Bilgilendirme

1 Ağustos 2011 18:10. Yazar: serdar

Sevgili dinleyicilerim, izleyicilerim;

         01 Ağustos 2011 Pazartesi günü saat 11:32 de evimde radyo programına gitmek için hazırlandığım sıralarda kapım çaldı. Açtığımda kapıda Bilişim suçlarından gelen iki polis memuru arkadaşla karşılaştım. Bana bir tebligatta bulunup ifademe başvurulması için Gayrettepe Asayiş Büro Amirliği içerisinde Bulunan Bilişim Suçları Bürosuna gelmem gerektiğini söylediler. Bilişim Suçları Bürosuna gidene kadar olan bitenden haberim yoktu. Şubeye ilk gittiğim andan itibaren beni iyi bir şekilde karşılayan Bilişim Suçları Masası çalışanlarına teşekkür ederim.


Olayın aslına gelince;

          Medya aleminden tanıdığımız oyuncu/yapımcı ve bu sektörde ismi olan, benimde saygı duyduğum bir büyüğüm hakkında internette faaliyet gösteren bir sözlükte kendisinin ve avukatlarının uygun görmedikleri bazı yazılar yazılmış. Öncelikle yazılan yazıları hangi rumuzun yazdığı sonrasında o rumuzların bağlantı (IP) noları tespit edilmiş. Tespit edilen rumuzların bağlantı adreslerinden bir tanesi benim evimde kullandığım bağlantı adresi olarak kayıtlara geçmiş ve bu sebeple yazı hakkındaki şikayetten dolayı ifademe baş vurmak istemişler.

          Beni takip eden herkes bilirki evimin kapıları sonuna kadar tüm misafirlerime açıktır. Yatılı misafirler de dahil olmak üzere iş görüşmelerimi bile genelde evimde yaparım. Evime gelen her kişiye sahibi olduğum her şeyden ikram etmeye çalışırım, internet bağlantısıda bunlardan bir tanesidir. Şu zamana kadar samimi olduğum / olmadığım sayısız misafirim evimde bulunan internet bağlantısını kullanmıştır, kaldıki benim internet bağlantımı kullanabilmek için illaki evime girmeye lüzum yoktur. Kablosuz modem şifrelerini bu ve benzeri işlerle uğraşan kişilerin kolaylıkla kırıp kişilerin internet bağlantılarını kullandıklarını hepimiz biliyoruz. Kısacası evimde ağırladığım veya modemimin çekim gücünün içerisinde olan biri / birileri yazar olduğu sözlük profilinden az öncede bahsettiğim gibi gerçekten çok sevdiğim oyuncu / yapımcı bir büyüğümüze benimde tasvip etmediğim bir cümle yazmıştır. Sözlük ve benzeri sitelerle alakalı görüşlerimi defalarca yayınlarımdan dile getirdiğim için bir kez daha buradan yazma lüzumu görmüyorum ama hiç bir sözlükte, blogta yazarlığım olmadığının altını çizerek vurguluyorum. Yapılan şikayet direk benim ismime olmadığı için ifade vermek zorunda kaldım. Şikayet Serdar Gökalp adına değil bağlantı numarası adına yapılmıştır. Benim bağlantı numaram haricinde bir çok numara daha tespit edilip hepsi ifadeye çağırılmıştır. İfade sonucunda yazılan yazılarla uzaktan yakından alakam olmadığı anlaşılmış karşı tarafın avukatları tarafından da bir "özür dileriz" sözü duyulduktan sonra bence hiç bir sorun kalmamıştır. Benim internet bağlantımı kullanarak bu olayı gerçekleştiren her kimse bilmiyorum fakat bulursam bende kanunlara baş vuracağımı dile getiriyorum. Bahsi geçen değerli abime sevgi ve selamlarımı sunuyorum, seni yine seviyorum, ekranlardan hiç gitmemen dileği ile...

          Bu açıklamayı yapmamın tek sebebi olurda bir yerlerden duyarsanız salak, saçma, yalan, dolan haberlere inanmanızı istemememdir. İlk açıklayan ve söyleyen ben olayım, sonrasında kimin ne söylediği bizi ilgilendirmesin.

Serdar Gökalp





Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

110 kişi tarafından 4.4 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,372728/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 13

17 Mayıs 2011 23:55. Yazar: serdar


En son yaşanan olayların ardından 3 ay geçmiştir. İsmi bilinmeyen ama Yusuf Yılmazçelik'le irtibat halinde olan kişi Yusuf'la görüşmek istemiştir. Beykoz'da tenha ve patika bir yolda buluşurlar.



Yusuf: Neredesin, söylediğin yerdeyim ben.


Dayı: Sağa doğru yürü...


Y: Hadi be Dayı saklan, saklan nereye kadar?


D: Çok konuşma yürü... yürü... tamam sola dön devam et, kulubeyi gördün mü?


Y: Evet.


D: Tamam, gir içeri bekliyorum.


Kulubeden içeriye girerkek Yusuf her ihtimale karşı silahını belinden çıkartıp eline alır.


Y: Dayı! Dayı!


D: Bu taraftayım... ne o lan bizidemi vuracaksın.


Y: Hayır sadece tedbir. Ne işimiz var burada?


D: Doğru, sen sokak ortasında adam bile öldürebildiğin için gizlilik saklılık bilmezssin.


Y: Ben işimi yapıyorum, beğenmiyorsan başkasını bulacaksın!


D: İzmir'de yaptığın işi temizlemek için çok uğraştık.


Y: İşin bu değilmi? Ben yapacağım sen temizleyeceksin.


D: İşler biraz değişti, çok dikkat çekiyorsun, dokunulmaz olduğun anlaşılmamalı.


Y: Dokunsunlar, benim için sorun yok.


D: Benim için var, ne seni ne de kendimi açık edemem.


Y: Korkuyorsun yani?


D: Uğraştığım tek iş sen değilsin Aslan!


Y: Ee? Nedir çözüm önerin ?


D: Bu kağıdı al, yazılı adreste seni 2 kişi bekliyor, bizim tarafımızdan yetiştirildi, ikiside bu işlerde en iyisi.


Y: Madem en iyileri kendin kullan, bana neden veriyorsun?


D: Karşı gelmek yok. Ben ne diyorsam o!


Y: Sende dahil olmak üzere kimseden emir almadım, almamda!


D: Biliyorum bu yüzden seni seçtik zaten ama bu adamların cebinde kimlikleri var, yapacağın operasyonlar sırasında müdahale edecek emniyet birimlerinin sana temas etmesini engelleyecek bir kurumun kimliğine sahipler ve bizim evlatlarımız.


Y: Ben ekibimden memnunum ayrıca kendim seçmediğim hiçbir adamı yanıma almam, ölüme gitmem.


D: Aslan şu anki işimiz şu, sen olayı yapıyorsun, ben kapatıyorum, bu adamlar yanında olduktan sonra olayları senin yaptığın bilinmeyecek benimde kapatmama gerek kalmayacak.


Y: Ben kendi ekibimde sızma istemem!


D: En ufak hatalarında, yanlışlarında sık kafalarına at bir kenara.


Y: Ya yanlış yaptıklarını anlayamazsam?


D: Huylansan bile sık! Bir şey görmene gerek yok, hissettiğin anda dilediğini yap.


Y: En ufak bir kıllanmamda sülalelerini kazırım!


D: Tamam.


Y: Sana bile benimle alakalı iyi, kötü tek bir cümle kurmayacaklar hatta seninle bir daha görüşmeyecekler bile, madem bu saatten sonra benim adamlarım o zaman herşeyleriyle benim.


D: Onada tamam.


Y: Başka bir şey var mı?


D: İstediğin kişilerin bilgileri dosyada. Bazılarını neden istediğini anlamış değilim.


Y: Bütün hainleri sen biliyor olamazsın. Bizimde bildiklerimiz var hem hala sana ulaşmak istediğimde ulaşamıyorum iki ayda bir geleceksin de görüşeceğiz.


D: Biraz sabret, üst taraflarda durumlar karışık. Kısa zamanda çözüm buluruz buna da.


Y: Tamam varmı başka bir şey ?


Görüşmeden ayrılan Yusuf ofisine doğru yola çıkar, o sırada Altan ve Cem Yusuf'un onlara verdiği işi bitirmek için başka bir yerdelerdir.


Altan: Birimiz arabada kalsın ne olur ne olmaz.


Cem: Tamam, sen kal ben çıkıp halledeyim.


A: Olur usta, yarım saate gelmezsen yukarı çıkarım.


C: Tamam.


Ofise gelen Yusuf üzerini değiştirir ve Altan'ı arar...


Y: Ne yaptınız Altan?


A: Abi Cem içeri girdi, henüz bir şey yok.


Y: Tamam haber verin bana.


O sırada içeride...


Cem: Ali Sağlam içerde mi?


Koruma: Kim diyelim.


C: Yusuf Yılmazçelik'in selamını getirdim, iletin.


K: Şurda bekleyin.


2 dakika sonra...


K: Buyurun, içeride sizi bekliyor.


C: Eyvallah.


Ali: Hoş geldin, geç otur.


C: Lafım uzun değil, oturmaya lüzum yok.


A: Otur dedim! Aynı lafı 2. kere söylemeyi sevmem.


C: Yusuf Yılmazçelik derki bundan sonra onun haberi olmadan yaptığınız bütün işlerden elinizi ayağınızı çekeceksiniz.


A: Yusu abin mi dedi bunu?


C: Yusuf Yılmazçelik istediği kişinin abisi, istemediği kişinin Azrail'i olur.


A: Bana bak lan it! Seni de Yusuf denen patronunuda gebertirim! Şu an kafana sıkmamamın tek sebebi bu söylediklerimi patronuna aynen iletmen.


C: Yanlış adama yanlış yapıyorsun!


A: Kes lan sesini! Dün gelip bu gün bize raconmu keseceksiniz, sizin gibileri çok gördük lan biz bu alemde. Senin yaşın kadar leşim var lan benim!


C: Akıllı konuş...


A: Bas git sıkarım ağzına yüzüne! Abinede aynen söyle.


C: Emin ol aynen ileteceğim, aynen!


...


C: Abi şimdi çıktık ofise doğru geliyoruz.


Yusuf: Tamam. Ofisten ayrılmayın, benim bir işim var, halledip geleceğim. Benden 2 saate kadar haber alamazsanız telefonumun en son sinyal verdiği yer her neresiyse oradaki herkesi öldürün.


C: Abi bekleseydin beraber çıksaydık.


Y: Cem!


C: Tamam abi.


Yusuf ofisten dayının ona verdiği kağıtta yazan adrese gitmek için tek başına çıkar. Adrese geldiğinde ön kapıdan girmek yerine gizlice camdan girer ve evin içindeki iki kişinin üstünü arayıp silahlarını aldıktan sonra sorgulamaya başlar.


Yusuf: Şu tarafa geçin!


Ömer: Sen kimsin!


Y: Kes lan! Dediğimi yap!


Emre: Görevliyiz biz, kimsin sen.


Y: Kimi bekliyorsunuz burada?


Ö: Söyleyemeyiz.


Y: Bir kere daha soracağım, emin olki başka soru sormam.


E: Usta görevliyiz! Başına iş alacaksın.


Y: 10 saniye içinde cevap gelmezse kafanıza sıkarım.


E: Yusuf! Yusuf Yılmazçelik.


Y: Ne olmuş ona?


E: Onu bekliyoruz.


Y: Ne olacak o gelince?


E: Bizde bilmiyoruz, onu bulmamız söylendi.


Y: O sizi buldu ama...


Ö: Nasıl?


Y: Ben Yusuf Yılmazçelik! İlk sınavdan kaldınız! Hemen öttünüz.


Ö: Anlatılana göre senden başkası buraya böyle giremezdi zaten.


E: Anlamalıydım.


Y: Yürüyün gidiyoruz.


E: Siz çıkın, bu evden çıktıktan sonra yakmamız söylendi...



Yusuf yanına aldığı Ömer ve Emre ile beraber ofise doğru yola çıkar bu arada Altan ve Cem ofiste Yusuf'u beklemektedirler.


A: Abiye söyledinmi herifin söylediklerini.


C: Nasıl söyliyeyim lan! Seninle beraberdik, söylesem görürdün. Ofise geçin ben geliyorum dedi.


Y: Ne yaptınız Altan!


A: Heh! Abi geldi.


C: Abi hoş geldin.


Y: Eyvallah. Nedir durumlar?


C: Abi gittik ve söylediklerini aynen ilettik.


Y: Ee? Sonuç... şöyle geçelim hep beraber konuşalım. Çocuklar oturun sizde.


A: Abi arkadaşlar kim?


Y: Bizdenler Altan bizdenler. Ömer ve Emre, bundan sonra bizimle beraberler.


Ö: Memnun oldum Ömer ben.


E: Ben Emre.


A: Hoş geldiniz Altan ben.


C: Bende Cem, hoş geldiniz.


Y: Evet anlat şimdi.


C: Abi bu Ali Sağlam denilen adam biraz sıkıntı gibi, resmen bizi tanımadığını söyleyip üstüne de posta koydu.


Y: Altan, bu adamın evi, işi, karısı, çoluğu, çocuğu içeri girebileceğimiz her hangi bir boşluğu var mı?


A: Abi söylediğinden beri araştırıyorum ama bakkala bile giderken kullandığı yolu ikinci kere kullanmıyor, sağlam oynuyor.


Y: Bende bir bakayım, illaki vardır bir açık.


E: Abi biz Ömer'le alırız istiyorsan.


C: Nasıl olacak o iş? Adam sağlam diyorum.


Y: Tartışma bitmiştir, İş Ömer ve Emre'de.


Ö: Tamam abi.


E: Eyvallah.


Y: Dağılabilirsiniz. Altan, Cem siz kalın.


A: Peki abi.



Ömer ve Emre Yusuf abilerinin verdiği işi halletmek için yola çıkarlar...


Y: Cem, İstanbul içerisinde otopark, arazi, çek, senet gibi işlerle uğraşan ne kadar adam varsa hepsinin yol aldıkları bağlı oldukları kişileri bul, selamımı söyle görüşemk için çağırdığımı söyle.


C: Tepelerindeki adamları değilmi abi?

Y: Ne işimiz var bizim sokaktaki adamla, bana masa başında oturanı lazım... Özgür'ün işi ne yaptınız halledildimi?


A: Abi zorluk çıkartan firma sahibini buldum ben.


Y: Mekanında mı şu an?


A: Sorayım hemen abi.


C: Abi bu inşaat şirketi sahibi vardı illa bana ortak olun diye devamlı peşimizde.


Y: Olun Cem.


C: Sana sormadan karar vermeyelim dedik abi.


Y: Benlik bir şey yok. Olun.


A: Abi adam mekandaymış, hatta yeni gelmiş.


Y: Hazırlanın çıkıyoruz.


O sırada Ali Sağlam'ın evinin önünde...


Ö: Koruma sayısı çok, nasıl yapsak.


E: Evet çok kalabalıklar, çatışarak olmaz bu iş.


Ö: Yürü benimle.


...


Koruma: Durun buradan öteye geçemezssiniz.


E: Görevliyiz aslanım biz, Ali Bey e geldik.


K: Ne görevlisi?


E: Kimlikte yazıyor...


...


K: Arkadaşınkinide alalım.


Ö: Buyur.


K: Şöyle bekleyin biraz.


5 Dakika sonra...


K: Buyurun Ali Bey sizi bekliyor.


E: Teşekkürler.


Ö: Şimdi ne yapacağız?


E: Şşşt! Sus.


K: Efendim arkadaşlar geldiler.


Ali: Gelsinler bakalım, evet buyurun beyler.


E: Efendim en başta özür dileriz rahatsız ettik. Gelen bir istihbarata göre Yusuf Yılmazçelik isimli bir şahıs size suikast düzenleyecek, bu yüzden sizi bizim korumamız altına alıp yerinizi değiştirmemiz gerek.


A: O kadar boyu uzamışmı o adamın ? Bırakın düzenlesin leşini size teslim edeyim.


E: Efendim Yusuf Yılmazçelik küçümsenmeyecek güçte, bizim aldığımız emirler doğrultusunda sizi bizim kuruma bağlı güvenilir bir yerde tutmamız gerekiyor, siz bizim için değerlisiniz.


A: Ben kendi kendimi korurum, siz telaşlanmayın.


E: Özür dileyerek eğer bizimle gelmezseniz raporumuzda işbirliğini kabul etmediğinizi yazacağım ve bu sizin ticari bazı işlerinizi engelleyecek, aldığımız emir bu doğrultuda.


A: Tehditmi ediyorsun lan sen beni!


E: Hayır efendim sadece aldığımız emirleri uyguluyoruz.


A: Peki geleceğim ama bir şartla.


E: Şart değil emirdir buyurun.


A: Kendi korumalarımdan da yanıma alırım.


E: Tabii. Bizim için bir sakıncası yok.


A: Biraz bekleyin, yanıma almam gereken şeyler var.


E: Peki efendim.


O sırada Yusuf'un arkadaşı Özgür'e zorluk çıkartan ve tehdit eden tefecinin ofisinde...


Y: Mekan burasımı Altan?


A: Burası abi, iyi korunuyor.


Y: Çatışmaya gerek yok, halledderiz.


C: Ne yapıyoruz abi.


Y: Yürüyün.


...


C: Hemen şimdi patronuna çık ve Yusuf Yılmazçelik'in onunla görüşmek istediğini söyle.


Koruma: Kim? Siz kimsiniz?


C: Koç! Tam 2 dakikan var.


Y: Altan biz Cem'le yukarı çıkarken sen burada kal.


A: Emredersin abi.


K: Buyrun İhsan ben sizi bekliyor.


C: Gördünmü koç? Yusuf Yılmazçelik'i beklemeyen birisi yoktur, olamaz.


Y: Cem sende burada kal.


C: Tamam abi.


...


İhsan: Hoş geldiniz Yusuf Bey. Adınızı çok duydum tanışmak bugüne kısmetmiş.


Y: Eyvallah.


İ: Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim.


Y: Şimdi beni iyi dinle, senin bana yardım edebileceğin bir husus yok ama benim sana vereceğim emir çok!


İ: Anlamadım.


Y: Özgür Bey e borç para vermişsin, üstüne senet yapmışsın, adam parayı öderken ek olarak faiz isteyip mallarına çökmeye çalışmışsın.


İ: Özgür bey derken.


Y: Bir kere daha anlamamazlıktan gelirsen anlayacak her bir organını ayrı ayrı keser öyle anlatırım.


İ: Geldiğinizden beri kibar konuşuyorum ama aynı kibarlığı sizden göremedim, bu şekilde devam edeceksen anlayacağın dilden konuşmaya başlayacağım.


Yusuf sinirle belinden silahını çıkartıp İhsanın ağzına sokar...


Y: Ulan şerefsiz kan emici, insanların kanını emdiğiniz yetmedimi!


İ: Mmmm...


Y: Kes lan ağzın doluyken konuşma ciğersiz.


İ: Ah!


Y: İlk ve son kez uyarıyorum eğer Özgür'e Ya da benim çevremdeki her hangi birine iyi veya kötü bir şekilde temas ettiğini duyarsam, görürsem, hissedersem ağzındaki bütün dişleri çıkartır tespih yapar cenaze namazından sonra arkandan çekerim. Anladınmı ? Anladıysan kafanı salla...


İhsan kafasını sallar...


Y: Şimdi ben gidiyorum, burası adamlarınla dolu azıcık delikanlıysan arkamdan sıkarsın!


Yusuf ofisten dışarı çıkar...


Cem: Ne oldu abi?


Y: Gidiyoruz, sağ olsun anlayışlı bir kardeş çıktı. Altan arabayı getir.


A: Hemen abi.



O sırada Ömer ve Emre Ali Sağlam'ı alırlar...


Ali: Ben kendi aracıma biniyorum bizim çocuklarla beraber. Başka araca binmem.


Emre: Bizim için sorun yok. Önden bizim araçla size yol gösterelim siz bizi takip edin, yalnız çok kalabalık olmayalım kurumdan emir böyle.


A: İki arabayız biz tam arkanızdan çocuklar sizi takip edecek.


E: Peki, yola çıkalım.


Arabalara binilir ve yola doğru çıkılır...


E: Ömer hemen abiyi ara durumu anlat ne yapacağımızı söylesin.


Ö: Tamam arıyorum hemen.


Ömer Yusuf'u arar ve olayı aynen anlatır...


Ö: Ne yapalım şimdi abi.


Y: Ömer kaç araba var sizi takip eden?


Ö: Abi 2 araba her arabada 3 kişi var, Ali'ile beraber 7 kişiler.


Y: 6 koruma mı var?


Ö: Doğrudur abi.


Y: Telefonu kapattıktan sonra sana mesajla bir adres göndereceğim, oraya gelin ve kendinizi riske atacak hiçbir hareket yapmayın. O ciğersizden 50 tanesi sizin gibi bir adam etmez.


Ö: Tamam abi.


Y: Hee sakın ama sakın adresteki mekana geldiğiniz zaman silah seslerine aldanıp arabadan inmeyin. Arabanın içinde kendinizi koruyacak şekilde yatın.


Ö: Peki abi.


Telefonu kapatırlar.


Y: Altan! Ömere Çiftliğin adresini mesaj olarak yolla hemen.


A: Tamam abi.


Y: Cem hemen çiftliğe doğru sür! Hemen ama. Ordaki çocuklarıda ara 3 araba içeri girecek giren ilk araba bizden sakın dokunmasınlar en arkadaki arabadaki herkes ölecek, ortadaki arabada Ali Sağlam var o hariç herkes...



Yusuf çiftliğe gelir...


Y: Nedir durum ?


Ömer: Abi söylediğin gibi Ali Sağlam'ı aldık.


Y: Nerede?


Ö: İçerde abi, Emre var başında.


Y: Altan sen gel, Cem sende Fatih Beyi ara geleceğimi söyle.


C: Tamam abi.



Yusuf Ali Sağlam'ın olduğu odaya girer...


Y: Vay ki vay Sağlam Ali !


Ali: Sen kimsin? Seni yaşatırlar mı zannediyorsun?


Y: Kimmiş lan beni yaşatmayacak olan ? Söyle sahibini onuda senin yanına gömeyim.


A: Bu işin arkasını getiremezsin, her kimsen.


Y: Ben Yusuf Yılmazçelik ! Bak adım belli, senin gibi bir itin başında kimin olduğu bile belli değil.


A: Ne istiyorsun benden?


Y: Sorduğum sorulara düzgünce cevap ver, seni buraya gömüp gideyim.


A: Beni öldürecek misin?


Y: Sorularıma cevap verirsen söz veriyorum sadece öldüreceğim.


A: İş birliğine hazırım.


Y: Benim senle ne işim olur lan, sadece sorduklarıma cevap ver... Organ işinde arkanda kim var? Sana bu yolu kim verdi?


A: Güldürme beni, senin gibi sokak çeteleri ben veya arkamdakinin karşısında durabilirmi zannediyorsun, bana ne soracaksan sor sonrada elinden geleni ardına koyma, öldüremeyeceğin belli.


Yusuf silahını çıkartır ve Ali Sağlam'ın sol omuzuna bir el ateş eder.


Y: Bir derece doğru söyledin seni hemen öldürmem, yavaş yavaş kan kaybından ölürsün.


A: Kimseyi bilmiyorum ben! İsim yok sadece yazışmalarımız var! Ahhh!


Yusuf silahı ile Ali'nin sağ omuzunada bir el ateş eder.


Y: Ee ali? Bende kaldı 14 mermi, bana öyle şeyler anlat ki sadece bir tanesini kullanayım oda kafanda patlasın.


A: Söyleyemem beni öldürürler.


Y: Sana dürüst oluyorum, buradan canlı çıkamayacaksın. O yüzden söyle, söyleki şu zamana kadar yaktığın canların diyetini bir derece ödemiş ol.


A: Yalvarırım beni bırak, seni çok zengin ederim.


Yusuf bir kurşunda sol bacağına sıkar.


Y: Şansını zorluyorsun! Ölü ya da diri Hiçbir işime yaramazsın. Sadece söyleyeceklerin işime yarar.


A: Tek bir şartla!


Y: Lan it! Elin kolun bağlı her yanın mermi dolu hala şartmı koşuyorsun.


Yusuf bir kurşunda sağ bacağına sıkar.


A: Yalvarırım yapma, Her şeyim üzerine yemin ederim bilmiyorum. İsim olarak kimseyi bilmiyorum. Ama bana bunları yapmam için yol veren kişilerin arkasında bazı yabancı servisler var.


Y: Bak ne güzel anlatmaya başladın, hangi yabancı servisler?


A: Yemin ederim bilmiyorum, bana söylemezler. Ben sadece onların zengin ettikleri ve taşaron olarak istediklerini yaptırdıkları dokunulmaz bir adamım.


Y: Karşımda elin kolun bağlı, her yanın mermi dolu, demek dokunulmaz değilsin.


A: Sana sadece seni yaşatmazlar diyorum, aklının alamayacağı kişiler var bu işin arkasında.


Y: Son kez soruyorum bana isim söyle!


A: Yemin ederim bilmiyorum diyorum.


Yusuf gözlerinin içine baktıktan sonra Ali Sağlam'ı öldürür ve Altan'a dönerek...


Y: Bu şerefsizi kendi şirketinin bahçesine götürüp bırakın.


A: Abi anlattığı hiç bir şey yok bu adamın.


Y: Bildiği bir şey de yoktu o yüzden öldü zaten.


A: Anlamadım abi.


Y: Bu it bunca kişinin canını yaktı ama birilerinden emir alarak yaktı, şimdi seni birisi öldürse ben işin peşine düşmez miyim?


A: Düşersin abi.


Y: Heh! Şimdi bırakalım adamlarını kimin öldürdüğünün peşine düşüp onlar bizi bulsunlar.


A: Anladım abi.


Ertesi gün... Yusuf ofisinde otururken Cem içeri girer.


C: Abi!


Y: Söyle Cem.


C: Abi şu kız geldi.


Y: Ne kızı Cem ?


C: Abi şu bizde çalışan varya hani adı Ebru.


Y: Ee.. gelirse gelir bana neden söylüyorsun.


C: Abi senin ofisin kapısında, sana gelmiş.


Y: Benimle ne işi var kardeşim?


C: Bilmiyorum abi.


Y: Bir şeyide bil Cem! Bir şeyide bil.


C: Tamam abi göndereyim gitsin.


Y: Al içeri !


C: Emredersin abi.


Ebru odadan içeri girer...


E: Merhaba.


Y: Sağ ol. Buyur.


E: Hala çok kabasın.


Y: Hala karşımdasın.


E: Neyse uzatmayacağım, istifamı verdim kabul edildi. Giderken bir uğramak istedim.


Y: Bunu neden bana söylüyorsun? Sen benim şirket içi işlere karıştığımı gördün mü?


E: Off! Seninle bir hukukumuz oldu.


Y: Bak sen. Ne hukuku bu?


E: Yemeğe çıktık sonuçta.


Y: Eee?


E: Eee si yok. Söylemek istedim sadece.


Y: Söyledin, başka bir şey ?


E: Her ne kadar artık burada çalışmıyor olsamda seni görmek istediğim zaman gelebilir miyim?


Y: Neden beni görmek istiyorsun.


E: Bana bak mafya bozuntusu...


Y: Şşşş!


E: Kes sesini! Yürek sadece senin yaptığınla olmaz. Benim yaptığımlada olur. Karşısına çıkıp söylemek istediğin şeyi söyleyeceksin.


Y: Kimin?


E: Kimin için ne hissediyorsan.


Y: E söyle sende.


E: Off! Aslında ne tarzım nede tipimsin ama hoşlanıyorum senden. Telefon numaram burada yazıyor, sen beni görmek istersen ararsın.


Y: Bak Ebru şimdi...


E: Sus! Seni dinlemek istemiyorum ve gidiyorum!


Ebru ofisten çıkar, Yusuf biraz düşündükten sonra telefonla Altan'ı arar.


Y: Ne yaptınız Altan?


A: Hallettik abi, kendi şirletinin bahçesine koyduk.


Y: Gözüken bir yere koysaydınız.


A: Abi ceset bu sonuçta göreceklerdir.


Y: Tamam şirkete doğru gelin... Cem!


C: Buyur abi.


Y: Ofisi şirketten ayıralım, burada olmuyor.


C: Abi şirketimi taşıyalım ofisimi ?


Y: Ofisi taşıyın, girenin çıkanın dikkat çekmeyeceği, rahat bir yer.


C: Abi aslında burası güvenli burada kalsaydık.


Y: Oğlum ben nediyorum sana?


C: Ne diyorsun abi?


Y: Altan'la çok takılma, yasaklıyorum.


C: Hayırdır abi yanlışmı yaptı?


Y: Ulan çıldırtma beni ondan sanada bulaşmış.


C: Abi anlamıyorum.


Y: Cem! Çık git yer bul delirtme beni.


O sırada Yusuf'un telefonu çalar.


Y: Alo!


Özgür: Nerdesin kardeşim sen?


Y: Hayırdır lan? Bensiz korktun mu?


Ö: Sorma ödüm koptu... çocuklar benim ofise geçecek birazdan.


Y: Ne yapayım gelip döveyimmi hepsini?


Ö: Ulan uzatma işte atla gel.


Y: Kaçta gelecekler?


Ö: Yoldalar işte ona göre ayarla, bana bak öyle koruma moruma takma peşine tek gel gır gır yaparız biraz.


Y: Ne koruması lan? Sen ne zaman benim yanımda koruma gördün.


Ö: E yanındaki adamlar?


Y: Onlar benim dava arkadaşım, yoldaşım.


Ö: Tamam her neyinse tek gel.


Altan odadan içeri girer...


Y: Tamam çıkarım birazdan, bizimkiler geldiğinde orada olurum.


Ö: Tamam geç kalma.


Y: Söyle Altan.


A: Abi söylediğin gibi kendi şirketinin bahçesine koyduk.


Y: tamam şimdi sahibi bizi bulsun.


A: Abi ya bulmazsa?


Y: Sahipleri kendilerini belli edene kadar it temizlemeye devam. Çıkalım...


A: Çocuklara söyliyeyim hazırlansınlar.


Y: Hayır ikimiz çıkıyoruz sen beni bir yere bırakıp döneceksin.


A: Tamam abi.


Yusuf Altan'la beraber yola çıkar.


A: Abi bir şey sorabilir miyim?


Y: Söyle Altan.


A: Cem bana seninle çok takılmıyacağım artık abi yasakladı dedi, bir yanlışımmı oldu?


Y: Ulan ikinizide sevmesem...


A: Yok abi sen söylemişsin.


Y: Tamam seninde Cem'le konuşmanı yasaklıyorum.


A: Tamam abi.


Y: Sebebini sormayacak mısın?


A: Sen diyorsan bir bildiğin vardır abi.


Y: Tamam beni bıraktıktan sonra ona sana küstüm diye mesaj gönder.


A: Tamam abi.


Y: Ya Sabır, şurda bırak beni.


A: Bıraksaydım abi kapıya kadar.


Y: Geldik zaten, şuradan bir şeyler alıp öyle gideceğim ben.


A: Abi kaçta alayım seni?


Y: Keyfine bak. Ben kendim dönerim eve.


A: Peki abi.


Altan Yusuf'u arabadan indirip geri döner, Yusuf Özgür'ün ofisine doğru ilerlerken 2 araba ona yanaşıp önünü keser ve aşağı inerler... Yusuf elini beline atar ama silahını çekmez...


Koruma: Silaha gerek yok, amacımız zarar vermek değil.


Y: Siz kimsiniz lan?


K: Hasan İyice sizi görmek istiyor.


Y: Görmek isterse buyurur gelir, yerimiz belli adımız belli.


K: Zorluk çıkartmayın, bizim sizi götürmemiz lazım.


Y: Şu an bir randevum var, ben daha sonra gelirim.


K: Efendim! Lütfen.


Y: Peki gidelim.


K: Buyrun. Silahınızı alabilir miyim?


Y: Sıkacak olsam burada sıkardım.


K: Efendim emir böyle, silahınızı bana verip benden alacaksınız.


Y: Al!


K: Cep telefonunuzu kapatıp pilini içinden çıkartır mısınız lütfen.


Y: Olur onuda yaparız.


K: Teşekkür ederim...alo! Efendim üsteğiniz üzerine Yusuf Beyi aldık... peki efendim hemen geliyoruz.


Y: Ne oldu ne dedi ağababan?


K: Sizi bekliyor efendim...


Yusuf arabaya biner ve Hasan İyice'ye doğru yola çıkarlar...

 

 

 

 

 

 


Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

55 kişi tarafından 4.3 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,290909/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 12

1 Temmuz 2010 18:51. Yazar: serdar

Aslan 12

 

Aslan 12

Yusuf Yılmazçelik: Saat kaç?

Altan: Abi 12:45.

Cem: Nedir abi olay ne yapıyoruz?

Y: Süre doldu, daha bekleyecek bir şey yok.

A: Abi oetlde yer ayırtıp neden burada kaldık?

Y: Burası İzmir, İstanbul değil. Kim kimin adamı ne bilelim biz. Millet otelde kaldık zannetsin biz dağ evinde iyiyiz.

C: Abi hazırlatayım mı arabaları ?

Y: Öyle bir şey dedim mi aslanım ben ?

C: Yok abi…. Gergin misin biraz ?

Y: Ben bahçeye çıkıyorum, biraz hava alayım sonra çıkarız.

A: Tamam abi.

 

C: Neyi kafaya taktı acaba?

A: Bilmiyorum herhangi bir şey görmedim ben.

C: Telefonu falan çaldı mı?

A: Yok telefonu da silahı da burada.

C:  Bu Önder Kılıç denen adamı taktı kafaya bence.

A: O ne lan?

C: Silah sesi lan bu.

A: Abi!

C: Yat Altan yere yat, her yerden sıkıyorlar.

A: Abi dışarıda!

C: Aloo, ulan nerdesiniz? Kaç kişiler çatışın abi bahçede hepiniz ölün gerekirse ona bir şey olmasın!

A: Cem, yavaş yavaş çıkmamız lazım, buraya doğru geliyorlar.

C: Abi nerde?

A: Çıkıp bakmamız lazım.

C: Ulan kılına zarar geldiyse İzmir sokaklarında sürüklerim bu itleri.

A: Takip et beni.

C: Dikkat et!

A: Çantada şarjörler var, çantayı al.

C: Aldım devam et.

A: Ulan kıyamet gibi mermi yağıyor, nerede bu sıkanlar?

C: Abiiiiii !

A: Yat! Yat! Buraya sıkıyorlar.

C: Ulan abi nerde?

A: Göremiyorum ben.

C: Kalk dikkat dağıtalım, abi ölürse hepimiz yaşasak ne olur?

Yusuf Yılmazçelik: Altan!

A: Abi! Neredesin?

C: Gördüm ben, bahçe kapısının orada.

Y: Sakın çıkmayın ağır silahları var!

A: Abi ne yapacağız?

Y: Silah verin bana!

C: Abi atıyorum!

Y: Ulan dikkat et!

C: Yok bir şey gelmedi bana.

Y: Böyle olmayacak, çocuklar nerede?

C: Abi çatışıyorlar.

Y: Ara hemen, benim tam karşımdaki çimenliği ellerindeki bütün silahlarla tarasınlar mermi bitene kadar oraya sıksınlar!

C: Tamam abi!

Y: Altan mermi durumu nasıl?

A: Abi bir çanta şarjör var.

Y: Bunlara o fazla gelir.

C: Abi çocuklar başladı.

Y: Biriniz buraya gelecek şimdi, çabuk yalnız.

A: Ben gidiyorum, şarjör al sende oraya doğru sık koru beni!

C: Yürü, Yürü!

Y: Çabuk Altan, çabuk!

A: Geldim abi!

Y: Var mı bir şey ?

A: Yok abi, şükür.

Y: Silahımı ver… şimdi bak karşıda çimenlik var gördün mü?

A: Evet.

Y: Orda mevzilenmiş şerefsizler ama biz buradan ayağa kalktığımız anda arkadakilerde görecek oradan sıkacaklar.

A: Ne yapacağız abi?

Y: Bakacağız Altan.

C: Abi yaklaşıyorlar size doğru!

Y: Durmadan sık o tarafa sakın ayağa kalkma, çok pis pusuya düştük. Buradan canlı çıkarsam bu İzmir de ben ağayım diyen herkesi  1 gün içinde öldürürüm.

A: Canlı çıkarsak söz yardım ederim abi.

Y: Güldürme lan beni… yavaş yavaş ilerleyeceğiz başka çare yok.

A: Tamam abi.

Y: Ulan Cem hakkını helal et!

C: Hayırdır abi ölüyor muyuz?

Y: Öyle gözüküyor.

C: Abi ben öyle bir delikanlı görmüyorum!

Y: Ulan sorunda o zaten adamlar gözükmüyor!

A: Abi bak şu sol taraftaki gözüküyor.

Y:  Güzel! Şimdi ben yerden geriye ahıra doğru gidiyorum durmadan o tarafa sık.

A: Tamam abi.

Y: Hakkını helal et Altan’ım.

A: Ben seni öbür tarafta bulurum, helalleşiriz abi.

Y: Başla! Cem sende!

….

… ulan yağmur gibi kurşun yağıyor. Traktörde çalışmazsa buradan çıkış yok! Çalışırsa lastikleri mevzi olarak kullanıp bir şekilde çıkarız buradan. Ah!

C: Abiii! Altan abi vuruldu!

A: Abiiiiii!

C: Altan dur!

A: Şerefsizler! Alın lan şeresizler.

C: Ulan yat yere yat.

A: Abi, abi iyi misin?

Y: Dur ölmedim daha…

A: Çok kan kaybediyor kurşun boşluğuna girmiş. Çıkmamız lazım lan buradan!

C: Ulan zaten bir çıkarsak!

A: Ne oluyor lan?

C: Bunlar kim lan?

A: Abi.

Y: …

C: Altan adamlara sıkıyorlar.

A: Kim lan bunlar?

C: Kar maskesi var askeri kıyafetliler.

A: Düşmanımın düşmanı benim dostumdur.

C: Abiyi çıkartmamız lazım buradan.

A: Çatışma diniyor, maskeli adamlar hepsine sıkıyor da kim bunlar.

C: Bilmiyorum ama yardım ediyorlar.

A: Biz ne yapacağız çatışacak mıyız?

C: Bilmiyorum, bakalım kimlermiş.

A: Geliyorlar.

C: Hayırlısı.

 

Yiğit: Kusura bakmayın geç haberimiz oldu.

A: Sen kimsin?

Y: Yusuf abi nerede?

C: Kimsin lan sen!

Y: Ben Yiğit Kaynak, Yusuf abi nerede?

A: Burada olduğumuzu nereden biliyorsun?

Y: Kardeşim sıkıntı yaratacak olsam direk kafana şuracıkta sıkar giderim. Yusuf Yılmazçelik nerede?

C: Vuruldu!

Y: Ne!

A: Kan kaybediyor.

Y: Fahri! Hemen Yusuf Yılmazçeliği hastaneye götürün. Hastanede tam güvenlik alınsın.

Fahri: Peki abi.

A: Bizimle beraber olmazsa Yusuf abinin de bizimde ölümüz çıkar buradan.

Y: Arkadaşları da alın.

 

                2 saat sonra hastanede;

 

A: Nedir durum doktor?

D: Hayati tehlikesi yok, kurşun sıyırmış ama kan kaybetmiş dinlenmesi gerek.

C: Ne zaman kendine gelir?

D: Biz takviyeyi yaptık bünyesinin sağlamlığına göre birkaç saat içinde. Bu olayı yetkililere bildirdiniz mi ?

Yiğit: Doktor! Böyle bir olay olmadı eğer oldu diyorsan sende bu olayda öldün. Hangisi?

D: Polis soracaktır.

Y: Ben buradayken kimse kimseye bir şey soramaz. Sen işine bak hadi.

C: Çocuklara haber ver kaç kişi kaldılarsa hepsi hastaneyi kaleye çevirsinler. Abinin kapısın da da seninle benden başka kimse beklemesin Altan!

A: Tamam.

C: Sen kimsin birader?

Y: Önder Kılıç denilen adamın düşmanı ama benden kuvvetli o yüzden bir şey yapamadım, yapamıyorum. Yusuf Yılmazçelik le olayını duydum. Yusuf abiyi bilirim adını duydum. Önder ona pusu kurunca o pusudan kurtarırsam eğer ortada Önder denilen bir adam kalmaz. Buda işime gelir.

A: Çıkar meselesi?

Y: Çıkarcı bi adam gelip çatışmadan sizi almaz.

C: Neyse sağ ol. Yusuf Yılmazçelik bunun altında kalmaz.

Y: Karşılık olarak yapmadım. Sadece kendine gelince görüşmek istediğimi söyleyin.

A: Eyvallah!

….

 

5 saat sonra Yusuf Yılmazçelik’in odası

 

Yusuf Yılmazçelik: Altan!

A: Abi! Uyandın mı? Cem kalk lan abi uyandı.

C: Şükür be abi. Ne yapıyorsun sen.

Y: Su! Su verin.

A: Kapıya söyle hemen su bulsunlar?

C: Beyler hemen su bulun lan! Kaç adamımız varsa kapıda etten duvar olsun! Doktor dahil kimse içeri girmeyecek.

Y: Ne oldu lan nasıl çıktık oradan?

A: Abi yorma kendini. İyileşince anlatırız.

Y: Ulan soru sordum.

A: Abi Yiğit diye bi adam geldi bize sıkanların hepsine sıktılar bizi de alıp buraya getirdiler.

Y: Kimmiş bu adam?

C: Abi bilmiyoruz. Seninle de görüşmek istiyor.

Y: Çağırın hemen gelsin.

A: Abi biraz dinlensen.

Y: Ulan çağırın.

C: Tamam abi arıyorum.

Y: Elimin altına bir silah koyun.

A: Abi yastığının altına ben koymuştum.

Y: Doktorlara, hemşirelere hala ayılmadığımı hatta ne zaman ayılacağımı falan sorun. Ayıldığımı kimse bilmesin. Eleman gelince de hemen bana getirin.

 

1 saat sonra.

A: Abi yiğit denilen adam geldi.

Y: Gelsin.

A: Buyur!

Yiğit: Abi geçmiş olsun.

Yusuf: Sağ ol aslanım.

Y: Kusura bakmayın biraz geç kaldık.

Yusuf: Sorun değil, kimsin sen anlat.

Y: Abi Kendi şehrimizde kendi kuvvetimizce bir adamız. Ama bu Önder denen şerefsiz iyi iş yapan kimseyi barındırmıyor. Nice benim gibileri ölü buldular kimsenin de bu adama bir dur dediği yok. Seni biliriz, severiz, sayarız ve duyduk ki bu kansıza cezasını kesmişsin ama biliriz ki bu adam yemez karşı gelir. Sana yardım edersem bu adam ortadan kalkar etmezsem zaten er veya geç beni de haklar.

Yusuf: Severim açık sözlü adamı.

Y: Eyvallah abi.

Yusuf: İzmir’i sana veriyorum.

Y: Veriyorum derken?

Yusuf: Bu saatten sonra İzmir’de uçan, kaçan, konan, koşan hepsi sende. Benim kuvvetim senin kuvvetin!

Y: Eyvallah abi.

Yusuf: İzmir’in yerel basınında yaptırım gücün var mı?

Y: Var abi.

Yusuf: O zaman yerel basında benim yolda saldırıya uğradığımı, yoğun bakımda olduğumu, hayati riski atlatamadığımı hemen yay! Bütün yerel basın çalkalansın… Altan Cem’i çağır.

C: Buradayım abi.

Yusuf: Burada ne kadar takım elbiseli adamımız var sa hepsi odaya girsin, hemen!

C: Beyler herkes içeri girsin. Çabuk, çabuk!

Yusuf: Kapıyı kapatın… Altan kaldır beni.

A: Abi ne yapıyorsun?

Yusuf: Oğlum ne diyorum ben?

A: Yaslan bana abi.

Yusuf: Sen! Gel buraya.

Koruma: Emret abi.

Yusuf: Çıkar üstündekileri… Altan sende beni soy.

Koruma: Anlamadım abi.

Yusuf: Ulan soyun! Sizde beni soyun… Şimdi benim hasta kıyafetlerini giy gözünü bile açmadan yat uyu.  Unutma komadasın! Kılını bile kıpırdatma! Yerel basında haber yayılınca ifade için polis gelecektir. Kesinlikle kılını bile kıpırdatma! Anladın mı?

Koruma: Emredersin abi.

A: Abi sen bu halde neden kalkıyorsun. Biz halledelim.

Yusuf: Yok, ben ona elimle sıkmazsam, onu benden önce başkası alırsa ben bu şehirde taş üstünde taş bırakmam! Çocuğun kıyafetleri bana giydirin.

A: Gel abi.

Yusuf: Yerel basına hemen yayılsın haber. Unutma komadayım asla kalkamam. Çocuklar sizde polis gelince arkadaşınızın yüzü gözükmeyecek şekilde Yusuf Yılmazçelik daha ayılmadı diyin. Hatta Cem sen burada kal.

C: Abi gelseydim.

Yusuf: Oğlum!

C: Tamam abi.

Yusuf: Altan, kimsenin bilmediği bir araba ayarla.

Yiğit: Abi bizim arabalardan birini alın hepsi 35 plaka dikkat çekmez.

Yusuf: En dandiğini al Altan.

A: Tamam abi.

Yiğit: Abi bu adamın bu gece bir görüşmesi var. Bu adreste ortaklarından birisi ile görüşecek.

Yusuf: Ben daha ne isterim ki.

Y: Anlamadım abi?

Yusuf: Bir şey yok sesli düşündüm. Ver adresi.

 

2,5 saat sonra adı bilinmeyen bir restoran da…

 

… Son dakika gelişmesi için yayınımıza ara veriyoruz sevgili izleyenler. İş adamı Yusuf Yılmazçelik bu gün İzmir de yolda saldırıya uğradı! Vücuduna 3 kurşun isabet eden Yusuf Yılmazçelik in hayati tehlikeyi atlatamadığı hala yoğun bakımda olduğu bilgileri alındı. Bazı çevreler tarafından mafya hesaplaşması olarak nitelendirilen olayı henüz üstlenen olmadı…

 

Önder: Olay budur işte ortağım! İki günlük yeni yetme bize racon kestiğini zannetti. Ulan sen kimsin derler adama.

Şükrü: Ortak adam ölüyormuş ha ha ha.

Ö: Bizimkilerde suç ki orada öldürememişler.

Ş: Bu adam ölse de başımıza iş açmaz değil mi?

Ö: Şu zamana kadar kim ödlüde bela oldu bize?

Ş: Sen doğrusunu bilirsin.

 

… o sırada dışarıda…

 

A: Abi mekan burası.

Y: Bir dolan bakalım mutfak girişi falan var mı ?

A: Tamam abi…

Y: Ulan şu cep telefonu bir kere de uygun bir yerde çalsın. Hadi buyur bu neden arıyor şimdi ? Alo!

Zeynep: Yusuf nerdesin?

Y: Şu an hiç müsait değilim Zeynep!

Z: Benimle konuşacaksın! Alkollüyüm her şeyi yapabilirim.

Y: Zeynep! Ne yapıyorsan yap, şu an konuşamayacak durumdayım.

Z: Nerdesin?

Y: Özel bir işim var Zeynep.

Z: Karı kız işleri değil mi?

Y: Aslında sayılır!

Z: Ne diyorsun sen…

A: Abi mutfak girişi var.

Y: Zeynep, kapatmam gerek! … nasıl kalabalık mı mutfak ?

A: Garsonlar sigara içiyor abi kapıda.

Y: Tamam, yürü.

A: Abi tek başına yürüyebilecek misin?

Y: Ulan yürü!

A: Tamam abi.

 

Y: Beyler nefes alış şeklini değiştiren olursa kafasına sıkarım! Hepiniz içeri, çabuk lan!

Garson: Abi ne oluyor.

A: Gözüm yürü bizim sizinle işimi yok.

Y: Sen! Gel buraya! Soyun!

Garson: Abi ne yapacaksın?

Y: Ulan soyun! Bu kapı ne kapısı ?

G: Abi malzemeleri koyuyoruz oraya.

Y: Üzerinizdeki bütün cep telefonlarını çıkartın. Yanlış yapan olursa sıkarım!

G: Abi bize ne yapacaksınız?

Y: Altan ben kıyafetleri giyerken bunların hepsini kapat şuraya… dur lan dur kapatma. İçerde başka kimse var mı lan garson ?

G: Abi şef var.

Y: Hadi buyur.

A: Ne yapacağız abi?

Y: Arayın lan biriniz çağırın şu şef midir nedir.

G: Alo şef bir içeriye bakar mısın?

Y: Tamam Altan kapat şunları.

Şef: Ne oldu?

Y: Bunu da al Altan.

Ş: Siz kimsiniz.

A: Gir anam içeri gir. Anlatırlar sana içerde. Ver cep telefonunu da… tamam abi hepsi içerde.

Y: Garsona benzedim mi lan?

A: Oldun abi.

Y: Şimdi ben içeri gidiyorum içinden 100 e kadar say sende gel.

A: Abi tek gitmesen ?

Y: Lan garsona mı sıkacaklar dediğimi yap.

A: Tamam abi.

 

….

Yusuf: Merhaba efendim. Siparişinizi düşündünüz mü?

Önder: Şef sen ne tavsiye edersin, bak misafirim kıymetli biridir sizi çok tavsiye ettim.

Y: Efendim çok güzel mermi buğulama var!

Ö: Ne? Anlamadım.

Y: Anlarsın, anlarsın. Kıpırdayan olursa bu itin kafasını dağıtırım! Söyle lan atsınlar silahlarını.

Ö: Sen canına susamışsın.

Y: Senin gibi ölmeyi bayılmak zannetmiyorum en azından. Sen beni bayılttın ben ayıldım. Bakalım seni ayıltabilecek bir kuvvet var mı?

Ş: Bak delikanlı, biz senin gibi çok adam gördük ama hepside öldü!

Y: Yorum yapma lan! Şerefsiz.

A: Abi bunları ne yapalım?

Y: Bunlardan başka koruma var mı yanında bu itin?

A: yok abi 4 kişiler sadece bu şerefsizlerle beraber 6.

Y: Hallet bunları.

A: Yürüyün lan pusucu şerefsizler.

Y: Şimdi gelelim sana, ben sana ne dedim?

Ö: Uzatma ne diyeceksen de, ne yapacaksan yap sonrasına bakalım.

Y: Olur uzatmayalım bence de!

Ş: Ortak!... Sen ne yaptın?

Y: Anlaman için aynısını da sana mı yapayım?

Ş: Sen delirmişsin.

Y: Ulan ben sana yorum yapma demedim mi?

Ş: Ah!

Y: Ne o canın mı yandı?

Ş: Ne diyorsan eyvallah beni bırak yeter.

Y: Bundan sonra bu it olmadığına göre sahipsizsin, ama korkma sana bana bağlı yeni bir sahip veriyorum. Emirleri Yiğit ve kadrosundan alacaksın!

Ş: O kim?

Y: Baban!

Ş: …

Y: Anlaşılmayan bir şey var mı?

Ş: Yeter ki canımı bağışla.

Y: Demek anladın. Şimdi gidiyorum ama dua et canım herhangi bir şeye sıkılmasın, sırf can sıkıntım geçsin diye seni öldürürüm.

Ş: …

Y: He! Delikanlıysan buraya gelip neler yaptığımı sağda solda anlatırsın. Altan yürü…

 

2 saat sonra hastane…

 

Yusuf: Altan polis kaynıyor her yer.

A: Gördüm abi.

Y: Cem i ara Yusuf abi uyandı diye heyecan yaratsın bizim bütün çocuklar odaya doluşsun en son biz girdikten sonra kapıyı kapatsınlar.

A: Tamam abi.

C: Yusuf abi ayıldı herkes odaya gelsin, herkes!

Y: Altan yürü hızlı biraz… kapatın kapıyı. Aslanım kalk hemen soyun çabuk, çabuk lan!

C: Abi polisler geldi ayılmadı dedik bekliyorlar hala!

Y: Tamam beni uyurken gördüler mi?

C: Evet abi.

Y: Çağırın gelsinler. Altan şunu tut giyinemedim…

Cem:  Ne oldu ne yaptınız?

A: Neyi?

C: Oğlum nereye gittiniz siz?

A: E işi halletmeye gittik.

C: E tamam, hallettinizmi?

A: Evet!

C: Ne yaptınız?

A: Abi Önderin kafasını dağıttı!

C: Öldü mü?

A: Beyni yere düştü tek kurşunla. Beyinsiz yaşayabiliyorsa ölmemiştir.

C: Oh be! İçim rahatladı!

Polis: Yusuf bey size saldıran kişileri tanıyor musunuz?

Y: Hayır göremedim. Arabadan inerken ateş ettiler.

P: Birkaç saat önce İzmir’in büyük iş adamlarından Önder Kılıç ve 4 koruması öldürüldü, ortağını da ayağından yaralamışlar. Olayla ilginiz var mı?

Y: Komada yatarken beni gören sizsiniz hem ben Önder denen adamı tanımam. Allah Rahmet eylesin!

P: Olayda sizin adınız geçiyor yalnız.

Y: Ben tanımam etmem, ortağı sadece yaralanmış demek ki yaşıyor ona sorun.

P: Size saldırı yapanların eşkalini tarif edemeyecek misiniz?

Y: Hayır görmedim!

P: Adamlarınız?

Y: benim görmediğimi onlar nasıl gördün?

P: …

 

… az önce aldığımız bir habere göre iş adamı Önder Kılıç ortağı ile yemek yediği restoranda saldırıya uğradı! Önder Kılıç ve 4 koruması hayatını kaybederken adı açıklanmayan ortağı ayağından yaralandı. Adının Şükrü olduğunu öğrendiğimiz ortağı yakın çevresine “ Saldırıyı yapanların kim olduklarını bilmediğini, saldırganların yabancı dilde konuştuklarını ve ne dediklerini anlamadıklarını” söyledi.

 

 

 

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

91 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,626375/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 11 ( Tanıtım )

5 Ocak 2010 18:20. Yazar: serdar

Altan: Abi acilen otoparka inmen lazım.

Yusuf: Hayırdır lan?

Altan : Abi hemen, ama hemen.

****************************************

 

Altan: Abi ne yer bu?

Yusuf: Pilav üstü döner, yanındada ayran. Lan sen denyo musun?

 

*****************************************

 

Yusuf: Şimdi ben sana ne yapayım?

Serkan: Abi affet böyle olacağını bilmiyordum olayın.

Yusuf: Sana şimdi yapacağımdan kurtulursan zaten yaşamaya hak kazandın demektir.

 

******************************************

 

Yusuf: Störlin'i götürün buradan.

Cem: Nereye koyalım abi?

 

******************************************

 

Yakında Aslan'ın 11. bölümünde !

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

126 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,468255/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 10 ( Yeni Bölüm )

30 Aralık 2009 19:36. Yazar: serdar

Yusuf: Tamam kardeşim. O tarafa doğru geçerken haber veririm sana.

Altan: Abi dosya istemiştin geldi.

Y: Ver bakalım kimmiş bu… oğlum ebru yazıyor burada, kızın adı Dilara değil mi?

A: Fotoğraf ona ait değil mi abi?

Y: Fotoğraf onun da ismi Dilara diye duydum ben.

A: Abi çağırtalım mı ?

Y: Manyak mısın oğlum. Ne diyeceğiz kıza.

A: Sen bilirsin abi.

Cem: Abi şu tefeci geldi, hani anlatmıştım.

Y: Gelsin.

C: Geç! Abi seni bekliyor.

Özer Kuzey: Yusuf bey merhaba.

Y: Hoş geldin. Buyur. Çocuklar müsaade edin biraz.

A: Tamam abi.

Ö: Abi selamınızı aldım, arkadaşlara da ilettim tanışmak istediğimi, sağ olun kabul etmişsiniz. Teşekkür ederim.

Y: Eksik olma. Neler yapıyorsun anlat bakalım şimdi. En ufak ayrıntısına kadar.

Ö: Abi şimdi bildiğin gibi tefecilik işi yapıyoruz zaten, bununla beraber bazı inşaat işleri de yapıyoruz. Sizin kadar büyük değiliz ama.

Y: Özer! Geç bu işleri de harbiden yaptıklarını anlat.

Ö: Nasıl abi?

Y: Ulan gırtlağını şuracıkta keserim! O mal varlığı anlattığın işlerle yapılır mı hokkabaz!

Ö: Ee abi.

Y: Yerim abini anlat. Ya anlat yada ben öğreneyim bir şekilde.

Ö: Abi bazı büyüklerimizin emirlerini yerine getiriyoruz, sadece bu.

Y: Nasıl büyüklerin nasıl emirlerini?

Ö: Abi büyüklerimiz bize şu mal şuraya gidecek şuarada dağıtılacak diyor, bende onları halledip komisyonumu alıyorum.

Y: Uyuşturucu mu?

Ö: Silahta var abi.

Y: Benim haberim olmadan hiçbir yere hiçbir şey götürülmeyecek artık.

Ö: Abi… bu iş ve bu kişiler büyük işler. Seni tanıyorum, yaptığın icraatları  biliyorum, duyuyorum. Ama bu iş senide aşar.

Y: Beni aşar yada aşmaz, orasını ben bilirim. Ama dediği şeylerin dışına çıkarsan sana neler yaparım orasını Allah bilir.

Ö: Abi ben tanışmaya geldim, sen beni sıkıştırıyorsun.

Y: Sıkışacak bir şey yok. Abin olarak sana sahip çıkıyorum. Sana kimse bir şey yapamaz.

Ö: Abi adamlar…

Y: Lan yerim adamlarını, en yakın sevkiyatta bana haber ver, bir duyarım ki sevkiyat olmuş ve sen bana haber vermemişsin, o belindeki kemeri boynuna bağlar sokakta it diye gezdiririm seni.

Ö: Abi…

Y: Abisi falan yok. Dediğimi anladın mı? Anlatayım mı bir kere daha ?

Ö: Anladım abi.

Y: Şimdi yürü… işine bak sevkiyatı haber ver bana.

Ö: Tamam abi.

 

            … Bakalım bu itin sahibi kim çıkacak… Bu kızın dosyası nerede? Kızın adı Dilara diye hatırlıyorum ben ama neden burada Ebru çıkıyor anlamadım. Diğer bilgileri nedir bunun. Güzel, mimarmış. Okuldan dereceyle mezun olmuş…

 

Cem: Abi müsait misin?

Y: Söyle kardeşim.

C: Abi bizde çalışanlardan birisi geldi, beni tanır konuşmak istiyorum diyor.

Y: Kimmiş lan o?

C: Abi alt katta çalışan bir kız. Ben daha önce birkaç sefer gördüm.

Y: Gelsin.

C: Buyurun, Yusuf bey sizi bekliyor.

Dilara: Sağ olun.

Y: Tamam Cem sen çıkabilirsin… hoş geldin.

D: Sağ ol.

Y: Dinliyorum.

D: Ben istifa etmek istiyorum.

Y: Bir neden? İki bana değil bölüm müdürüne söylemen gerek bunları.

D: Ben sana söylemek istedim.

Y: Neden ama Ebru?

D: Ebru? Ooo dosyamızda incelenmiş.

Y: Hayır söylediler sadece.

Ebru: Gerçek adım Ebru benim.

Y: Seni tebrik ederim.

E: Neden?

Y: Zerre kadar alakam olmayan şeyleri bana dakikalardır anlattığın için.

E: Kabasın işte, kaba.

Y: Evet o yüzden hala karşımda konuşabiliyorsun.

E: Off… ee? İstifamı kabul edecek misin?

Y: Yahu ben ne anlarım.

E: Bu şirket senin değil mi? Sen beni kovmadan önce ben istifa edeyim dedim.

Y: Kimi kovmuşuz ki şimdiye kadar seni kovalım.

E: Şimdi tartıştık ya hani ben sana ayı dedim falan.

Y: Ee?

E: Nasıl ee? Kovmaz mısın?

Y: Bunu bana iş yerinde mi  dedin?

E: Hayır.

Y: E nerede yaşandıysa orada kalır.

E: Senden beklenmeyecek bir hareket, aslında şaşırdım.

Y: Şansını zorlama.

E: Aman iyi tamam be.

Y: Kolay gelsin.

E: Kabasın, kaba!

Y: Teşekkür ederim.

E: İnsan bir gönlümü falan alır.

Y: Koy bir yere alayım oradan.

E: Komik mi şimdi yani bu ?

Y: Yoo. Ben espri yapmam.

E: Sana birilerinin bayanlarla nasıl konuşulması gerektiğini öğretmesi gerek.

Y: Gerektiğinde konuşabiliyorum ben, sen merak etme.

E: Şu anda da gereksin o zaman, karşında bir bayan var.

Y: Oldu. Mumları yakıp içecek bir şeylerde söyleyelim yemek öncesi?

E: Tamam. Saat kaçta nerede?

Y: Anlamadım.

E: Yemeğe çıkalım demedin mi?

Y: Hayır.

E: Kabasın, odunsun, ayısın!

Y: Şşş. Yavaş gel.

E: Tamam o zaman ben söylüyorum.

Y: Neyi?

E: Saat kaçta? Nerede?

Y: Kurtuluş yok yani.

E: Ya aslında sana karşı kendimi mahcup hissediyorum. Öyle anlamadan dinlemeden konuştuğum için.

Y: Sorun yok borçlu kalabilirsin.

E: Ama çok naz yaptın…  Gayrettepe’de bildiğim çok güzel bir yer var akşam orada yiyelim mi?

Y: Anladım ki kurtuluş yok.

E: Bunun cevabı bu değil.

Y: Tamam. Yedin bitirdin beni. Saat kaçta?

E:  21:00 uygun mu bay kaba?

Y: Adı ne bu yerin…

 

            2 Saat sonra…

 

Y: Geldi mi?.. Tamam eve doğru geçin bende geliyorum… Altan!

A: Abi buyur.

Y: Hemen çıkıyoruz, eve geçmemiz lazım.

A: Tamam abi.

Y: Sen in ben geliyorum…

A: Peki abi.

 

            Nereye koyduk bu telefonu? Yahu buda çok büyük be kardeşim cebimize bile sığmıyor.

 

Y: Alo! Özgür.

Ö: Söyle Aslan.

Y: Ne yaptın? Görüşemiyoruz.

Ö: Manyak mısın oğlum dün beraberdik daha.

Y: Ne bileyim sensizlik başıma vurdu. 1 günü günler gibi hissettim tatlım.

Ö: Neredesin sen?

Y: Ofiste.

Ö: Akşam?

Y: Bir işim yok.

Ö: Bende buluşalım o zaman. Bizimkiler gelecek.

Y: Tamam kaçta?

Ö: Ne bileyim oğlum çıkınca gel işte.

Y: Aaa unuttum lan. Gelemem akşam, yemeğe gideceğim.

Ö: Ne yemeği?

Y: Birisiyle yemek yemem gerekiyor.

Ö: Kiminle?

Y: Lan sana ne.

Ö: Merak ettim.

Y: Akşam oradan çıkınca ararım seni, uyumadıysanız, ayaktaysanız gelirim.

Ö: Tamam.

Y: Hadi ozaman…

Ö: Lan dur. Alo alooo!

Y: Söyle oğlum kapatmadım.

Ö: Oğlum Zeynep beni aradı…

Y: Ee?

Ö: Senin telefonunu istedi, çok önemliymiş.

Y: Sen ne dedin.

Ö: Sana sormadan veremem telefonunu dedim.

Y: Sonra?

Ö: Oda sorup haber verirsin dedi.

Y: Tamam. Benim telefonumu verme ona. Onun telefonu var mı sende?

Ö: Evet.  

Y: Bana mesaj olarak gönder.

Ö: Tamam usta.

Y: Hadi konuşuruz sonra.

 

            …Lan bu kız neden peşimize düşer ki bizim. Neyse bakalım neymiş olay. Altan gelmiştir inelim bakalım…

 

Y: Kolay gelsin çocuklar.

A: Abi!

Y: Geldim,  acil eve doğru.

A: Abi Cem’i bulamadım.

Y: Eve geçiyor o. Orada görüşeceğiz.

A: Tamam abi.

Y: Şurada yazan mekanı arayın akşam benim yemeğe geleceğimi söyleyin başka müşteri alınmasın içeri.

A: Tamam abi.

 

            … Bu eleman abisi kadar deli ise iş kolay. Yeter ki abisinin kanından iki damla bulaşmış olsun…

 

A: Abi buyur.

Y: Eyvallah.

A: Çocuklar Cem nerede?

Koruma: Abi içeri girdiler başka birisiyle beraber.

Y: Tamam. Altan!

A: Geldim abi.

Y: Üst kata çıkıyorum ben. Cem’i bul misafirle beraber gelsinler hemen.

A: Tamam abi.



Cem: Abi geldik.

Y: Hoş geldiniz. Sende hoş geldin kardeşim. İyi misin?

İsmail: İyiyim abi. Öpeyim, abim çok bahsetti sizden.

Y: Sağ olsun. Severim abini ben.

İ: O da sever abi seni.

Y: Senin bir iş yapmadığını şu an boşta olduğunu söyledi abin. Dedim İsmail bana lazım.

İ: Biliyorum abi.

Y: Neden geldiğini biliyor musun?

İ: Hayır abi. Ama sorun değil. Öl de öleyim.

Y: Yok kardeş, senin canın sana yakışır. Sen yaşa, yaşa ki işimizi halledelim.

İ: Emret abi.

Y: Doğma büyüme Kıbrıslısın sen değil mi?

İ: Evet abi.

Y: Neler yaptın anlat bakalım hele. Altan ateş ver.

A: Buyur abi.

İ: Abi sadece 1 işten anlarım ben.

Y: Nedir o?

İ: Kumarhane abi. Ama oynamayı bilmem, sadece mekan işletirim.

Y: Tamam zaten o yüzden buradasın.

İ: Emrin olur abi.

Y: Altan, İsmail’i bir eve yerleştirin bütün işleri ile ilgilenin.

A: Tamam abi.

İ: Abi o zaman ben hemen yarın Kıbrıs’tan bizim ekibi getirteyim.

Y: Kendin bilirsin. Bizden yana problem yok.

Cem: Abi müsaadenle bir sorum olacak.

Y: Söyle.

C: Kumarhane işi yasal değil ki.

Y: Adam öldürmek yasal mı?

C: Hayır abi.

Y: E Geçen hafta neden sıktın o zaman o herife ?

C: Tamam abi, doğru diyorsun.

Y: İsmail’i bıraktırın evlerden birine ihtiyaçlarını karşılatın. Hadi.

İ: Abi Eyvallah yarın bilgi veririm sana.

Y: Tamam. Altan sen kardeşimizi bıraktırt, Cem sen dur burada Altan sende hemen gel işimiz var.

A: Tamam abi.

İ: Abi iyi geceler, sıhhatler dilerim.

Y: Sağ ol aslan.

C: Abi bizim işimiz nedir?

Y: Dur şu Altan’da gelsin. Bu sefer biraz problem olacak gibi sanki.

C: Hayır mı, şer mi abi?

Y: Lan iki kere anlattırma işte dur gelsin adam.

Altan: Abi geldim.

Y: Şimdi iyi dinleyin beni. Bu yurt dışı otel ihalesi var bahsetmiştim.

C: Hı hı.

Y: O ihale mutlaka bizim tarafımızdan alınmalı. Kaç firma girerse girsin ama biz almalıyız. Bizimle beraber dört firma daha var, üç tanesi önemli değil ama bir tanesi problem yaratacaktır.

C: Abi o kadar ihale varken neden özellikle bu ihale?

Y: Bu ihale de devler var. Biz alırsak direk tepeden inme dev olacağız, devler içerisinde bizimde adımız geçecek.

C: Anladım abi.

Y: Bu zarfın içinde şirketin bilgileri, sahibi her şeyi var. Biraz bakının yarından itibaren oradaki bilgiler doğrultusunda temas edebileceğimiz bir şeyler var mı?

C: Tamam abi. Birde bir şey soracağım.

Y: Söyle.

C: Bütün bunları nereden biliyorsun abi?

Y: Sen beni o ofiste oturup gazetemi okuyorum zannediyorsun Cem?

C: Yok abi.

Y: Saat kaç?

A: Abi 20:45

Y: Eyvah!

C: Abi hayırdır?

Y: Saat 21:00 da bir yerde olmam lazım. Altan dediğim mekanı aradın mı?

A: Yok abi.

Y: Lan sen denyo musun? Ne dedim ben sana ara kapatsınlar demedim mi?

A: Abi unttum. Hemen arıyorum.

 Y: Cem arabayı hazırlasınlar.

C: Kim gelsin yanında abi?

Y: Tek çıkacağım.

C: Abi tek gezmesen?

Y: Bir şey olmaz. Hazırlasınlar arabayı.

A: Abi mekanı aradım.

Y: Tamam kapattılar değil mi?

A: Hayır abi.

Y: Nasıl hayır lan?

A: Abi mekanın sahibinin kızı bu gece gelecekmiş Yusuf Bey’e saygımız sonsuz ama sahibine ne diyeceğiz, kendisi arayıp söyleyebilir mi sahibine dediler. Biz ne yapalım ? yerle bir edeyimmi gidip mekanı?

Y: Ulan sana da hareket lazım. Yok tamam hallederim ben, çıkıyorum.

A: Bi bende gelseydim şimdi tek başına…

Y: Oğlum ne olacak?

A: Abi sen şimdi neden kapatmadınız falan dersin çatışma çıkar, bir şey olur.

Y: Lan delirtme beni.

C: Abi araba hazır.

Y: Gece geç gelebilirim.

 

… Şimdi oraya en kestirme nereden gideriz, lan geçte kaldık ya. Ne oluyor lan ? kaldıysak kaldık ne bu telaş… telefon nerede? Mesaj gelmiş kim bu? Hee Zeynep’in telefon numarasını göndermiş Özgür. Bakalım neden bize ulaşmak istemiş… ee! Gizli numaradan çağrı kabul etmiyor, numaramızı mı görecek şimdi? Başka çare yok.

Y: Alo!

Zeynep: Buyuru, kimi aradınız.

Y: Yusuf ben.

Z: Sesten tanımam lazımdı. Nasılsın?

Y: Şükür.

Z: … Sağol bende iyiyim.

Y: Beni aramışsın. Buyur dinliyorum.

Z: Teşekkür etmek istedim sadece.

Y: Neden?

Z: Neden olduğunu gayet iyi biliyorsun.

Y: Anlamadım ben.

Z: İki, üç gün önce babamı öldürmekle tehdit eden adam gelip senin adını verdi, babamın ellerini ayaklarını öptü, bundan sonra babamsın dedi, borcu sıfırladı gitti.

Y: Sevindim senin adına.

Z: Babam seni eskiden de her ne kadar tanımasa teşekkür etti.

Y: Tanımak istemedi ki.

Z: Duymadım?

Y: Bir şey demedim.

Z: Hayır dedin.

Y: Baban diyorum beni ne zaman tanımak istedi ki eskiden.

Z: Neden böyle bir şey dedin şimdi.

Y: Aslında babanın suçu yok. Benim varlığımdan bile haberdar değildi ki adam. Karşısına çıkıp benim Yusuf diye bir sevgilim var evlenmeyi düşünüyoruz diyecek bir kızı yoktu ki.

Z: Yusuf!

Y: Ama sende haklısın, o zaman babanın işleri iyi, para kazanıyorsunuz, zenginsiniz. Sandın ki bu devran hep böyle gider. He bu haline sevinmiyorum, sadece merak ediyorum.

Z: Neyi?

Y: Bu dünyada paran olsun yada olmasın her şeyi halledebilir misin, halledemez misin kavramını anlayıp anlamadığını.

Z: Anlamadım.

Y: Hiç şaşırmadım.

Z: Ne diyorsun ciddiyim anlamıyorum.

Y: Bak gülüm, mevzu para pul mevzusu değil baban bu gün milyarder de olsa halledemezdi o mevzuyu. Kafasına sıkar atarlardı bir köşeye, yada alırlardı o parayı sizden. Ben çok zenginim diye mi halledebildim zannediyorsun. Hayır. Bende farklı bir şey var, sizde olmayan.

Z: Nedir o?

Y: Bendeki yürek hiç birinizde yok! Hem de hiçbirinizde!

Z: Şöyle ufak çaplı bir baktım zaten hayatına, nereden geliyor bu kuvvet.

Y: Benim bir yerde toplantıya girmem lazım ve gelmiş bulunmaktayım.

Z: Kapat diyorsun yani.

Y: Aynen.

Z: Bu saatte ne toplantısı.

Y: Haydaaaaa.

Z: Ne hayda.

Y: Zeynep iyi geceler.

Z: Dur! Yüz yüze konuşmak istiyorum seninle.

Y: Sende yüz var mıydı?

Z: Böyle olmayacak, yarın işyerine geleceğim.

Y: Bu ne demek şimdi ne işi ne ye…. Alo, aloooo. Lan sen kimsin yüzüme telefon kapatıyorsun.

 

            … Dur şimdi tam yemek üstü sinirim hoplamasın hallederim sonra.

 

Güvenlik: Efendim hoş geldiniz.

Y: Eyvallah. İçeri giriyorum buranın sorumlusu kimse yanıma gelsin hemen.

G: İsim nedir efendim.

Y: Nüfus memuru musun aslanım sen? Sen beni göster gelsin hemen.

G: Efendim isminizi söylemezseniz mümkün değil.

Y: Seni burada yere yatırırım, vücuduna simetrik olarak mermi ile ismimi yazarım eğer beş dakika içinde sorumlusu masama gelmezse.

 

            … Nerede şimdi bu kız? En orta masaya da oturmuştur inadına.

 

Ebru: Hey! Buradayım.

Y: Tamam bağırma herkes bize bakıyor.

E: Hoş geldin.

Y: Sağ ol.

E: Masayı beğenmediysen değiştirelim hemen?

Y: Yok, yok iyi böyle.

E: Peki… Ee nasıl bir yer? Beğendin mi?

Y: Güzel gibi ama işletmesi biraz…

E: Ne biraz?

Y: Ne bileyim ben çok anlamam.

E: Burayı babamlar yeni açtı, eniştemin restoranları var birkaç yerde. Babamın da kanına girdi burayı açtırdı.

Y: Sizin yani burası?

E: Evet.

Y: Eyvah, eyvah.

E: Ne?

Y: Bir şey yok.

Müdür: Buyurun beni çağırtmışsınız.

Y: Ee..

E: Hayırdır müdür bey.

M: Beyefendi beni çağırtmış Ebru hanım.

Y: Mükemmel bir mekan açmışsınız tebrik edecektim.

M: Teşekkürler.

E: Tamam siz gidin Yusuf bey benim misafirim.

M: Yusuf Yılmazçelik?

Y: Evet.

M: efendim en baştan söylesenize, sizinkiler bizi aradı maruzatımızı bildirdik. İnşallah kızmazsınız.

E: Ne maruzatı?

Y: Aslanım sen işine bak, yürü hadi. Kafam şişti ya.

E: Ne oluyor anlamadım ben.

Y: Yok bir şey, hayırlı olsun güzel mekan.

E: Yemeği söyle de başlayalım artık.

Y: Tavuğu güzel mi buranın?

E: Dene gör, hatta beraber deneyelim…

 

…20 dakika sonra…

 

E: Öyle işte okulu bitirince kendim yer açacaktım önce, sonra dedim yurt dışına gideyim. Gittim geldim şansa senin orada işe başladım. Burası da yeni açıldı falan.

Y: Anladım.

E: Bir şey sorabilir miyim?

Y: Tabii.

E: Kimsin sen?

Y: Nasıl?

E: Yani bu yaşta nereden geliyor bu kuvvet?

Y: Ha ha ha!

E: Komik mi?

Y: Hayır sadece bu gün bu soruyu 2.duyuşum.

E: Demek tek merak eden ben değilim.

Y: Nereden çıkartıyorsun kuvvetli olduğumu?

E: İnternete kendi adını yazmadın sanırım hiç.

Y: Yok. Ne çıkıyor yazınca?

E: Ne bileyim, işe yaptığınız inşaatlar, otomotiv sektörü, şehit ailelerine yaptığın milyon dolarlık yardımlar, dev inşaat şirketlerinin yaptığı işe bir günde ortaya çıkıp ortak olmalar falan.

Y: E iş adamıyım ben.

E: Restoranı olan enişteme de sordum seni, o da sizin dünyanızdandır.

Y: Bizim dünyamız?

E: E mafya değil misin sen?

Y: Hayatında kaç mafya ile yemek yedinde biliyorsun?

E: Hımm. Anlaşılan bu unvanı sevmiyorsun.

Y: Ben öyle değilim.

E: Enişteme sordum, çok sağlam , tehlikeli adamdır dedi.

Y: Başka bir şey dedi mi.

E: Sakın bulaşma sülalemizi kazırlar dedi.

Y: Kaç kişinin sülalesini kazırken görmüş beni.

E: Bilmem. Ama eniştemi adın bile korkuttu, ki zengin güçlü bir adamdır.

Y: Paranın ecele faydası olmaz, istediğin kadar zengin ol.

E: Birde internette bir haberini okudum senin, para pul umurunda değil sanki, öyle davranıyorsun.

Y: Sevmem parayı.

E: Neden?

Y: Parayla sahip olabileceğim her şeyi zamanında kaybettim ben. Bu saatten sonra alsam ne olur? Bak cümle ne güzel değil mi? Alsam ne olur?  Param var alıyorum! E para olmayınca? Alamayacaksın! Bana böyle şeyler lazım değil.

E: Nasıl yaptın peki?

Y: Neyi?

E: Yanındaki adamlar, şirketler, evler…

Y: Bir şeyim yok benim.

E: Nasıl yok ya? Şu bindiğin araba bile 300.000 $.

Y: Aramızdaki fark bu işte.

E: Nedir?

Y: Ben fiyatını bilmem. O yüzden 300 liralıkta olsa binerim. Bilmem çünkü neyi vardır ne kadardır.

E: Neden hayatı hiç ciddi düşünmüyorsun o halde?

Y: Kaybedecek bir şeyim yok. Kaybedeceği olan düşünsün!

E: Hiç mi kaybedecek bir şeyin yok?

Y: Yok! Ailem var sadece ama ben zaten onlar için kendimi kaybetmişim.

E: Yanındaki adamlar?

Y: Benim kalkmam lazım. Yemek için teşekkür ederim.

E: Neden birden bire kalkıyorsun?

Y: Yoo zaten kalkacaktım. İşim var.

E: Peki Mafya olan sensin. Sen ne dersen o. Ehe ehe.

Y: Bana bir daha bu yakıştırmayı yapma.

E: Peki baba!

Y: Erkek olsan!

E: Döversin değil mi ?

Y: Yok!

E: E tabi mafyaların farklı taktikleri var doğru.

Y: Sana bir şey diyeyim mi?

E: De.

Y: Bence eniştenin uyarısını kulak arkası etme.

E: Nasıl yani

Y: Ne demişti enişten sana?

E: Ne demişti?

Y: Unuttuysan bir daha sorarsın. Tekrar teşekkürler. İyi geceler.

 

… Lan akşam akşam sinirim tepeme çıktı yine… şu müdür denen herif nerede?

 

Y: Arabam nerede benim?

Görevli: hemen geliyor abi.

Y: Müdüre söyleyin hemen buraya gelsin.

G: Peki abi.

G: Abi buyurun arabanız.

Müdür: Beni çağırtmışsınız.

Y: Şimdi gidiyorum ve sakın aramızda geçen konuşmaları içerdeki kıza söyleme diyorum. Bizim elemanların aradığını falanda söyleme. Anladın?

M: Peki efendim.

Y: Tek bir kelimesini duyarsam, buraya gelir o fırça gibi bıyıklarının üstünde bulunduğu dudağını ellerimle açar ağzına mermi doldururum.

M:???

Y: Buraya kadar anladın mı?

M: Peki efendim.

Y: Eyvallah…

Görevli: Müdür bey. Kim bu adam?

M: Aman oğlum yerin kulağı vardır, sakın adını bile anma, yoksa yarın bizim gömecekleri bir bedenimizi bile bırakmazlar.

G: Peki müdür bey.

 

 


Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

422 kişi tarafından 4.9 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,902841/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 10 (Tanıtım)

24 Aralık 2009 17:30. Yazar: serdar

Bakalım Aslan’ın 10.bölümünde bizleri neler bekliyor?

***************************************************************************

Ö: Abi selamınızı aldım, arkadaşlara da ilettim tanışmak istediğimi, sağ olun kabul etmişsiniz. Teşekkür ederim.

Y: Eksik olma. Neler yapıyorsun anlat bakalım şimdi. En ufak ayrıntısına kadar.

***************************************************************************

Cem: Abi müsait misin?

Y: Söyle kardeşim.

C: Abi bizde çalışanlardan birisi geldi, beni tanır konuşmak istiyorum diyor.

***************************************************************************

Ebru: Gerçek adım Ebru benim.

Y: Seni tebrik ederim.

***************************************************************************

Y: Kolay gelsin çocuklar.

A: Abi!

Y: Geldim,  acil eve doğru.

A: Abi Cem’i bulamadım.

Y: Eve geçiyor o. Orada görüşeceğiz.

***************************************************************************

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

33 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,818182/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 9

16 Aralık 2009 04:33. Yazar: serdar

Aslan 9

Son yaşanan olayların ardından birkaç gün geçmiştir. Yusuf’un kafasındaki olayları gerçekleştirmesi için kendince zamanı gelmiştir. Düşünür ve harekete geçer.

Altan: Abi Cem geldi.

Yusuf: Tamam. Çıksın oda buraya.

A: Cem! Abi buraya çıksın dedi.

Cem: Tamam!

Y: Ne haber aslanım?

C: Sağ ol abi. Sen?

Y: Eyvallah… şimdi yarın burada yazan mahalleye git orada ismi yazan herifi bul. Adam tefeci. Bak en altta bir adres yazıyor o adresteki dairenin bizim üstüne olduğunu, içerde oturan ailenin ne kadar borcu varsa bizim ödeyeceğimizi söyle. Hatta parayı da hemen orada öde. Ama tek gitme adam tefeci ve aklı sıra mafyacılık oynuyor. Yanına birilerini al git.

C: Problem olursa nasıl davranalım abi?

Y: Bana mı soruyorsun onu? Kır kafasını gözünü.

C: Tamam abi.

Y: Altan sende yarın sabah ilk iş Özgür’ün oraya geç. Oradan sana bir şey verecekler hemen bana getir.

A: Tamam reis.

Y: Saat kaç oldu?

C: Abi 23:30.

Y: Bu Refik Ayoğlu işi tamam değil mi?

C: Evet abi çocuklar takipte. Nefes gibi ensesindeler. Şu an bir yemekteymiş saat 24 gibi çıkacak ve yüksek ihtimalle eve geçecek.

Y: Nasıl biliyorsun bunu?

C: Abi sabah saat 6 da uçağı var. Eve geçmezse şirkete geçer.

Y: Tamam biz bir kumar oynayalım eve gidelim.

A: Abi hazırlansın mı çocuklar?

Y: Hayır. Biz yeteriz.

C: Abi arabayı yükleyelim mi?

Y: Yok be oğlum, ağır bir çatışma olmaz. Sadece yanına gideceğiz. Altan sen hazırla arabayı.

A: Tamam abi…

 

… Şimdi olurda eve gelirse işimiz kolay ama yok eve gelmezse biraz uğraştıracak gibi. Neyse bir gidelim de kopar dananın kuyruğu.

 

C: Abi şu köşedeki villa. Gideyim mi önüne kadar.

Y: Yok dur böyle. Güvenlik falan var mı girişte?

C: Yok abi. Yanında 3 adam var sadece. Refik nereye giderse onlarda orada.

Y: O zaman eve Refik’ten önce girmek lazım. Bahçede köpek falan var mı?

C: Baktık abi günlerdir. Öyle bir şey görmedik.

Y: Ufak ufak yürü bakayım ileriye doğru… 3 tane kamera var girerken görecekler.

C: Abi bu mahalleye elektrik veren trafo şu tarafta. Oradan mı kessek?

Y: Yok kardeşim. Jeneratör vardır illaki.

A: Vardır abi.

Y: Şimdi kameralardan bir tanesi sokağa bakıyor. Yani bizim geldiğimiz istikamet den gelenleri görüyor. Diğeri bahçeye diğeri ise kapı girişine… Altan susturucu ver bana.

A: Abi bagajda var. Alayım hemen.

Y: Cem! Şimdi sağ taraftan dönüp yine aynı yolun gerisine çıkalım ve oradan bu yöne doğru gelelim.

C: Anlamadım abi.

Y: Sokağa bakan kamerayı görüyor musun? Bak şurada. Antenin üstünde.

C: Evet abi gördüm.

Y: Heh! İşte aşağıdan dolaşıp o kameranın arkasından geçeceğiz. Geçerken inşallah ben vurabileceğim. Vurabilirsem sorun yok. Olurda vuramazsam bir daha geçeceğiz.

A: Abi al susturucuyu.

C: Abi arabadan inip sıksak kameraya? Arabayla giderken nasıl sıkacaksın hareket halinde?

Y: Bakacağız kardeşim. Altan yer değiştirelim seninle, ön camdan daha iyi görürüm.

A: Tamam abi.

Y: Bana yedek şarjör verin… sür Cem. Sabit hızda git. Dön buradan ilerle… gir sağa doğru… yavaş biraz. Sabit hızla… iyi böyle…

A: Abi vurdun! Kamera parçalandı.

Y: Tamam. Şimdi bir tur daha at ben öyle ineyim. Dikkat çekmesin.

C: Tek mi gideceksin abi.

Y: Evet. Hatta tur atma evin arkasında ben inip yürüyeyim araba çok etiket olmasın. Sizde sonra arkamdan dönüp ön tarafta bekleyin.

A: abi tek gitmesen.

Y: Lan ne olacak. Dediğimi yapın siz… gözünüzü dört açın olası bir durumda hemen telefonla haber verin bana.

A: Tamam abi.

Y: Hadi dikkatli olun.

 

… şimdi vakit de az kaldı herif eve gelecekse eli kulağındadır. Şu kameralar nereden çıktı ki? Neyse bahçeye bakan kamera nereyi görmüyor, ne kadar yaklaşabilirim… buraya kadar iyi… buradan sonra kayda alır. Ulan çokta uzak, nasıl vuracağız bunu. Dur bakalım… nefesi tut, içinden say elin sabit, tetik! Tamamdır.

 

A: 2.kamerayı da indirdi.

C: Gördüm. Attığını vuruyor abi. Şu 3.yüde sorun olmadan indirse.

A: Oda çok pis yerde. Hepsinden daha uzakta kalıyor.

C: Vurdu lan. Vallahi vurdu!

A: Helal!

C: Ne yapıyor şimdi abi? Neden arkaya geçti?

A: Tabi anahtarı varya ön kapıdan girseydi değil mi?

 

… kameralar tamam. Ulan evin hiçbir yerin dede cam yok nasıl gireriz. Bahçe kapısını kırıp öyle gireceğiz. Başka şansımız yok. Gecenin bu saatinde gelipte bahçe kapısından girecek hali yok şerefsizin. Girerse de girdiği gibi patlatırız artık…

 

A: Cem! Geldiler lan! Refik ler geldi.

C: Arasak mı abiyi?

A: Yok,yok. Dur bakalım bi ne olacak. Korumalar la beraber girerse içeriye bizde onlar içeri girmeden sıkacağız artık.

C: Tamam.

 

Refik Ayoğlu: Tamam çocuklar. Sabah erken gideceğiz. Ona göre kaybolmayın. Ben bir iki saat kestireyim çıkarız yola.

Koruma: Peki efendim. Biz buradayız.

 

R: Bu kadına 50 kere söyledim evde kimse yoksa ışıkları yak bari diye. İçerdeki ışıklar neden…

Yusuf Yılmazçelik: Hoş geldin Refik efendi!

R: Sen!

Y: Ben tabi. Sesini çıkartırsan saniyede beynini dağıtırım. Geç şöyle!

R: Bana ne yapacaksın?

Y: Bakacağız. Otur şuraya.

R: Ne kadar istiyorsan, kaç para istiyorsan vereyim. Bırak beni. Kimseye de söylemem.

Y: Para? Para her şey değil…

R: Ne istersen.

Y: Sözümü kesme lan hokkabaz!

R: Ama…

Y: Kes sesini! Şimdi ben senin mekânına geldim değil mi?

R: Evet.

Y: Cezanı kestim ve yapman gerekeni söyledim değil mi?

R: …

Y: Cevap yok. Peki sen bunların üstüne ne yaptın?

R: Hiç bir şey.

Y: Heh işte sorunda bu. Ben sana yapman gerekeni söyledim ve sen hiçbir şey yapmadın.

R: Ne istiyorsan hemen halledeyim.

Y: Sevdiğim bir abi ne derdi biliyor musun?... Cevap versene lan!

R: Ne derdi?

Y: Birisine 2.bir şansı vereceksen 2.kere aldatılmayı göze alman gerekir.

R: Yani?

Y: Yani si şu. Sen buna değmezsin.

R: Bana bir şey yapmak sana ne kazandıracak?

Y: Hımm, anlatayım. Şimdi sen beni hafife aldın. Kendi içinden dedin ki; Yusuf Yılmazçelik kimdir bu adam ilk defa ismini duyuyorum ne olabilir ki? Hiç aklına gelmedi mekanına gelip çatır çatır adamlarını vura vura yanına çıkan adamın sana söylediğini yapmazsan sana neler yapacağı. Sana göre yeni yetme ismi cismi olmayan bir heriftim. Sen ise koca Refik! Zaten büyüksün ve çok ta büyük tanıdıkların var. Şimdi sorarım sana, nerede senin büyüklüğün? Nerede senin tanıdığın büyük ağabeylerin?

R: Tatlıya bağlayabiliriz.

Y: Daha bitmedi! Sana bir şey yapmak bana ne kazandıracak onu anlatayım. Yarın öbür gün ben birisine bir şey dediğim zaman olurda yapmamayı düşünürse diyecekler ki; Refik’ de yapmamıştı Yusuf Yılmazçelik kafasına kendi evinde sıktı!

R: Öldürecek misin beni?

Y: Ohhoo! Sen hala işin özünü anlayamamışsın ben anam…

 

…Kapıda 2 adam var şimdi nasıl çıksak? Bizim çocuklar onları indirsin öylemi çıksak? Telefon mu? Hayırdır lan.

 

Y: Alo!

Cem: Abi polisler geldi. Hemen çıkman lazım o evden.

Y: Nasıl polis geldi lan?

C: Abi kapıdalar.

Y: Çok mu?

C: 3 Araba.

Y: Siz hemen kaybolun beni merak etmeyin. Sakın gözükmeyin. Gerekirse arabayı da bırakın. Çabuk, çabuk!

… Girdiğimiz yerden çıkmamız lazım. Ağaca çıksak duvarın diğer tarafı yüksek mi acaba? Deneyeceğiz. En fazla kol bacak kırılacak… çok yüksek değil atlayabilirim. Gözükmeden nasıl geçeceğiz şimdi…

 

Polis: Dur polis!

 

… Bir bu eksikti buda geldi tam oldu… ulan bu sokaktan çıkış var mı? Yoksa bize de çıkış yok zaten… Ciğerlerim ağzımdan çıkacak, koşmaktan… Ateş de etmeye başladılar tam oldu. Ulan bir şey değil birine gelecek kurşun! Ne oluyor lan?

 

Dayı: Atla!

Y: Seni gördüğüme hiç bu kadar sevinmemiştim.

D: Ben aynı düşünceler içerisinde değilim.

Y: Nasıl yani?

Şoför: Efendim ilerde çevirme var.

D: Görev aracı de kimliği göster geç.

Ş: Peki efendim.

Polis: İyi geceler. Arama yapacağız.

Ş: Araç görev aracı.

P: Ne görevi?

Ş: Buyur kimlik.

P: İyi geceler efendim, kusura bakmayın. Beyler yolu açın araç geçsin.

Ş: Kolay gelsin.

D: İlerden sağa gir… ilerle biraz… tamam dur burada. Sen in arabadan 5dk sonra gel.

Ş: Peki efendim.

D: Şimdi gelelim sana.

Y: Gelelim.

D: Sen ne yapıyorsun lan!

Y: Ne yapıyorum?

D: Öyle kafanın estiği gibi adam öldürüp, istediğini yapamazsın.

Y: Kafamın estiğini öldürmedim, cezasını kestim yapmadı bizde diyetini ödettik.

D: Lan! Benim haberim olmadan nefes bile alamazsın sen. Ya ben gelmeseydim. Ya ben kurtarmasaydım seni. Ne olacaktı?

Y: Sen nasıl geldin.

D: Kameralar merkeze bağlı. Sabote edilirse merkeze haber veriyor otomatik olarak. Rastlantı eseri haberimiz oldu da geldik. Yoksa şu an nezarette, yarında hapisteydin.

Y: İşin ne kurtarırdın.

D: Aslanım keser atarım seni burada, üstüne de beton dökerim.

Y: Neden? Senin keyfin için aldığımız sana teslim ettiğimiz adamların ölüm haberlerini haberlerde duyunca bendemi aynısını yapayım.

D: Senin görevin bu değil.

Y: Görevim mörevim yok lan benim!

D: Lan!

Y: İşin ne? Varsa bir sorun düzelt. Çatışmaya mı giriyorsun? Racon mu kesiyorsun? İtle köpekle mi muhatapsın? Hiçbirisi. Ben bunların hepsini yapıyorum. Herkesin bilmesi tanıması lazım. Yarın öbür gün bir yerde adım geçtiğinde falanca ona yanlış yaptı sonu şöyle şöyle oldu demeleri lazım. Senin aldırdığın adam işlerine benzemez bu işler.

D: Dediğim görevler haricinde hiç bir şey yapmayacaksın.

Y: Doğru bildiğim her şeyi yaparım.

D: İyi çocuksun, yürekli çocuks…

Y: Çocuk mocuk değilim lan ben! Ortada bir alem varsa bende bu alemin kralıyım! Sende dahil bunu herkes böyle bilecek.

D: Benimi öldüreceksin?

Y: Silahım hala belimde öyle bir düşüncem olsa seninde şu şoföründe kafasına şu dakika sıkarım burada. Ne istiyorsan iste ne diyorsan de ama bana karışma. İşimiz bu bizim artık. Ben pisliği dağıtıp yere sereceğim, sen de süpürgeyle temizleyeceksin.

D: O başka bir şey.

Y: Yanlış bir şey değil işte.

D: Ulan adamı neden öldürdün o zaman?

Y: Bunun ağ babası bize temas etmediği sürece biz onu bulamayız. Kim olduğu belli değil ve uyuşturucu işinde büyük bir adam.

D: Nereden biliyorsun?

Y: Araştırdım. Yapılan uyuşturucu işleri Refik’e büyük gelir. Uluslar arası işler. Başka bir ağ baba var. Refik ölünce bana temas edecekti.

D: Bunu nereden biliyorsun.

Y: Refik’in mekanı basıp ceza kestikten sonra bilerek bu vakte kadar bekledim. Bekledim ki büyük bildiği herkese söylesin. Bu gün öldüğünde söylediği herkes bilecek ki Refik’in kafasına Yusuf Sıktı.

D: Ya ben olmasaydım.

Y: Bunu tartışmaya lüzum yok şu an. Doğru zamanda doğru yerdeydin olay bitti. Benim çocuklar nerede?

D: Çocuklar?

Y: Neyse… Alo Cem neredesiniz?

C: Abi sıkıntı olmadı polisler gelir gelmez çıktık biz.

Y: Tamam, dönün geriye site girişinin karşısındaki cadde bağlantısından alın beni.

D: Ne yapacaksın şimdi?

Y: Bunu sen mi soruyorsun? Her şeyi bilen adam sen değil misin?

D: Yine biliyorum.

Y: Beni şu çocukların alacağı yere bırak, oradan sonrasına bakacağız.

D: Evde bir iz bıraktın mı?

Y: Hayır. Ama ola ki bıraktım. Bıraktıysam da işimi yaptım, sende işini yap temizle.

D: Baktırırım bizim çocuklara. Ha bu arada yakın zamanda birini öldürme!

Y: Olur izin alırım. Hayret bir şey ya…

 

 

Altan: Abi nasıl çıktın orada?

Yusuf: Çıktık bir şekilde.

Cem: Usta bir anda geldi polisler, haber bile veremedik.

Y: Neyse hallettik. Şirkete geçelim.

A: Tamam abi.

Y: Cem! Şu tefeci işini ne yaptınız.

C: Abi selamını ilettik, bu bağış yaptığımız kurumlardan ve yaptığımız inşaat işlerinden adımızı duymuş zaten. Yusuf abi ile yüz yüzede tanışmak isterim dedi.

Y: Ulan ne işimiz olur o tarz adamlarla bizim. Yanımızda bile gözükmesin sakın.

C: Tamam abi ben hallederim.

A: Alo! Şirkete geçiyoruz, biz ne var ne yok?  Tamam gelince bakarım ben. Tamam.

Y: Ne oldu Altan?

A: Abi aradım haber verdim geleceğimizi de.

Y: Neye bakacaksın gidince?

A: Abi benim eve bir yardımcı kadın bulun demiştim onu bulmuşlar.

Y: Lan ne yardımcısı, evlen artık evlen.

A: Abi ben seni bırakır mıyım?

Y: Benimle mi evleneceksin lan?

A: Abi Estağfurullah.

C: Abi benimle eveleneck bu.

A: Yanımda tutmam sizi.

C: Ehehe yok be abi ben bunu alır mıyım?

A: Bende bayılıyordum sana.

C: Kapıyı açın!.. abi siz inin ben geliyorum.

A: Buyur abi.

Y: Eyvallah…  kolay gelsin çocuklar.

Güvenlik1: Sağ olun Yusuf bey.

Güvenlik2: Sağolun.

A: Abi asansörle çıkalım. Buyur.

Y: Kapıda 2 adam mı var sadece?

A: Yok abi onlar üniformalı gelen gidenlere bakan arkadaşlar. Dış kapıya 6 kişi daha koydum yüklü ler.

Y: İyi. Ulan bindirdin bizi asansöre, her katta duruyor.

A: Asansör dolu hanımefendi. Diğerine binin.

D: 2 kişi ile dolu mu oluyor?

A: Dolu dedim uzatmayın. Diğer asansöre binin.

Y: Tamam Altan. Sorun yok. Buyurun.

Dilara: Oooo… Kaba efendi siz miydiniz?

Y: Yine mi sen?

D: Hiç değişmemişsin. Hala kabasın.

A: Hanımefendi ağzınızın ayarı olabilir mi biraz?

D: Bu kim? Seni o mu seslendiriyor?

A: Son kez uyarıyorum.

Y: Tamam Altan.

D: Ben bu şirkette yeni çalışmaya başladım ama yalan söylemişler sanırım bana.

Y: Ne gibi?

D: Biz centilmenliğe önem veririz, tüm çalışanlar kibardır, dışarıdan gelen ziyaretçi bile kurallara uymak zorundadır demişlerdi.

A: Doğru demişler. Çalışanları özenle seçtiriyoruz departman müdürlerine.

D: Seçtiriyoruz derken?

A: Evet seçtiriyoruz… Çalışmaya yeni başladığınız bu şirket Yusuf beye ait.

D: Yusuf bey kim?

A: Dakikalardır ağzınızın ayarı kaçmış şekilde cümle kurduğunuz beyefendi oluyor kendisi.

D: Ne? Bu şirket senin mi?

Y: Biz sadece yolcuyuz. Dünya malı dünyada kalır.

D: İstifamı hemen vermem gerekir o zaman.

A: Bize değil hanımefendi, sizi işe alana verin. Ayrıca bu kattan yukarı çıkamazsınız yönetim ofisidir bu kattan sonraki.

D: İneceğim katı geçmişim zaten.

Y: O çene bende olsa dünyadan vazgeçerim bırak katı.

D: Efendim?

Y: İyi günler kolay gelsin dedim.

D: Eee sizede.

A: Kim abi bu?

Y: Ulan bırak anlattırıp canımı sıkma benim. İşe giriş dosyasını söyle getirsinler yukarı hemen.

A: Tamam abi.

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

100 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,58/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

SR.Gökalp Yeni Fon Müziği (Tadımlık)

15 Aralık 2009 16:21. Yazar: serdar

 

Tamamı için saat 22:00 da Serdar Yayında

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

96 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,552082/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan

8 Kasım 2009 18:19. Yazar: serdar

Serdar Gökalp'in kaleminden.

Yusuf Yılmazçelik' in hikayesi.

 

Aslan

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

137 kişi tarafından 4.4 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,430655/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 8

6 Kasım 2009 19:36. Yazar: serdar

Aslan 8

 

Altan : Abi günaydın.

Yusuf: Eyvallah. Cem nerede?

A: Hiç bilmiyorum abi. Sabah kalktığımda yoktu.

Y: Tamam kardeşim.

A: Abi hayırdır suratın asık.

Y: Bir şey yok. Halledemeyeceğim bir şey değil.

Cem: Abi günaydın!

Y: Neredesin oğlum?

C: Abi koşuya çıktım sabah, bu Altan ölü gibi uyuyordu.

A: Yorgundum, ondan

Y: Şu adamı aradın mı? Nakliye firması sahibini?

C: Abi aradım.

Y: Nedir durum?

C: Adını söyledim, tanımadığını kimsenin ayağına gelmeyeceğini söyledi.

Y: Biz gideriz. Sorun yok.

A: Abi bir şeyler yer misin?

Y: Yok demin mutfakta atıştırdım bir şeyler. Cem otur şöyle. Sen dün adamla alakalı bir şeyler söyledin, anlat bir daha.

C:Abi kapıda 5 kişi var içeridekilerle beraber 17-18 kişiler.

Y: Başka?

C: Abi hemen hemen hepsi silahlı.

Y: Tamam. Altan çocukları ara kim var kim yok saysınlar sana hemen haber versinler. Ofiste olmayanları saymasınlar.

A: Tamam abi.

C: Abi bu adamla işimiz ne?

Y: Bu adam nakliye şirketi sahibi değil mi?

C: Evet.

Y: Kapısında neden silahlı adamlar var o zaman?

C: Abi bizim kendi silahımızda var adamlarımızda da silah var, bize neden gelmiyorlar değil mi?

Y: Hay bin yaşa. Bize neden kimse gelmiyor? Demek ki bu adamda bir iş var.

C: Nedir abi o iş?

Y: Girmemesi gereken yerlere girip, yapmaması gereken şeyler yapıyor.

A: Abi çocuklar haber verdi 32 kişilermiş şu an şirket içerisinde.

Y: Hepsi arabalara binsin yüklü şekilde buraya gelsinler. Buradan gideceğiz.

A: Tamam abi.

C: Abi neydi bu adamın adı?

Y: Refik Ayoğlu.

C: Tamam, ama dediğim gibi benim sordurttuğum adamlar sağlam adam olduğunu korkusuz olduğunu söylediler.

Y: Mermi patlayınca herkes korkar Cem. Adam uyuşturucu işi yapıyor, istediğimi alamazsam eğer o tırlarının arkasına bağlar sürüklerim onu.

A: Abi çocuklar çıktı geliyor.

Y: Tamam. Şimdi anlatacaklarımı çocuklar gelince onlara da anlatın. Ben o zamana kadar bir duşa girip ayılayım.

A: Tamam abi…

 

 

Cem: Beyler! Büyük bir adamı ziyarete gideceğiz. Ben ve Altan Yusuf Abi ile aynı araçta olacağız. Gözüm kaç arabasınız?

Koruma1: 11 Arabayız abi.

C: Tamam bizim arabayı konvoyun ortasında tutacaksınız. Arya araç almak yok. Mekana girdiğimizde kapıda güvenlik olacak, en öndeki araba güvenliğe Yusuf Yılmazçelik’in adını versin ve Refik Ayoğlu ile görüşmek istediğini söylesin. Gelecek cevaba göre davranacaksınız. Eğer görüşme onaylanırsa sorun yok ama hayır denilir ve zorluk çıkartılırsa kapıdaki güvenlikleri saf dışı bırakın. Hemen kapıyı açın… benden aksi bir sinyal almadıkça silah kullanmayın ama ben kullanmanızı istediğim takdirde o mekanda bir tane canlı adam kalmayacak. Yusuf abinin kesin emridir.

Altan: Olası bir kopma veya dağılmada beykozdaki evde buluşulacak. Anlaşılmayan bir şey var mı?

Koruma1: Tamam abi.

Yusuf: Hazır mı her şey?

Cem: Abi hazır.

Y: Gidelim.

 

20 dakika sonra…

 

Koruma1: Kolay gelsin. Yusuf Yılmazçelik Refik Ayoğlu ile görüşecek kapıyı açın.

Güvenlik1: Sormamız lazım bir saniye… abi Yusuf diye bir adam geldi 10 arabadan fazlalar ağa ile görüşecekmiş… tamam abi, peki… ee Refik bey şu an burada değiller. Bir notunuz var ise alalım.

K1: Kapıyı aç.

G1: Yoklar dedim.

K1: Yat lan yere yat! Sıkarım ağzına yüzüne. Sende lan kılını kıpırdatma. Kapıyı aç.

Koruma2: Açıyorum.

K1: Geçin usta!

Yusuf: Ne oldu Altan?

A: Kapıda sorun vardı halletti çocuklar.

Y: İyi.

C: Abi bu adam kaçmasın?

Y: Kaçan kovalanır Cem.

Koruma3: Yat lan yat. Duvara dayan. Arayın üstünü şunların.

Koruma4: Haydi beyler haydi!

Koruma5: Reis in arabası geldi.

Cem: Nerede lan patronunuz olacak adam?

Güvenlik2: Siz kimsiniz? Ahh!

Cem: Aynı soruyu 2.kere sormayı sevmiyorum görüldüğü gibi. Şimdi sana soruyorum nerede o şerefsiz?

Güvenlik3: Yukarıda abi.

C: Şimdi Çıkar telefonunu.

G3: Tamam.

C: Yukarıdaki ele başınız kimse deki Yusuf Yılmazçelik geldi. Şimdi oraya doğru gelecek. Eğerki bir zorluk çıkartılırsa Refik Ayoğlu’nu holdingin bayrak direğinde sallandıracaklarmış de.

G3: Tamam.

C: Kelimesi kelimesine aynısını söylemesen deminki arkadaşının başına gelen sana da gelir.

G3: Abi… Yusuf Yılmazçelik geldi. Eğerki bir zorluk çıkartılırsa Refik Ayoğlu’nu holdingin bayrak direğinde sallandıracaklarmış… tamam abi.

C: Bana ya tamam de yada kafama sık? Hangisini tercih ediyorsun?

G3: Yukarıda sizi bekliyorlar.

C: Abi, adam yukarıda bizi bekliyor.

Y: Gidelim.

A: Bu Heriflerin başında birkaç kişi dursun. Kılları kıpırdamasın.

Koruma6: Tamam abi.

Y: Bu herif kim?

C: Bilmiyorum… dur lan orada.

Güvenlik4: Sizi yukarı çıkartacağım.

C: Dur lan dedim. Yat yere. Yat lan şerefsiz!

G: Ahh!. Dur vurma yatıyorum.

C: Biz bilmiyor muyuz lan kendimiz çıkmayı? Arayın şunu alın silahını… Abi buyur gidelim. Altan!

A: Buradayım.

 

Cem: Nefes alış şeklini değiştiren olursa kafasına sıkarım! Refik kim?

Refik: Benim.

Yusuf: Refik bey. Arkadaşlara söyleyin bizi yalnız bıraksınlar. Çocuklar sizde dışarıda durun.

C: Tamam abi.

A: Tamam abi.

R: Kimsiniz siz?

Y: Teklifimizi geri çevirmişsin, bizde acı kahveyi senden içelim dedik.

R: Beni çağırtan siz miydiniz?

Y: Ulan Refik! Beynini önüne dökerim senin. Hokkabaz! Sizli bizli konuşunca adam mı oluyorsun? Bilmiyor muyum lan ne haltlar çevirdiğini, yurt dışından nakliye adı altında neler getirdiğini? Şerefsiz!

R: Ne diyorsun ben anlamıyorum.

Y: Ben anlatayım. Rusya’dan ne getiriyorsun sen?

R: Karton kutu getiriyorum.

Y: İçlerinde ne var?

R: Boş. Logosuz kutular. Burada alışveriş merkezleri için.

Y: Ben sana anlatamıyorum sanırım. Al. Bu dosya senin. Fotoğraftakiler le beraber olan sen değil misin?

R: Bu belgeler nasıl geçti eline.

Y: Ulan eline ayağına sıktırtma şimdi. O yanındakiler bir numaralı uyuşturucu kaçakçısı değil mi?

R: Ee şey.

Y: Şey mey yok. Ne ayaksın lan sen? 10 milyon dolarlık ihaleye girpte 30 milyon dolar veriyorsun? O işi komple kar saysan 22 milyon dolar kazanıyorsun zaten neden 8 milyon dolar zarar ediyorsun çakal! Bir tek senmi biliyorsun bu işleri?

R: Başka yerlerden kazanıyorum parayı, oradan ettiğim zarar çok olmuyor.

Y: Uyuşturucudan mı kazanıyorsun?

R: Ne istiyorsun?

Y: Sıra ona da gelecek.

R: Dinliyorum.

Y: Özgür adında birisi var tanıyor musun?

R: Hayır.

Y: Nasıl hayır lan! Girdiğin ihalelerdeki şirketlerden birinin sahibi.

R: Ben bilmem ihaleleri parayı veririm, benim yerime girerler.

Y: Kim olduğunu öğren bu Özgür’ün. Sonrada kafana kazı. Özgürün sahip olduğu nakliyat şirketi aslında benim. Benim adıma işletiyor.

R: Sorun ne bununla alakalı.

Y: Bir daha Özgür’ün girdiği hiçbir ihalede adını duymayacağım.

R: Ama benim işim bu.

Y: İşin mi daha kıymetli canın mı?.. cevap ver lan.

R: Canım.

Y: Açık söyleyeyim o zaman. Değil seni, sülaleni kazırım bu dünyadan. Anladın?

R: bu çok ağır bir diyet, para ile halledelim bunu Yusuf bey.

Y: Daha ona gelmedim.

R: Nasıl gelmediniz?

Y: Para cezan ise 10 milyon dolar.

R: Ne?

Y: Koyar mı lan sana? Senin için 15-20 günlük bir para bu. Bütün bankaları araştırdım hiçbir bankada hesabın yok. Nerede bu paralar. Nerede ihalelerde saçtığın paralar.

R: Nakit de yok, tutmam nakit.

Y: Yürü lan çakal! Tutmazmış. Bana veriyorlar desene sen şuna.

R: Yardım aldıklarımız var tabi.

Y: O yardım aldıklarına söylersin Yusuf Yılmazçelik bana 10 milyon dolarlık bir ceza kesti bunun içinde yardım edin diye.

R: Pek hoş karşılayacaklarını sanmıyorum.

Y: Ulan Refik. Kafanı gövdenden ayırırım senin! Burada taş üstünde taş omuz üstünde baş bırakmam. Dünya üzerinde akrabanı bile yaşatmam. Tanıdığın en büyüğe ver benim adımı. Para içinde tam 24 saatin var. Şimdi gidiyorum. Arkamdan bir sinsilik, bir çakallık yaparsan… geri gelirim ve sana yemin ediyorum yapacaklarımı miden kaldırmaz!... cevap ver lan bana.

R: Peki.

Y: Eyvallah…

 

Y: Yürüyün gidiyoruz.

Cem: Tamam abi.

Altan: Beyler yürüyün. 

C: Nereye abi?

Y: Özgür’ün ofise. Çocuklara haber ver onlarda bizim oraya geçsinler. Şu anlık lazım değiller…

 

Özgür: Vaaay Yusuf bey hoş geldiniz.

Yusuf: Eyvallah. Ne yapıyorsun?

Ö: Ne olsun bir kardeşimiz vardı Yusuf diye onu merak ediyorduk biz de.

Y: Abartma lan. İş güç işte.

Ö: Ne işi oğlum bu bu kadar. Arabalar bilmem neler.

Y: Gelip görmedin ki mekanı…

Ö: Neyse iyi oldu geldiğin.

Y: Hayırdır?

Ö: Bizim lisede bir çocuk vardı hatırlarsın Faruk diye.

Y: Evet, evet fen sınıfındaydı. Severdim o çocuğu.

Ö: O da sever bizi. Günler önce söyledi evleniyor bugün düğünü var. Mutlaka bekliyor.

Y: Ben gelemem.

Ö: Gelir misin demedik ki  sana. Gidiyoruz dedik. Al davetiyen bu adres yazıyor orada.

Y: Ulam oğlum…

 Ö: Uzatma.

Y: İyi bakalım… he bu arada senin şu nakliye ihalelerine giren adam var ya.

Ö: Kim?

Y: Refik.

Ö: Ee?

Y: Ben o işi hallettim.

Ö: Nası hallettin.

Y: Sevdiğimiz bir arkadaşımızın tanıdığı çıktı, rica ettim. Artık seninle aynı ihalelere girmeyecek.

Ö: Lan sen delirdin mi? Refik çok büyük adam ters yapılmaz ona. Kurtuluşu olmaz.

Y: Lan Özgür! Sen dediğimi dinlesene benim. Ben rica ettim diyorum bir arkadaşım tanıyormuş diyorum hallettim diyorum.

Ö: İyi bakalım, göreceğiz.

Y: Hadi gidiyorum ben.

Ö: Bir daha söylememe gerek yok değil mi?

Y: Neyi?

Ö: Akşam düğün olayını.

Y: Lan tamam. Deli etme adamı…

 

Özgür: Alo. Ergin.

Ergin: Söyle kardeşim.

Ö: Şimdi Aslan buradaydı.

E: Konuştun mu?

Ö: Evet. Akşam gelecek düğüne. Ama korktuğumuz başımıza gelmesin?

E: Vallahi bende tedirginim. Herife de soramadım Zeynep gelecek mi düğüne diye.

Ö: Oğlum gelmesi bir şey değil, ya birileriyle gelirse?

E: Aman diyorum sana. İnşallah olmaz öyle bir şey.

Ö: Neyse akşam ola hayır ola.

E: Kendimi gelecekmiş Yusuf biz mi alacağız.

Ö: Yok ben kendim gelirim dedi.

E: Tamam…

 

… Akşam düğün varmış bilmem neymiş. Ne işim olur düğünde benim. Sonra gider tebrik ederdik.  Şimdi orada gereksiz sohbetler senelerdir görmediklerini görmek falan, filan…

 

Altan: Abi Ne tarafa?

Yusuf: Eve.

Cem: Abi çocuklar geçsin mi eve?

Y: Yok.

A: Abi hayırdır canın sıkıldı.

Y: Bir şey yok, sür eve.

A: Tamam abi…

… bir düğünü eksikti başımda…

 

Y: Ben yatıyorum biraz. Bir iki saate kaldırın beni.

A: Tamam abi.

Y: Cem. Sen anlarsın, akşam bir düğüne gideceğim. Ne takılır ne yapılır ayarla bir şeyler.

C: Tamam abi. Damada mı yoksa geline mi?

Y: Her ikisine de ayarla. Takalım ikisinede.

C: abi damadımı tanıyorsun yoksa gelini mi?

Y: Lan sen ikisine de ayarlasana, yorum yapma benim söylediklerime.

C: Tamam abi.

Y: Altan. Terziyi ara benim bedenime göre siyah takım elbise getirsin ben uyanana kadar.

A: Tamam abi.

Y: Cem. Takı işini hallettikten sonra birde babamlara uğra. Sor bir dertleri sıkıntıları var mı?

C: Olur abi.

A: Abi ben oraya bir adam diktim. Devamlı haber veriyor bana. Her hafta sonu alışveriş yapıp veriyorlar. Ama bu haftaki malzemeleri anne almamış.

Y: Neden?

A: Evde koyacak yer kalmamış abi.

Y: Yeni geçtikleri evden bahsediyorsunuz değil mi?

A: Evet abi.

Y: Cem sen uğra yinede hafta sonu da ben gideceğim onu da söyle.

C: Tamam abi.

 

… O sırada başka bir mekanda…

 

Hayri Tahsin: Gel Refik, acil görüşmek istemişsin.

Refik Ayoğlu: Efendim bir sorun var o yüzden rahatsız ettim sizi.

H: Söyle bakalım Refik.

R: Bu gün bana bir adam geldi. Yusuf Yılmazçelik.

H: Ee?

R: Konuştuk. Bana yapmam ve yapmamam gereken şeyleri söyledi. Racon u kesti gitti.

H: Sana nasıl ulaştı?

R: Ben Şirketteydim oraya geldi.

H: Ee? Halledemediniz mi ora da?

R: Efendim adam kapıdan başladı  yanıma kadar kimi gördüyse sıka sıka geldi. Gözlerini kırpmadan anlattı deli gibi bir adam.

H: Nasıl sıka sıka.

R: Bizim çocuklardan birkaç tanesini vurdular.

H: Hımm.

R: Bana bir adam ismi verdi Özgür. Bu adamın şirketi benim ve bu şirketin girdiği ihalelerde adını duymayacağım yoksa ne seni ne aileni yaşatırım dedi ve 10 milyon dolar ceza kesip gitti.

H: Enteresan.

R: Ne yapalım efendim, yok edeyim mi bu adamı.

H: Madem yok edebilecektin neden yapmadın üstüne neden bana geldin?

R: Ee şey.

H: Refik sen salak mısın? !

R: Neden efendim?

H: Şu zamana kadar sana telefon ile bile ulaşabilen bir adam olmadı. Bu adam karşına geçiyor, senin mekanına geliyor üstüne bir de adamlarını vuruyor, ihaleye girmeyeceksin diyor bir de 10 milyon dolar istiyor. Bunu şu zamana kadar yapabilen oldu mu?

 R: Hayır efendim.

H: E birisi yapıyor işte. Bakalım bir neden yapıyor. Neden yapıyor dan daha önemlisi nasıl yapıyor.

R: Peki efendim.

H: Yaz bakalım şu adamın adını birde neydi o söylediği adamın ismi onu.

R: Birde sanırım bizim uyuşturucu işi hakkında da bilgisi var bilginiz olsun.

Altan: Abi uyandın mı?

Y: Evet.

A: Abi bunlar düğünde takacağın takılar. Yeni takım elbisende askıda.

Y: Tamam. Arabayı hazırla geç kalıyoruz. Ben iniyorum hemen.

A: Tamam abi.

 

A: Abi ne tarafa gideceğiz?

Y: Al Şu davetiyenin arkasındaki adrese.

A: Tamam abi.

Y: Silahımı torpidoya koyuyorum bana unutturma inerken… ulan herkes evleniyor be.

A: Hayırlısı abi.

Y: Evlen sende yeğen sevelim biraz.

A: Senden önce olmaz abi.

Y: Ulan beni beklersen bakir ölürsün.

A: Ölürüm o zaman abi…

 

A: Geldik abi. Ben ne yapayım.

Y: Keyfine bak sen. Ben seni ararım.

A: Tamam abi. Abi silahın!

Y: Tamam aldım.

Y: Neredesin?

Özgür: İçerdeyim. Ergin’le.

Y: Tamam geliyorum.

Ö: Gelmiş. Çıkıyor şimdi yukarı.

Ergin: Neyse ki kız yok meydanda. İnşallah ta gelmez.

Ö: Tek duam o zaten.

E: Gelirse ne yapacağız.

Ö: Görmemesi için elimizden geleni yapacağız artık.

E: Ulan sorsak mı Fatih’e, Zeynep gelecek mi diye.

Ö: Yok, Gerek yok. Düğün yarılandı zaten gelse gelirdi. Bulandırma ortalığı.

Yusuf: Oğlum bu masa çok ortada. Tenha bir yer yok muydu?

Ö: Ulan otur işte.

E: Kardeşim hoş geldin. Gel lan bir sarılayım sana.

Y: Vay Kardeşlerin gülü.

E: Bu ne lan belindeki.

Y: Silah.

E: Hayırdır. Neden belinde.

Y: Elime mi alayım bu kalabalıkta.

E: Oğlum neden sende, neden?

Ö: Tamam uzatmayın. Fatih geliyor.

Fatih: Hoş geldiniz kardeşim, büyük mutluluk duydum sizi görünce.

Y: Bu Özgür gelmeseydi daha mutlu olurdun.

F: Olur mu be usta. Siz birlikte güzelsiniz.

E: Bende bu Yusuf’u sevmiyorum.

Y: Ulan sorma bende çok meraklıyım sana.

F: Yusuf. Beni bir kere dövmüşlerdi okulda biz o zaman lise1 okuyorduk o adamlar lise3 idi.

Y: Yok hatırlamadım.

F: Kardeşim ne dövmüştün adamları sen anlatamam. Bende onu unutamam.

E: Dövmediğin bir ben kalmışım lan.

Y: O da yakındır. Canın mı çekti.

Ö: Ehe ehe.

Y: Bak hoşuna giden gülüyor.

F: Vaaay. Bizim okulun kızları geldi.

E: !

Ö: !

F: Hoş geldiniz.

Gamze: Sağ ol Fatih. Hayırlı olsun.

Zeynep: Hayırlı olsun Fatih.

F: Sağol Zeynep. Darısı başınıza.

Ö: Amin!

E: Kısmet.

Z: Ne haber Özgür?

Ö: Sağ ol Zeynep sen?

Z: Teşekkür ederim.

Gamze: Bizde oturalım bu masaya o zaman. Başka masaya gerek yok. 

E: !! (Eyvah)

Z: Ergin Ne haber?

E: Sağ ol seni sormalı.

Z: Eh.. bildiğin gibi.

Z: Yusuf. Nasılsın?

Y:… İyiyim…

Z: Sağ ol bende iyiyim.

Y: Özgür, bu takıları nasıl takacağız ben hiç anlamam.

Ö: Takı töreni bitti. Gel gelin odasına gidelim.

Y: Olur…

Ö: İyi misin lan?

Y: Neden kötü olayım.

Ö: Anladın sen.

Y: Halledelim şu işi haydi.

Ö: Gel burası.

Y: Kardeşim tekrar hayırlı olsun. Gel bakayım.

F: Usta niye zahmet ettin.

Y: Olur mu lan. Kaç tane arkadaşımız var. Ee şey yengenin adı?

F: Arzu.

Y: Arzu hayırlı olsun.

Arzu: Teşekkürler. Neden zahmet ettiniz.

Y: Ne zahmeti yenge… haydi tekrar hayırlı olsun. Allah ayırmasın inşallah.

F: İnşallah.

Ö: Ulan sen manyak mısın?

Y: Neden lan?

Ö: O taktığın altınlar kaç para biliyor musun?

Y: Hayır.

Ö: Bilsen takmazsın zaten.

Y: Neden takmayayım oğlum. Canları sağ olsun.

Ö: Anası babası takmamıştır bu kadar büyüğünü.

Y: Tamam uzatma. Çocuklara al dedim bunu almışlar…

Ö: Bak masada rahat ol. İstersen kovayım hepsini?

Y: Neden?

Ö: Rahatsız oluyorsan eğer.

Y: Yok be oğlum.

Zeynep: … işte öyle babamda sonra bu anlattığım tefeciden para almış, sonra ödeyememiş, şimdi de adam ya parayı vereceksin yada evini alacam diyor. Ne olacak bilmiyorum.

Ergin: Üzülme ya halledilir. İş güç olayını ne yaptın.

Z: Gamze ile aynı yerde çalışıyoruz. Otomobil satış.

E: İyi.

Gamze: Ee siz neler yapıyorsunuz?

Ö: Valla ne olsun, bildiğin gibi bizim şirkete devam.

E: Bende aynı, çalıştığım yerde devam ediyorum.

G: Yusuf sen?

Y: İnşaat. İnşaat işi ile uğraşıyorum.

G: İyimi bari işlerin.

Y: Şükür.

G: Aşk meşk işleri nasıl?

Y: Aşığı olduğum birkaç nesne var hayatımda.

G: İyi sevindim.

Y: Benim gitmem lazım. Size iyi geceler… Altan! Neredesin.

Altan: Kapıdayım abi.

Y: Geliyorum…

Ö: Beğendin mi yediğin haltı?

G: Ne yaptım ben?

Ergin: Daha ne yapacaksın? Zeynep buradayken yapma bari. Kalktı gitti adam.

Z: Ben bir şeyden rahatsız olmadım.

Ö: Yusuf’ta rahatsız olmadı zaten. Onun tek rahatsızlığı senin le yaşadığı her ne ise başkası tarafından anlatılması. O seni asla kimseyle paylaşmadı. Ne düşüncesinde ne hayatında.

Z: Ya tamam uzatmayın.

E: Gamze kimdir ki senin yanında Yusuf’ a bu soruları soruyor?

G: Ergin! Ne demek ben kimim.

Ö: Aynen öyle! Sen kimsin ki burnunu sokuyorsun.

E: İyi akşamlar buranın havası kaçtı.

Ö: Bende gidiyorum ve dua et, dua etki kızsın. Yoksa…

G: Ne olur yoksa?

Ö: Benden yana bir şey olmaz. Sıra bana gelmez. Ama bir erkek olarak bu cümleleri kurmuş olsaydın Yusuf’un karşısında hem de Zeynep’in yanında bunlar kurduğun son cümleler olurdu.

G: Ben kötü..

Ö: Kes sesini!.. iyi geceler Zeynep. Görüşmek üzere…

 

… Ulan bu çıkış nerede şimdi. Buradan gelmedik mi içeri, koşa koşa uzaklaşmam lazım buradan. Off!

 

D: Oha ya, oha. Yuh! Önüne bak.

Yusuf: Çok özür dilerim iyimisiniz?

D: Bacağım kırılmadıysa iyiyim.

Y: Üzgünüm.

D: Senin üzgün olman şu an acımı geçirmiyor.

Y: Hastaneye götürmemi ister misiniz?

D: Sağ ol yolda da kafama basarsın sen.

Y: Yanlışlıkla ayağına bastım sadece.

D: Ayak mı? Ne ayağı? Resmen bacağımda ayağının izi var. Biraz daha yukarı olsa karnıma tekme atmış olacaksın.

Kadın: Dilara acele et!

Dilara: Birde gülüyorsun ya.

Y: Adınız Dilara. Ben ona güldüm.

D: Komik mi?

Y: Hayır kardeşimin adı. Bütün Dilaralar böyle olur.

D: He bir de hakaret.

Y: yok yanlış anladınız.

D: Nasıl olur peki.

Y: Böyle işte… Tekrar özür dilerim. Acilen gitmem gerek.

D: Ayı!

Y: Ama.. Neyse.

 

Y: Altan çabuk götür beni buradan.

Altan: Tamam abi. Ne tarafa?

Y: Eve…

Y: Şu cd deki ilk şarkıyı aç. Sesini de aç.

 

… Yusuf ve Altan eve doğru giderken arabada dinledikleri şarkı ışıklarda arkadan onlara bir aracın çarpmasıyla kesilir ve aşağı inerler. O şarkı hangisi midir? Merak edenler için aşağıda.

 

 

 

Y: Ne oluyor lan?

A: abi arkadan çarptılar. Ben bir bakayım.

 

 … ulan bir işi halledemedin illa ben halledeceğim.

 

Yusuf: Ne oldu Altan!

A: Abi hanım efendi dura…

Dilara: Yinemi ya.

Y: İyi akşamlar.

D: Off!

Y: Ne oldu.

D: Ne olsun çarptım sizin arabaya.

Y: Ee?

D: Aramızda halletsek? Şimdi alkol falan da var uğraşmayalım.

Y: Bence hiç uğraşmayalım.

D: Nasıl yani.

Y: Önemli değil bizim için canın sağ olsun.

D: Arabanın arkası dağıldı nasıl önemli değil.

Y: Altan hadi!

D: Alooo kaba herif.

Y: Altan sür.

Altan : Tamam abi.

D: Adama bak ya. Çekti gitti…

A: Abi bir emrin var mı?

Y: Yok, ben yukarıdayım. Acil bir şey olmadıkça rahatsız etmeyin…

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

96 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,78125/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5