2010 19:12. Yazar: serdar

İlk geldiği günler. O cüsseden bu cüsseye geldi oğlum. Ama şu an arabaya sığmıyor ne günlerdi o zamanlar be! Sokak köpeklerini gördüğümüz zaman Storlini montumun içine saklardım. Şimdi karşıdan isterse Ayı gelsin o bizden saklanıyor :)

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

204 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,656863/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Storlin2

17 Şubat 2010 19:04. Yazar: serdar

Aslan kafalı oğlum benim

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

169 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,686392/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Storlin

17 Şubat 2010 18:55. Yazar: serdar

Resimde dikkat edilmesi gereken şudur;
Saint Bernard cinsi köpekler dünyanın en iri cüsseli köpekleridir. Bir Rottweiler'in Saint Bernard kadar iri ve cüsseli olması inanılmaz bir olaydır. Resim önünüzde kıyaslamayı siz yapın ;) Hatta Storlin daha büyük diyebilirim :)

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

149 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,738255/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 11 ( Tanıtım )

5 Ocak 2010 18:20. Yazar: serdar

Altan: Abi acilen otoparka inmen lazım.

Yusuf: Hayırdır lan?

Altan : Abi hemen, ama hemen.

****************************************

 

Altan: Abi ne yer bu?

Yusuf: Pilav üstü döner, yanındada ayran. Lan sen denyo musun?

 

*****************************************

 

Yusuf: Şimdi ben sana ne yapayım?

Serkan: Abi affet böyle olacağını bilmiyordum olayın.

Yusuf: Sana şimdi yapacağımdan kurtulursan zaten yaşamaya hak kazandın demektir.

 

******************************************

 

Yusuf: Störlin'i götürün buradan.

Cem: Nereye koyalım abi?

 

******************************************

 

Yakında Aslan'ın 11. bölümünde !

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

113 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,548674/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Best FM 2009'un En Komikleri

31 Aralık 2009 15:12. Yazar: bestfm

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

509 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,833006/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 10 ( Yeni Bölüm )

30 Aralık 2009 19:36. Yazar: serdar

Yusuf: Tamam kardeşim. O tarafa doğru geçerken haber veririm sana.

Altan: Abi dosya istemiştin geldi.

Y: Ver bakalım kimmiş bu… oğlum ebru yazıyor burada, kızın adı Dilara değil mi?

A: Fotoğraf ona ait değil mi abi?

Y: Fotoğraf onun da ismi Dilara diye duydum ben.

A: Abi çağırtalım mı ?

Y: Manyak mısın oğlum. Ne diyeceğiz kıza.

A: Sen bilirsin abi.

Cem: Abi şu tefeci geldi, hani anlatmıştım.

Y: Gelsin.

C: Geç! Abi seni bekliyor.

Özer Kuzey: Yusuf bey merhaba.

Y: Hoş geldin. Buyur. Çocuklar müsaade edin biraz.

A: Tamam abi.

Ö: Abi selamınızı aldım, arkadaşlara da ilettim tanışmak istediğimi, sağ olun kabul etmişsiniz. Teşekkür ederim.

Y: Eksik olma. Neler yapıyorsun anlat bakalım şimdi. En ufak ayrıntısına kadar.

Ö: Abi şimdi bildiğin gibi tefecilik işi yapıyoruz zaten, bununla beraber bazı inşaat işleri de yapıyoruz. Sizin kadar büyük değiliz ama.

Y: Özer! Geç bu işleri de harbiden yaptıklarını anlat.

Ö: Nasıl abi?

Y: Ulan gırtlağını şuracıkta keserim! O mal varlığı anlattığın işlerle yapılır mı hokkabaz!

Ö: Ee abi.

Y: Yerim abini anlat. Ya anlat yada ben öğreneyim bir şekilde.

Ö: Abi bazı büyüklerimizin emirlerini yerine getiriyoruz, sadece bu.

Y: Nasıl büyüklerin nasıl emirlerini?

Ö: Abi büyüklerimiz bize şu mal şuraya gidecek şuarada dağıtılacak diyor, bende onları halledip komisyonumu alıyorum.

Y: Uyuşturucu mu?

Ö: Silahta var abi.

Y: Benim haberim olmadan hiçbir yere hiçbir şey götürülmeyecek artık.

Ö: Abi… bu iş ve bu kişiler büyük işler. Seni tanıyorum, yaptığın icraatları  biliyorum, duyuyorum. Ama bu iş senide aşar.

Y: Beni aşar yada aşmaz, orasını ben bilirim. Ama dediği şeylerin dışına çıkarsan sana neler yaparım orasını Allah bilir.

Ö: Abi ben tanışmaya geldim, sen beni sıkıştırıyorsun.

Y: Sıkışacak bir şey yok. Abin olarak sana sahip çıkıyorum. Sana kimse bir şey yapamaz.

Ö: Abi adamlar…

Y: Lan yerim adamlarını, en yakın sevkiyatta bana haber ver, bir duyarım ki sevkiyat olmuş ve sen bana haber vermemişsin, o belindeki kemeri boynuna bağlar sokakta it diye gezdiririm seni.

Ö: Abi…

Y: Abisi falan yok. Dediğimi anladın mı? Anlatayım mı bir kere daha ?

Ö: Anladım abi.

Y: Şimdi yürü… işine bak sevkiyatı haber ver bana.

Ö: Tamam abi.

 

            … Bakalım bu itin sahibi kim çıkacak… Bu kızın dosyası nerede? Kızın adı Dilara diye hatırlıyorum ben ama neden burada Ebru çıkıyor anlamadım. Diğer bilgileri nedir bunun. Güzel, mimarmış. Okuldan dereceyle mezun olmuş…

 

Cem: Abi müsait misin?

Y: Söyle kardeşim.

C: Abi bizde çalışanlardan birisi geldi, beni tanır konuşmak istiyorum diyor.

Y: Kimmiş lan o?

C: Abi alt katta çalışan bir kız. Ben daha önce birkaç sefer gördüm.

Y: Gelsin.

C: Buyurun, Yusuf bey sizi bekliyor.

Dilara: Sağ olun.

Y: Tamam Cem sen çıkabilirsin… hoş geldin.

D: Sağ ol.

Y: Dinliyorum.

D: Ben istifa etmek istiyorum.

Y: Bir neden? İki bana değil bölüm müdürüne söylemen gerek bunları.

D: Ben sana söylemek istedim.

Y: Neden ama Ebru?

D: Ebru? Ooo dosyamızda incelenmiş.

Y: Hayır söylediler sadece.

Ebru: Gerçek adım Ebru benim.

Y: Seni tebrik ederim.

E: Neden?

Y: Zerre kadar alakam olmayan şeyleri bana dakikalardır anlattığın için.

E: Kabasın işte, kaba.

Y: Evet o yüzden hala karşımda konuşabiliyorsun.

E: Off… ee? İstifamı kabul edecek misin?

Y: Yahu ben ne anlarım.

E: Bu şirket senin değil mi? Sen beni kovmadan önce ben istifa edeyim dedim.

Y: Kimi kovmuşuz ki şimdiye kadar seni kovalım.

E: Şimdi tartıştık ya hani ben sana ayı dedim falan.

Y: Ee?

E: Nasıl ee? Kovmaz mısın?

Y: Bunu bana iş yerinde mi  dedin?

E: Hayır.

Y: E nerede yaşandıysa orada kalır.

E: Senden beklenmeyecek bir hareket, aslında şaşırdım.

Y: Şansını zorlama.

E: Aman iyi tamam be.

Y: Kolay gelsin.

E: Kabasın, kaba!

Y: Teşekkür ederim.

E: İnsan bir gönlümü falan alır.

Y: Koy bir yere alayım oradan.

E: Komik mi şimdi yani bu ?

Y: Yoo. Ben espri yapmam.

E: Sana birilerinin bayanlarla nasıl konuşulması gerektiğini öğretmesi gerek.

Y: Gerektiğinde konuşabiliyorum ben, sen merak etme.

E: Şu anda da gereksin o zaman, karşında bir bayan var.

Y: Oldu. Mumları yakıp içecek bir şeylerde söyleyelim yemek öncesi?

E: Tamam. Saat kaçta nerede?

Y: Anlamadım.

E: Yemeğe çıkalım demedin mi?

Y: Hayır.

E: Kabasın, odunsun, ayısın!

Y: Şşş. Yavaş gel.

E: Tamam o zaman ben söylüyorum.

Y: Neyi?

E: Saat kaçta? Nerede?

Y: Kurtuluş yok yani.

E: Ya aslında sana karşı kendimi mahcup hissediyorum. Öyle anlamadan dinlemeden konuştuğum için.

Y: Sorun yok borçlu kalabilirsin.

E: Ama çok naz yaptın…  Gayrettepe’de bildiğim çok güzel bir yer var akşam orada yiyelim mi?

Y: Anladım ki kurtuluş yok.

E: Bunun cevabı bu değil.

Y: Tamam. Yedin bitirdin beni. Saat kaçta?

E:  21:00 uygun mu bay kaba?

Y: Adı ne bu yerin…

 

            2 Saat sonra…

 

Y: Geldi mi?.. Tamam eve doğru geçin bende geliyorum… Altan!

A: Abi buyur.

Y: Hemen çıkıyoruz, eve geçmemiz lazım.

A: Tamam abi.

Y: Sen in ben geliyorum…

A: Peki abi.

 

            Nereye koyduk bu telefonu? Yahu buda çok büyük be kardeşim cebimize bile sığmıyor.

 

Y: Alo! Özgür.

Ö: Söyle Aslan.

Y: Ne yaptın? Görüşemiyoruz.

Ö: Manyak mısın oğlum dün beraberdik daha.

Y: Ne bileyim sensizlik başıma vurdu. 1 günü günler gibi hissettim tatlım.

Ö: Neredesin sen?

Y: Ofiste.

Ö: Akşam?

Y: Bir işim yok.

Ö: Bende buluşalım o zaman. Bizimkiler gelecek.

Y: Tamam kaçta?

Ö: Ne bileyim oğlum çıkınca gel işte.

Y: Aaa unuttum lan. Gelemem akşam, yemeğe gideceğim.

Ö: Ne yemeği?

Y: Birisiyle yemek yemem gerekiyor.

Ö: Kiminle?

Y: Lan sana ne.

Ö: Merak ettim.

Y: Akşam oradan çıkınca ararım seni, uyumadıysanız, ayaktaysanız gelirim.

Ö: Tamam.

Y: Hadi ozaman…

Ö: Lan dur. Alo alooo!

Y: Söyle oğlum kapatmadım.

Ö: Oğlum Zeynep beni aradı…

Y: Ee?

Ö: Senin telefonunu istedi, çok önemliymiş.

Y: Sen ne dedin.

Ö: Sana sormadan veremem telefonunu dedim.

Y: Sonra?

Ö: Oda sorup haber verirsin dedi.

Y: Tamam. Benim telefonumu verme ona. Onun telefonu var mı sende?

Ö: Evet.  

Y: Bana mesaj olarak gönder.

Ö: Tamam usta.

Y: Hadi konuşuruz sonra.

 

            …Lan bu kız neden peşimize düşer ki bizim. Neyse bakalım neymiş olay. Altan gelmiştir inelim bakalım…

 

Y: Kolay gelsin çocuklar.

A: Abi!

Y: Geldim,  acil eve doğru.

A: Abi Cem’i bulamadım.

Y: Eve geçiyor o. Orada görüşeceğiz.

A: Tamam abi.

Y: Şurada yazan mekanı arayın akşam benim yemeğe geleceğimi söyleyin başka müşteri alınmasın içeri.

A: Tamam abi.

 

            … Bu eleman abisi kadar deli ise iş kolay. Yeter ki abisinin kanından iki damla bulaşmış olsun…

 

A: Abi buyur.

Y: Eyvallah.

A: Çocuklar Cem nerede?

Koruma: Abi içeri girdiler başka birisiyle beraber.

Y: Tamam. Altan!

A: Geldim abi.

Y: Üst kata çıkıyorum ben. Cem’i bul misafirle beraber gelsinler hemen.

A: Tamam abi.



Cem: Abi geldik.

Y: Hoş geldiniz. Sende hoş geldin kardeşim. İyi misin?

İsmail: İyiyim abi. Öpeyim, abim çok bahsetti sizden.

Y: Sağ olsun. Severim abini ben.

İ: O da sever abi seni.

Y: Senin bir iş yapmadığını şu an boşta olduğunu söyledi abin. Dedim İsmail bana lazım.

İ: Biliyorum abi.

Y: Neden geldiğini biliyor musun?

İ: Hayır abi. Ama sorun değil. Öl de öleyim.

Y: Yok kardeş, senin canın sana yakışır. Sen yaşa, yaşa ki işimizi halledelim.

İ: Emret abi.

Y: Doğma büyüme Kıbrıslısın sen değil mi?

İ: Evet abi.

Y: Neler yaptın anlat bakalım hele. Altan ateş ver.

A: Buyur abi.

İ: Abi sadece 1 işten anlarım ben.

Y: Nedir o?

İ: Kumarhane abi. Ama oynamayı bilmem, sadece mekan işletirim.

Y: Tamam zaten o yüzden buradasın.

İ: Emrin olur abi.

Y: Altan, İsmail’i bir eve yerleştirin bütün işleri ile ilgilenin.

A: Tamam abi.

İ: Abi o zaman ben hemen yarın Kıbrıs’tan bizim ekibi getirteyim.

Y: Kendin bilirsin. Bizden yana problem yok.

Cem: Abi müsaadenle bir sorum olacak.

Y: Söyle.

C: Kumarhane işi yasal değil ki.

Y: Adam öldürmek yasal mı?

C: Hayır abi.

Y: E Geçen hafta neden sıktın o zaman o herife ?

C: Tamam abi, doğru diyorsun.

Y: İsmail’i bıraktırın evlerden birine ihtiyaçlarını karşılatın. Hadi.

İ: Abi Eyvallah yarın bilgi veririm sana.

Y: Tamam. Altan sen kardeşimizi bıraktırt, Cem sen dur burada Altan sende hemen gel işimiz var.

A: Tamam abi.

İ: Abi iyi geceler, sıhhatler dilerim.

Y: Sağ ol aslan.

C: Abi bizim işimiz nedir?

Y: Dur şu Altan’da gelsin. Bu sefer biraz problem olacak gibi sanki.

C: Hayır mı, şer mi abi?

Y: Lan iki kere anlattırma işte dur gelsin adam.

Altan: Abi geldim.

Y: Şimdi iyi dinleyin beni. Bu yurt dışı otel ihalesi var bahsetmiştim.

C: Hı hı.

Y: O ihale mutlaka bizim tarafımızdan alınmalı. Kaç firma girerse girsin ama biz almalıyız. Bizimle beraber dört firma daha var, üç tanesi önemli değil ama bir tanesi problem yaratacaktır.

C: Abi o kadar ihale varken neden özellikle bu ihale?

Y: Bu ihale de devler var. Biz alırsak direk tepeden inme dev olacağız, devler içerisinde bizimde adımız geçecek.

C: Anladım abi.

Y: Bu zarfın içinde şirketin bilgileri, sahibi her şeyi var. Biraz bakının yarından itibaren oradaki bilgiler doğrultusunda temas edebileceğimiz bir şeyler var mı?

C: Tamam abi. Birde bir şey soracağım.

Y: Söyle.

C: Bütün bunları nereden biliyorsun abi?

Y: Sen beni o ofiste oturup gazetemi okuyorum zannediyorsun Cem?

C: Yok abi.

Y: Saat kaç?

A: Abi 20:45

Y: Eyvah!

C: Abi hayırdır?

Y: Saat 21:00 da bir yerde olmam lazım. Altan dediğim mekanı aradın mı?

A: Yok abi.

Y: Lan sen denyo musun? Ne dedim ben sana ara kapatsınlar demedim mi?

A: Abi unttum. Hemen arıyorum.

 Y: Cem arabayı hazırlasınlar.

C: Kim gelsin yanında abi?

Y: Tek çıkacağım.

C: Abi tek gezmesen?

Y: Bir şey olmaz. Hazırlasınlar arabayı.

A: Abi mekanı aradım.

Y: Tamam kapattılar değil mi?

A: Hayır abi.

Y: Nasıl hayır lan?

A: Abi mekanın sahibinin kızı bu gece gelecekmiş Yusuf Bey’e saygımız sonsuz ama sahibine ne diyeceğiz, kendisi arayıp söyleyebilir mi sahibine dediler. Biz ne yapalım ? yerle bir edeyimmi gidip mekanı?

Y: Ulan sana da hareket lazım. Yok tamam hallederim ben, çıkıyorum.

A: Bi bende gelseydim şimdi tek başına…

Y: Oğlum ne olacak?

A: Abi sen şimdi neden kapatmadınız falan dersin çatışma çıkar, bir şey olur.

Y: Lan delirtme beni.

C: Abi araba hazır.

Y: Gece geç gelebilirim.

 

… Şimdi oraya en kestirme nereden gideriz, lan geçte kaldık ya. Ne oluyor lan ? kaldıysak kaldık ne bu telaş… telefon nerede? Mesaj gelmiş kim bu? Hee Zeynep’in telefon numarasını göndermiş Özgür. Bakalım neden bize ulaşmak istemiş… ee! Gizli numaradan çağrı kabul etmiyor, numaramızı mı görecek şimdi? Başka çare yok.

Y: Alo!

Zeynep: Buyuru, kimi aradınız.

Y: Yusuf ben.

Z: Sesten tanımam lazımdı. Nasılsın?

Y: Şükür.

Z: … Sağol bende iyiyim.

Y: Beni aramışsın. Buyur dinliyorum.

Z: Teşekkür etmek istedim sadece.

Y: Neden?

Z: Neden olduğunu gayet iyi biliyorsun.

Y: Anlamadım ben.

Z: İki, üç gün önce babamı öldürmekle tehdit eden adam gelip senin adını verdi, babamın ellerini ayaklarını öptü, bundan sonra babamsın dedi, borcu sıfırladı gitti.

Y: Sevindim senin adına.

Z: Babam seni eskiden de her ne kadar tanımasa teşekkür etti.

Y: Tanımak istemedi ki.

Z: Duymadım?

Y: Bir şey demedim.

Z: Hayır dedin.

Y: Baban diyorum beni ne zaman tanımak istedi ki eskiden.

Z: Neden böyle bir şey dedin şimdi.

Y: Aslında babanın suçu yok. Benim varlığımdan bile haberdar değildi ki adam. Karşısına çıkıp benim Yusuf diye bir sevgilim var evlenmeyi düşünüyoruz diyecek bir kızı yoktu ki.

Z: Yusuf!

Y: Ama sende haklısın, o zaman babanın işleri iyi, para kazanıyorsunuz, zenginsiniz. Sandın ki bu devran hep böyle gider. He bu haline sevinmiyorum, sadece merak ediyorum.

Z: Neyi?

Y: Bu dünyada paran olsun yada olmasın her şeyi halledebilir misin, halledemez misin kavramını anlayıp anlamadığını.

Z: Anlamadım.

Y: Hiç şaşırmadım.

Z: Ne diyorsun ciddiyim anlamıyorum.

Y: Bak gülüm, mevzu para pul mevzusu değil baban bu gün milyarder de olsa halledemezdi o mevzuyu. Kafasına sıkar atarlardı bir köşeye, yada alırlardı o parayı sizden. Ben çok zenginim diye mi halledebildim zannediyorsun. Hayır. Bende farklı bir şey var, sizde olmayan.

Z: Nedir o?

Y: Bendeki yürek hiç birinizde yok! Hem de hiçbirinizde!

Z: Şöyle ufak çaplı bir baktım zaten hayatına, nereden geliyor bu kuvvet.

Y: Benim bir yerde toplantıya girmem lazım ve gelmiş bulunmaktayım.

Z: Kapat diyorsun yani.

Y: Aynen.

Z: Bu saatte ne toplantısı.

Y: Haydaaaaa.

Z: Ne hayda.

Y: Zeynep iyi geceler.

Z: Dur! Yüz yüze konuşmak istiyorum seninle.

Y: Sende yüz var mıydı?

Z: Böyle olmayacak, yarın işyerine geleceğim.

Y: Bu ne demek şimdi ne işi ne ye…. Alo, aloooo. Lan sen kimsin yüzüme telefon kapatıyorsun.

 

            … Dur şimdi tam yemek üstü sinirim hoplamasın hallederim sonra.

 

Güvenlik: Efendim hoş geldiniz.

Y: Eyvallah. İçeri giriyorum buranın sorumlusu kimse yanıma gelsin hemen.

G: İsim nedir efendim.

Y: Nüfus memuru musun aslanım sen? Sen beni göster gelsin hemen.

G: Efendim isminizi söylemezseniz mümkün değil.

Y: Seni burada yere yatırırım, vücuduna simetrik olarak mermi ile ismimi yazarım eğer beş dakika içinde sorumlusu masama gelmezse.

 

            … Nerede şimdi bu kız? En orta masaya da oturmuştur inadına.

 

Ebru: Hey! Buradayım.

Y: Tamam bağırma herkes bize bakıyor.

E: Hoş geldin.

Y: Sağ ol.

E: Masayı beğenmediysen değiştirelim hemen?

Y: Yok, yok iyi böyle.

E: Peki… Ee nasıl bir yer? Beğendin mi?

Y: Güzel gibi ama işletmesi biraz…

E: Ne biraz?

Y: Ne bileyim ben çok anlamam.

E: Burayı babamlar yeni açtı, eniştemin restoranları var birkaç yerde. Babamın da kanına girdi burayı açtırdı.

Y: Sizin yani burası?

E: Evet.

Y: Eyvah, eyvah.

E: Ne?

Y: Bir şey yok.

Müdür: Buyurun beni çağırtmışsınız.

Y: Ee..

E: Hayırdır müdür bey.

M: Beyefendi beni çağırtmış Ebru hanım.

Y: Mükemmel bir mekan açmışsınız tebrik edecektim.

M: Teşekkürler.

E: Tamam siz gidin Yusuf bey benim misafirim.

M: Yusuf Yılmazçelik?

Y: Evet.

M: efendim en baştan söylesenize, sizinkiler bizi aradı maruzatımızı bildirdik. İnşallah kızmazsınız.

E: Ne maruzatı?

Y: Aslanım sen işine bak, yürü hadi. Kafam şişti ya.

E: Ne oluyor anlamadım ben.

Y: Yok bir şey, hayırlı olsun güzel mekan.

E: Yemeği söyle de başlayalım artık.

Y: Tavuğu güzel mi buranın?

E: Dene gör, hatta beraber deneyelim…

 

…20 dakika sonra…

 

E: Öyle işte okulu bitirince kendim yer açacaktım önce, sonra dedim yurt dışına gideyim. Gittim geldim şansa senin orada işe başladım. Burası da yeni açıldı falan.

Y: Anladım.

E: Bir şey sorabilir miyim?

Y: Tabii.

E: Kimsin sen?

Y: Nasıl?

E: Yani bu yaşta nereden geliyor bu kuvvet?

Y: Ha ha ha!

E: Komik mi?

Y: Hayır sadece bu gün bu soruyu 2.duyuşum.

E: Demek tek merak eden ben değilim.

Y: Nereden çıkartıyorsun kuvvetli olduğumu?

E: İnternete kendi adını yazmadın sanırım hiç.

Y: Yok. Ne çıkıyor yazınca?

E: Ne bileyim, işe yaptığınız inşaatlar, otomotiv sektörü, şehit ailelerine yaptığın milyon dolarlık yardımlar, dev inşaat şirketlerinin yaptığı işe bir günde ortaya çıkıp ortak olmalar falan.

Y: E iş adamıyım ben.

E: Restoranı olan enişteme de sordum seni, o da sizin dünyanızdandır.

Y: Bizim dünyamız?

E: E mafya değil misin sen?

Y: Hayatında kaç mafya ile yemek yedinde biliyorsun?

E: Hımm. Anlaşılan bu unvanı sevmiyorsun.

Y: Ben öyle değilim.

E: Enişteme sordum, çok sağlam , tehlikeli adamdır dedi.

Y: Başka bir şey dedi mi.

E: Sakın bulaşma sülalemizi kazırlar dedi.

Y: Kaç kişinin sülalesini kazırken görmüş beni.

E: Bilmem. Ama eniştemi adın bile korkuttu, ki zengin güçlü bir adamdır.

Y: Paranın ecele faydası olmaz, istediğin kadar zengin ol.

E: Birde internette bir haberini okudum senin, para pul umurunda değil sanki, öyle davranıyorsun.

Y: Sevmem parayı.

E: Neden?

Y: Parayla sahip olabileceğim her şeyi zamanında kaybettim ben. Bu saatten sonra alsam ne olur? Bak cümle ne güzel değil mi? Alsam ne olur?  Param var alıyorum! E para olmayınca? Alamayacaksın! Bana böyle şeyler lazım değil.

E: Nasıl yaptın peki?

Y: Neyi?

E: Yanındaki adamlar, şirketler, evler…

Y: Bir şeyim yok benim.

E: Nasıl yok ya? Şu bindiğin araba bile 300.000 $.

Y: Aramızdaki fark bu işte.

E: Nedir?

Y: Ben fiyatını bilmem. O yüzden 300 liralıkta olsa binerim. Bilmem çünkü neyi vardır ne kadardır.

E: Neden hayatı hiç ciddi düşünmüyorsun o halde?

Y: Kaybedecek bir şeyim yok. Kaybedeceği olan düşünsün!

E: Hiç mi kaybedecek bir şeyin yok?

Y: Yok! Ailem var sadece ama ben zaten onlar için kendimi kaybetmişim.

E: Yanındaki adamlar?

Y: Benim kalkmam lazım. Yemek için teşekkür ederim.

E: Neden birden bire kalkıyorsun?

Y: Yoo zaten kalkacaktım. İşim var.

E: Peki Mafya olan sensin. Sen ne dersen o. Ehe ehe.

Y: Bana bir daha bu yakıştırmayı yapma.

E: Peki baba!

Y: Erkek olsan!

E: Döversin değil mi ?

Y: Yok!

E: E tabi mafyaların farklı taktikleri var doğru.

Y: Sana bir şey diyeyim mi?

E: De.

Y: Bence eniştenin uyarısını kulak arkası etme.

E: Nasıl yani

Y: Ne demişti enişten sana?

E: Ne demişti?

Y: Unuttuysan bir daha sorarsın. Tekrar teşekkürler. İyi geceler.

 

… Lan akşam akşam sinirim tepeme çıktı yine… şu müdür denen herif nerede?

 

Y: Arabam nerede benim?

Görevli: hemen geliyor abi.

Y: Müdüre söyleyin hemen buraya gelsin.

G: Peki abi.

G: Abi buyurun arabanız.

Müdür: Beni çağırtmışsınız.

Y: Şimdi gidiyorum ve sakın aramızda geçen konuşmaları içerdeki kıza söyleme diyorum. Bizim elemanların aradığını falanda söyleme. Anladın?

M: Peki efendim.

Y: Tek bir kelimesini duyarsam, buraya gelir o fırça gibi bıyıklarının üstünde bulunduğu dudağını ellerimle açar ağzına mermi doldururum.

M:???

Y: Buraya kadar anladın mı?

M: Peki efendim.

Y: Eyvallah…

Görevli: Müdür bey. Kim bu adam?

M: Aman oğlum yerin kulağı vardır, sakın adını bile anma, yoksa yarın bizim gömecekleri bir bedenimizi bile bırakmazlar.

G: Peki müdür bey.

 

 


Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

377 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,965515/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5