Bilgilendirme

1 Ağustos 2011 18:10. Yazar: serdar

Sevgili dinleyicilerim, izleyicilerim;

         01 Ağustos 2011 Pazartesi günü saat 11:32 de evimde radyo programına gitmek için hazırlandığım sıralarda kapım çaldı. Açtığımda kapıda Bilişim suçlarından gelen iki polis memuru arkadaşla karşılaştım. Bana bir tebligatta bulunup ifademe başvurulması için Gayrettepe Asayiş Büro Amirliği içerisinde Bulunan Bilişim Suçları Bürosuna gelmem gerektiğini söylediler. Bilişim Suçları Bürosuna gidene kadar olan bitenden haberim yoktu. Şubeye ilk gittiğim andan itibaren beni iyi bir şekilde karşılayan Bilişim Suçları Masası çalışanlarına teşekkür ederim.


Olayın aslına gelince;

          Medya aleminden tanıdığımız oyuncu/yapımcı ve bu sektörde ismi olan, benimde saygı duyduğum bir büyüğüm hakkında internette faaliyet gösteren bir sözlükte kendisinin ve avukatlarının uygun görmedikleri bazı yazılar yazılmış. Öncelikle yazılan yazıları hangi rumuzun yazdığı sonrasında o rumuzların bağlantı (IP) noları tespit edilmiş. Tespit edilen rumuzların bağlantı adreslerinden bir tanesi benim evimde kullandığım bağlantı adresi olarak kayıtlara geçmiş ve bu sebeple yazı hakkındaki şikayetten dolayı ifademe baş vurmak istemişler.

          Beni takip eden herkes bilirki evimin kapıları sonuna kadar tüm misafirlerime açıktır. Yatılı misafirler de dahil olmak üzere iş görüşmelerimi bile genelde evimde yaparım. Evime gelen her kişiye sahibi olduğum her şeyden ikram etmeye çalışırım, internet bağlantısıda bunlardan bir tanesidir. Şu zamana kadar samimi olduğum / olmadığım sayısız misafirim evimde bulunan internet bağlantısını kullanmıştır, kaldıki benim internet bağlantımı kullanabilmek için illaki evime girmeye lüzum yoktur. Kablosuz modem şifrelerini bu ve benzeri işlerle uğraşan kişilerin kolaylıkla kırıp kişilerin internet bağlantılarını kullandıklarını hepimiz biliyoruz. Kısacası evimde ağırladığım veya modemimin çekim gücünün içerisinde olan biri / birileri yazar olduğu sözlük profilinden az öncede bahsettiğim gibi gerçekten çok sevdiğim oyuncu / yapımcı bir büyüğümüze benimde tasvip etmediğim bir cümle yazmıştır. Sözlük ve benzeri sitelerle alakalı görüşlerimi defalarca yayınlarımdan dile getirdiğim için bir kez daha buradan yazma lüzumu görmüyorum ama hiç bir sözlükte, blogta yazarlığım olmadığının altını çizerek vurguluyorum. Yapılan şikayet direk benim ismime olmadığı için ifade vermek zorunda kaldım. Şikayet Serdar Gökalp adına değil bağlantı numarası adına yapılmıştır. Benim bağlantı numaram haricinde bir çok numara daha tespit edilip hepsi ifadeye çağırılmıştır. İfade sonucunda yazılan yazılarla uzaktan yakından alakam olmadığı anlaşılmış karşı tarafın avukatları tarafından da bir "özür dileriz" sözü duyulduktan sonra bence hiç bir sorun kalmamıştır. Benim internet bağlantımı kullanarak bu olayı gerçekleştiren her kimse bilmiyorum fakat bulursam bende kanunlara baş vuracağımı dile getiriyorum. Bahsi geçen değerli abime sevgi ve selamlarımı sunuyorum, seni yine seviyorum, ekranlardan hiç gitmemen dileği ile...

          Bu açıklamayı yapmamın tek sebebi olurda bir yerlerden duyarsanız salak, saçma, yalan, dolan haberlere inanmanızı istemememdir. İlk açıklayan ve söyleyen ben olayım, sonrasında kimin ne söylediği bizi ilgilendirmesin.

Serdar Gökalp





Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

110 kişi tarafından 4.4 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,372728/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 9

16 Aralık 2009 04:33. Yazar: serdar

Aslan 9

Son yaşanan olayların ardından birkaç gün geçmiştir. Yusuf’un kafasındaki olayları gerçekleştirmesi için kendince zamanı gelmiştir. Düşünür ve harekete geçer.

Altan: Abi Cem geldi.

Yusuf: Tamam. Çıksın oda buraya.

A: Cem! Abi buraya çıksın dedi.

Cem: Tamam!

Y: Ne haber aslanım?

C: Sağ ol abi. Sen?

Y: Eyvallah… şimdi yarın burada yazan mahalleye git orada ismi yazan herifi bul. Adam tefeci. Bak en altta bir adres yazıyor o adresteki dairenin bizim üstüne olduğunu, içerde oturan ailenin ne kadar borcu varsa bizim ödeyeceğimizi söyle. Hatta parayı da hemen orada öde. Ama tek gitme adam tefeci ve aklı sıra mafyacılık oynuyor. Yanına birilerini al git.

C: Problem olursa nasıl davranalım abi?

Y: Bana mı soruyorsun onu? Kır kafasını gözünü.

C: Tamam abi.

Y: Altan sende yarın sabah ilk iş Özgür’ün oraya geç. Oradan sana bir şey verecekler hemen bana getir.

A: Tamam reis.

Y: Saat kaç oldu?

C: Abi 23:30.

Y: Bu Refik Ayoğlu işi tamam değil mi?

C: Evet abi çocuklar takipte. Nefes gibi ensesindeler. Şu an bir yemekteymiş saat 24 gibi çıkacak ve yüksek ihtimalle eve geçecek.

Y: Nasıl biliyorsun bunu?

C: Abi sabah saat 6 da uçağı var. Eve geçmezse şirkete geçer.

Y: Tamam biz bir kumar oynayalım eve gidelim.

A: Abi hazırlansın mı çocuklar?

Y: Hayır. Biz yeteriz.

C: Abi arabayı yükleyelim mi?

Y: Yok be oğlum, ağır bir çatışma olmaz. Sadece yanına gideceğiz. Altan sen hazırla arabayı.

A: Tamam abi…

 

… Şimdi olurda eve gelirse işimiz kolay ama yok eve gelmezse biraz uğraştıracak gibi. Neyse bir gidelim de kopar dananın kuyruğu.

 

C: Abi şu köşedeki villa. Gideyim mi önüne kadar.

Y: Yok dur böyle. Güvenlik falan var mı girişte?

C: Yok abi. Yanında 3 adam var sadece. Refik nereye giderse onlarda orada.

Y: O zaman eve Refik’ten önce girmek lazım. Bahçede köpek falan var mı?

C: Baktık abi günlerdir. Öyle bir şey görmedik.

Y: Ufak ufak yürü bakayım ileriye doğru… 3 tane kamera var girerken görecekler.

C: Abi bu mahalleye elektrik veren trafo şu tarafta. Oradan mı kessek?

Y: Yok kardeşim. Jeneratör vardır illaki.

A: Vardır abi.

Y: Şimdi kameralardan bir tanesi sokağa bakıyor. Yani bizim geldiğimiz istikamet den gelenleri görüyor. Diğeri bahçeye diğeri ise kapı girişine… Altan susturucu ver bana.

A: Abi bagajda var. Alayım hemen.

Y: Cem! Şimdi sağ taraftan dönüp yine aynı yolun gerisine çıkalım ve oradan bu yöne doğru gelelim.

C: Anlamadım abi.

Y: Sokağa bakan kamerayı görüyor musun? Bak şurada. Antenin üstünde.

C: Evet abi gördüm.

Y: Heh! İşte aşağıdan dolaşıp o kameranın arkasından geçeceğiz. Geçerken inşallah ben vurabileceğim. Vurabilirsem sorun yok. Olurda vuramazsam bir daha geçeceğiz.

A: Abi al susturucuyu.

C: Abi arabadan inip sıksak kameraya? Arabayla giderken nasıl sıkacaksın hareket halinde?

Y: Bakacağız kardeşim. Altan yer değiştirelim seninle, ön camdan daha iyi görürüm.

A: Tamam abi.

Y: Bana yedek şarjör verin… sür Cem. Sabit hızda git. Dön buradan ilerle… gir sağa doğru… yavaş biraz. Sabit hızla… iyi böyle…

A: Abi vurdun! Kamera parçalandı.

Y: Tamam. Şimdi bir tur daha at ben öyle ineyim. Dikkat çekmesin.

C: Tek mi gideceksin abi.

Y: Evet. Hatta tur atma evin arkasında ben inip yürüyeyim araba çok etiket olmasın. Sizde sonra arkamdan dönüp ön tarafta bekleyin.

A: abi tek gitmesen.

Y: Lan ne olacak. Dediğimi yapın siz… gözünüzü dört açın olası bir durumda hemen telefonla haber verin bana.

A: Tamam abi.

Y: Hadi dikkatli olun.

 

… şimdi vakit de az kaldı herif eve gelecekse eli kulağındadır. Şu kameralar nereden çıktı ki? Neyse bahçeye bakan kamera nereyi görmüyor, ne kadar yaklaşabilirim… buraya kadar iyi… buradan sonra kayda alır. Ulan çokta uzak, nasıl vuracağız bunu. Dur bakalım… nefesi tut, içinden say elin sabit, tetik! Tamamdır.

 

A: 2.kamerayı da indirdi.

C: Gördüm. Attığını vuruyor abi. Şu 3.yüde sorun olmadan indirse.

A: Oda çok pis yerde. Hepsinden daha uzakta kalıyor.

C: Vurdu lan. Vallahi vurdu!

A: Helal!

C: Ne yapıyor şimdi abi? Neden arkaya geçti?

A: Tabi anahtarı varya ön kapıdan girseydi değil mi?

 

… kameralar tamam. Ulan evin hiçbir yerin dede cam yok nasıl gireriz. Bahçe kapısını kırıp öyle gireceğiz. Başka şansımız yok. Gecenin bu saatinde gelipte bahçe kapısından girecek hali yok şerefsizin. Girerse de girdiği gibi patlatırız artık…

 

A: Cem! Geldiler lan! Refik ler geldi.

C: Arasak mı abiyi?

A: Yok,yok. Dur bakalım bi ne olacak. Korumalar la beraber girerse içeriye bizde onlar içeri girmeden sıkacağız artık.

C: Tamam.

 

Refik Ayoğlu: Tamam çocuklar. Sabah erken gideceğiz. Ona göre kaybolmayın. Ben bir iki saat kestireyim çıkarız yola.

Koruma: Peki efendim. Biz buradayız.

 

R: Bu kadına 50 kere söyledim evde kimse yoksa ışıkları yak bari diye. İçerdeki ışıklar neden…

Yusuf Yılmazçelik: Hoş geldin Refik efendi!

R: Sen!

Y: Ben tabi. Sesini çıkartırsan saniyede beynini dağıtırım. Geç şöyle!

R: Bana ne yapacaksın?

Y: Bakacağız. Otur şuraya.

R: Ne kadar istiyorsan, kaç para istiyorsan vereyim. Bırak beni. Kimseye de söylemem.

Y: Para? Para her şey değil…

R: Ne istersen.

Y: Sözümü kesme lan hokkabaz!

R: Ama…

Y: Kes sesini! Şimdi ben senin mekânına geldim değil mi?

R: Evet.

Y: Cezanı kestim ve yapman gerekeni söyledim değil mi?

R: …

Y: Cevap yok. Peki sen bunların üstüne ne yaptın?

R: Hiç bir şey.

Y: Heh işte sorunda bu. Ben sana yapman gerekeni söyledim ve sen hiçbir şey yapmadın.

R: Ne istiyorsan hemen halledeyim.

Y: Sevdiğim bir abi ne derdi biliyor musun?... Cevap versene lan!

R: Ne derdi?

Y: Birisine 2.bir şansı vereceksen 2.kere aldatılmayı göze alman gerekir.

R: Yani?

Y: Yani si şu. Sen buna değmezsin.

R: Bana bir şey yapmak sana ne kazandıracak?

Y: Hımm, anlatayım. Şimdi sen beni hafife aldın. Kendi içinden dedin ki; Yusuf Yılmazçelik kimdir bu adam ilk defa ismini duyuyorum ne olabilir ki? Hiç aklına gelmedi mekanına gelip çatır çatır adamlarını vura vura yanına çıkan adamın sana söylediğini yapmazsan sana neler yapacağı. Sana göre yeni yetme ismi cismi olmayan bir heriftim. Sen ise koca Refik! Zaten büyüksün ve çok ta büyük tanıdıkların var. Şimdi sorarım sana, nerede senin büyüklüğün? Nerede senin tanıdığın büyük ağabeylerin?

R: Tatlıya bağlayabiliriz.

Y: Daha bitmedi! Sana bir şey yapmak bana ne kazandıracak onu anlatayım. Yarın öbür gün ben birisine bir şey dediğim zaman olurda yapmamayı düşünürse diyecekler ki; Refik’ de yapmamıştı Yusuf Yılmazçelik kafasına kendi evinde sıktı!

R: Öldürecek misin beni?

Y: Ohhoo! Sen hala işin özünü anlayamamışsın ben anam…

 

…Kapıda 2 adam var şimdi nasıl çıksak? Bizim çocuklar onları indirsin öylemi çıksak? Telefon mu? Hayırdır lan.

 

Y: Alo!

Cem: Abi polisler geldi. Hemen çıkman lazım o evden.

Y: Nasıl polis geldi lan?

C: Abi kapıdalar.

Y: Çok mu?

C: 3 Araba.

Y: Siz hemen kaybolun beni merak etmeyin. Sakın gözükmeyin. Gerekirse arabayı da bırakın. Çabuk, çabuk!

… Girdiğimiz yerden çıkmamız lazım. Ağaca çıksak duvarın diğer tarafı yüksek mi acaba? Deneyeceğiz. En fazla kol bacak kırılacak… çok yüksek değil atlayabilirim. Gözükmeden nasıl geçeceğiz şimdi…

 

Polis: Dur polis!

 

… Bir bu eksikti buda geldi tam oldu… ulan bu sokaktan çıkış var mı? Yoksa bize de çıkış yok zaten… Ciğerlerim ağzımdan çıkacak, koşmaktan… Ateş de etmeye başladılar tam oldu. Ulan bir şey değil birine gelecek kurşun! Ne oluyor lan?

 

Dayı: Atla!

Y: Seni gördüğüme hiç bu kadar sevinmemiştim.

D: Ben aynı düşünceler içerisinde değilim.

Y: Nasıl yani?

Şoför: Efendim ilerde çevirme var.

D: Görev aracı de kimliği göster geç.

Ş: Peki efendim.

Polis: İyi geceler. Arama yapacağız.

Ş: Araç görev aracı.

P: Ne görevi?

Ş: Buyur kimlik.

P: İyi geceler efendim, kusura bakmayın. Beyler yolu açın araç geçsin.

Ş: Kolay gelsin.

D: İlerden sağa gir… ilerle biraz… tamam dur burada. Sen in arabadan 5dk sonra gel.

Ş: Peki efendim.

D: Şimdi gelelim sana.

Y: Gelelim.

D: Sen ne yapıyorsun lan!

Y: Ne yapıyorum?

D: Öyle kafanın estiği gibi adam öldürüp, istediğini yapamazsın.

Y: Kafamın estiğini öldürmedim, cezasını kestim yapmadı bizde diyetini ödettik.

D: Lan! Benim haberim olmadan nefes bile alamazsın sen. Ya ben gelmeseydim. Ya ben kurtarmasaydım seni. Ne olacaktı?

Y: Sen nasıl geldin.

D: Kameralar merkeze bağlı. Sabote edilirse merkeze haber veriyor otomatik olarak. Rastlantı eseri haberimiz oldu da geldik. Yoksa şu an nezarette, yarında hapisteydin.

Y: İşin ne kurtarırdın.

D: Aslanım keser atarım seni burada, üstüne de beton dökerim.

Y: Neden? Senin keyfin için aldığımız sana teslim ettiğimiz adamların ölüm haberlerini haberlerde duyunca bendemi aynısını yapayım.

D: Senin görevin bu değil.

Y: Görevim mörevim yok lan benim!

D: Lan!

Y: İşin ne? Varsa bir sorun düzelt. Çatışmaya mı giriyorsun? Racon mu kesiyorsun? İtle köpekle mi muhatapsın? Hiçbirisi. Ben bunların hepsini yapıyorum. Herkesin bilmesi tanıması lazım. Yarın öbür gün bir yerde adım geçtiğinde falanca ona yanlış yaptı sonu şöyle şöyle oldu demeleri lazım. Senin aldırdığın adam işlerine benzemez bu işler.

D: Dediğim görevler haricinde hiç bir şey yapmayacaksın.

Y: Doğru bildiğim her şeyi yaparım.

D: İyi çocuksun, yürekli çocuks…

Y: Çocuk mocuk değilim lan ben! Ortada bir alem varsa bende bu alemin kralıyım! Sende dahil bunu herkes böyle bilecek.

D: Benimi öldüreceksin?

Y: Silahım hala belimde öyle bir düşüncem olsa seninde şu şoföründe kafasına şu dakika sıkarım burada. Ne istiyorsan iste ne diyorsan de ama bana karışma. İşimiz bu bizim artık. Ben pisliği dağıtıp yere sereceğim, sen de süpürgeyle temizleyeceksin.

D: O başka bir şey.

Y: Yanlış bir şey değil işte.

D: Ulan adamı neden öldürdün o zaman?

Y: Bunun ağ babası bize temas etmediği sürece biz onu bulamayız. Kim olduğu belli değil ve uyuşturucu işinde büyük bir adam.

D: Nereden biliyorsun?

Y: Araştırdım. Yapılan uyuşturucu işleri Refik’e büyük gelir. Uluslar arası işler. Başka bir ağ baba var. Refik ölünce bana temas edecekti.

D: Bunu nereden biliyorsun.

Y: Refik’in mekanı basıp ceza kestikten sonra bilerek bu vakte kadar bekledim. Bekledim ki büyük bildiği herkese söylesin. Bu gün öldüğünde söylediği herkes bilecek ki Refik’in kafasına Yusuf Sıktı.

D: Ya ben olmasaydım.

Y: Bunu tartışmaya lüzum yok şu an. Doğru zamanda doğru yerdeydin olay bitti. Benim çocuklar nerede?

D: Çocuklar?

Y: Neyse… Alo Cem neredesiniz?

C: Abi sıkıntı olmadı polisler gelir gelmez çıktık biz.

Y: Tamam, dönün geriye site girişinin karşısındaki cadde bağlantısından alın beni.

D: Ne yapacaksın şimdi?

Y: Bunu sen mi soruyorsun? Her şeyi bilen adam sen değil misin?

D: Yine biliyorum.

Y: Beni şu çocukların alacağı yere bırak, oradan sonrasına bakacağız.

D: Evde bir iz bıraktın mı?

Y: Hayır. Ama ola ki bıraktım. Bıraktıysam da işimi yaptım, sende işini yap temizle.

D: Baktırırım bizim çocuklara. Ha bu arada yakın zamanda birini öldürme!

Y: Olur izin alırım. Hayret bir şey ya…

 

 

Altan: Abi nasıl çıktın orada?

Yusuf: Çıktık bir şekilde.

Cem: Usta bir anda geldi polisler, haber bile veremedik.

Y: Neyse hallettik. Şirkete geçelim.

A: Tamam abi.

Y: Cem! Şu tefeci işini ne yaptınız.

C: Abi selamını ilettik, bu bağış yaptığımız kurumlardan ve yaptığımız inşaat işlerinden adımızı duymuş zaten. Yusuf abi ile yüz yüzede tanışmak isterim dedi.

Y: Ulan ne işimiz olur o tarz adamlarla bizim. Yanımızda bile gözükmesin sakın.

C: Tamam abi ben hallederim.

A: Alo! Şirkete geçiyoruz, biz ne var ne yok?  Tamam gelince bakarım ben. Tamam.

Y: Ne oldu Altan?

A: Abi aradım haber verdim geleceğimizi de.

Y: Neye bakacaksın gidince?

A: Abi benim eve bir yardımcı kadın bulun demiştim onu bulmuşlar.

Y: Lan ne yardımcısı, evlen artık evlen.

A: Abi ben seni bırakır mıyım?

Y: Benimle mi evleneceksin lan?

A: Abi Estağfurullah.

C: Abi benimle eveleneck bu.

A: Yanımda tutmam sizi.

C: Ehehe yok be abi ben bunu alır mıyım?

A: Bende bayılıyordum sana.

C: Kapıyı açın!.. abi siz inin ben geliyorum.

A: Buyur abi.

Y: Eyvallah…  kolay gelsin çocuklar.

Güvenlik1: Sağ olun Yusuf bey.

Güvenlik2: Sağolun.

A: Abi asansörle çıkalım. Buyur.

Y: Kapıda 2 adam mı var sadece?

A: Yok abi onlar üniformalı gelen gidenlere bakan arkadaşlar. Dış kapıya 6 kişi daha koydum yüklü ler.

Y: İyi. Ulan bindirdin bizi asansöre, her katta duruyor.

A: Asansör dolu hanımefendi. Diğerine binin.

D: 2 kişi ile dolu mu oluyor?

A: Dolu dedim uzatmayın. Diğer asansöre binin.

Y: Tamam Altan. Sorun yok. Buyurun.

Dilara: Oooo… Kaba efendi siz miydiniz?

Y: Yine mi sen?

D: Hiç değişmemişsin. Hala kabasın.

A: Hanımefendi ağzınızın ayarı olabilir mi biraz?

D: Bu kim? Seni o mu seslendiriyor?

A: Son kez uyarıyorum.

Y: Tamam Altan.

D: Ben bu şirkette yeni çalışmaya başladım ama yalan söylemişler sanırım bana.

Y: Ne gibi?

D: Biz centilmenliğe önem veririz, tüm çalışanlar kibardır, dışarıdan gelen ziyaretçi bile kurallara uymak zorundadır demişlerdi.

A: Doğru demişler. Çalışanları özenle seçtiriyoruz departman müdürlerine.

D: Seçtiriyoruz derken?

A: Evet seçtiriyoruz… Çalışmaya yeni başladığınız bu şirket Yusuf beye ait.

D: Yusuf bey kim?

A: Dakikalardır ağzınızın ayarı kaçmış şekilde cümle kurduğunuz beyefendi oluyor kendisi.

D: Ne? Bu şirket senin mi?

Y: Biz sadece yolcuyuz. Dünya malı dünyada kalır.

D: İstifamı hemen vermem gerekir o zaman.

A: Bize değil hanımefendi, sizi işe alana verin. Ayrıca bu kattan yukarı çıkamazsınız yönetim ofisidir bu kattan sonraki.

D: İneceğim katı geçmişim zaten.

Y: O çene bende olsa dünyadan vazgeçerim bırak katı.

D: Efendim?

Y: İyi günler kolay gelsin dedim.

D: Eee sizede.

A: Kim abi bu?

Y: Ulan bırak anlattırıp canımı sıkma benim. İşe giriş dosyasını söyle getirsinler yukarı hemen.

A: Tamam abi.

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

100 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,58/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 9

2 Aralık 2009 13:57. Yazar: serdar

Şimdi bu başlığı görüpte aaa 9.bölüm yazılmış diye sevindiğini biliyorum :) ama sevincin gitmesin bitmesin :) çok ufak tefek şeyleri kaldı. sen belki 15 dakikada okuyorsun ama unutmaki 15 dakikada yazılmıyor :) çok heyecanlı bir bölümü ile Aslan 9 çok yakında...

Yusuf ceza kestiği nakliye firması sahibine ne yapmayı düşünüyor, Zeynep'e yardım edecek mi? Dilara sadece o bölümde karşılaştığı bir karakter mi? hepsinin cevabı Aslan'nın 9. bölümünde!

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

78 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,512822/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan

8 Kasım 2009 18:19. Yazar: serdar

Serdar Gökalp'in kaleminden.

Yusuf Yılmazçelik' in hikayesi.

 

Aslan

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

137 kişi tarafından 4.4 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,430655/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 8

6 Kasım 2009 19:36. Yazar: serdar

Aslan 8

 

Altan : Abi günaydın.

Yusuf: Eyvallah. Cem nerede?

A: Hiç bilmiyorum abi. Sabah kalktığımda yoktu.

Y: Tamam kardeşim.

A: Abi hayırdır suratın asık.

Y: Bir şey yok. Halledemeyeceğim bir şey değil.

Cem: Abi günaydın!

Y: Neredesin oğlum?

C: Abi koşuya çıktım sabah, bu Altan ölü gibi uyuyordu.

A: Yorgundum, ondan

Y: Şu adamı aradın mı? Nakliye firması sahibini?

C: Abi aradım.

Y: Nedir durum?

C: Adını söyledim, tanımadığını kimsenin ayağına gelmeyeceğini söyledi.

Y: Biz gideriz. Sorun yok.

A: Abi bir şeyler yer misin?

Y: Yok demin mutfakta atıştırdım bir şeyler. Cem otur şöyle. Sen dün adamla alakalı bir şeyler söyledin, anlat bir daha.

C:Abi kapıda 5 kişi var içeridekilerle beraber 17-18 kişiler.

Y: Başka?

C: Abi hemen hemen hepsi silahlı.

Y: Tamam. Altan çocukları ara kim var kim yok saysınlar sana hemen haber versinler. Ofiste olmayanları saymasınlar.

A: Tamam abi.

C: Abi bu adamla işimiz ne?

Y: Bu adam nakliye şirketi sahibi değil mi?

C: Evet.

Y: Kapısında neden silahlı adamlar var o zaman?

C: Abi bizim kendi silahımızda var adamlarımızda da silah var, bize neden gelmiyorlar değil mi?

Y: Hay bin yaşa. Bize neden kimse gelmiyor? Demek ki bu adamda bir iş var.

C: Nedir abi o iş?

Y: Girmemesi gereken yerlere girip, yapmaması gereken şeyler yapıyor.

A: Abi çocuklar haber verdi 32 kişilermiş şu an şirket içerisinde.

Y: Hepsi arabalara binsin yüklü şekilde buraya gelsinler. Buradan gideceğiz.

A: Tamam abi.

C: Abi neydi bu adamın adı?

Y: Refik Ayoğlu.

C: Tamam, ama dediğim gibi benim sordurttuğum adamlar sağlam adam olduğunu korkusuz olduğunu söylediler.

Y: Mermi patlayınca herkes korkar Cem. Adam uyuşturucu işi yapıyor, istediğimi alamazsam eğer o tırlarının arkasına bağlar sürüklerim onu.

A: Abi çocuklar çıktı geliyor.

Y: Tamam. Şimdi anlatacaklarımı çocuklar gelince onlara da anlatın. Ben o zamana kadar bir duşa girip ayılayım.

A: Tamam abi…

 

 

Cem: Beyler! Büyük bir adamı ziyarete gideceğiz. Ben ve Altan Yusuf Abi ile aynı araçta olacağız. Gözüm kaç arabasınız?

Koruma1: 11 Arabayız abi.

C: Tamam bizim arabayı konvoyun ortasında tutacaksınız. Arya araç almak yok. Mekana girdiğimizde kapıda güvenlik olacak, en öndeki araba güvenliğe Yusuf Yılmazçelik’in adını versin ve Refik Ayoğlu ile görüşmek istediğini söylesin. Gelecek cevaba göre davranacaksınız. Eğer görüşme onaylanırsa sorun yok ama hayır denilir ve zorluk çıkartılırsa kapıdaki güvenlikleri saf dışı bırakın. Hemen kapıyı açın… benden aksi bir sinyal almadıkça silah kullanmayın ama ben kullanmanızı istediğim takdirde o mekanda bir tane canlı adam kalmayacak. Yusuf abinin kesin emridir.

Altan: Olası bir kopma veya dağılmada beykozdaki evde buluşulacak. Anlaşılmayan bir şey var mı?

Koruma1: Tamam abi.

Yusuf: Hazır mı her şey?

Cem: Abi hazır.

Y: Gidelim.

 

20 dakika sonra…

 

Koruma1: Kolay gelsin. Yusuf Yılmazçelik Refik Ayoğlu ile görüşecek kapıyı açın.

Güvenlik1: Sormamız lazım bir saniye… abi Yusuf diye bir adam geldi 10 arabadan fazlalar ağa ile görüşecekmiş… tamam abi, peki… ee Refik bey şu an burada değiller. Bir notunuz var ise alalım.

K1: Kapıyı aç.

G1: Yoklar dedim.

K1: Yat lan yere yat! Sıkarım ağzına yüzüne. Sende lan kılını kıpırdatma. Kapıyı aç.

Koruma2: Açıyorum.

K1: Geçin usta!

Yusuf: Ne oldu Altan?

A: Kapıda sorun vardı halletti çocuklar.

Y: İyi.

C: Abi bu adam kaçmasın?

Y: Kaçan kovalanır Cem.

Koruma3: Yat lan yat. Duvara dayan. Arayın üstünü şunların.

Koruma4: Haydi beyler haydi!

Koruma5: Reis in arabası geldi.

Cem: Nerede lan patronunuz olacak adam?

Güvenlik2: Siz kimsiniz? Ahh!

Cem: Aynı soruyu 2.kere sormayı sevmiyorum görüldüğü gibi. Şimdi sana soruyorum nerede o şerefsiz?

Güvenlik3: Yukarıda abi.

C: Şimdi Çıkar telefonunu.

G3: Tamam.

C: Yukarıdaki ele başınız kimse deki Yusuf Yılmazçelik geldi. Şimdi oraya doğru gelecek. Eğerki bir zorluk çıkartılırsa Refik Ayoğlu’nu holdingin bayrak direğinde sallandıracaklarmış de.

G3: Tamam.

C: Kelimesi kelimesine aynısını söylemesen deminki arkadaşının başına gelen sana da gelir.

G3: Abi… Yusuf Yılmazçelik geldi. Eğerki bir zorluk çıkartılırsa Refik Ayoğlu’nu holdingin bayrak direğinde sallandıracaklarmış… tamam abi.

C: Bana ya tamam de yada kafama sık? Hangisini tercih ediyorsun?

G3: Yukarıda sizi bekliyorlar.

C: Abi, adam yukarıda bizi bekliyor.

Y: Gidelim.

A: Bu Heriflerin başında birkaç kişi dursun. Kılları kıpırdamasın.

Koruma6: Tamam abi.

Y: Bu herif kim?

C: Bilmiyorum… dur lan orada.

Güvenlik4: Sizi yukarı çıkartacağım.

C: Dur lan dedim. Yat yere. Yat lan şerefsiz!

G: Ahh!. Dur vurma yatıyorum.

C: Biz bilmiyor muyuz lan kendimiz çıkmayı? Arayın şunu alın silahını… Abi buyur gidelim. Altan!

A: Buradayım.

 

Cem: Nefes alış şeklini değiştiren olursa kafasına sıkarım! Refik kim?

Refik: Benim.

Yusuf: Refik bey. Arkadaşlara söyleyin bizi yalnız bıraksınlar. Çocuklar sizde dışarıda durun.

C: Tamam abi.

A: Tamam abi.

R: Kimsiniz siz?

Y: Teklifimizi geri çevirmişsin, bizde acı kahveyi senden içelim dedik.

R: Beni çağırtan siz miydiniz?

Y: Ulan Refik! Beynini önüne dökerim senin. Hokkabaz! Sizli bizli konuşunca adam mı oluyorsun? Bilmiyor muyum lan ne haltlar çevirdiğini, yurt dışından nakliye adı altında neler getirdiğini? Şerefsiz!

R: Ne diyorsun ben anlamıyorum.

Y: Ben anlatayım. Rusya’dan ne getiriyorsun sen?

R: Karton kutu getiriyorum.

Y: İçlerinde ne var?

R: Boş. Logosuz kutular. Burada alışveriş merkezleri için.

Y: Ben sana anlatamıyorum sanırım. Al. Bu dosya senin. Fotoğraftakiler le beraber olan sen değil misin?

R: Bu belgeler nasıl geçti eline.

Y: Ulan eline ayağına sıktırtma şimdi. O yanındakiler bir numaralı uyuşturucu kaçakçısı değil mi?

R: Ee şey.

Y: Şey mey yok. Ne ayaksın lan sen? 10 milyon dolarlık ihaleye girpte 30 milyon dolar veriyorsun? O işi komple kar saysan 22 milyon dolar kazanıyorsun zaten neden 8 milyon dolar zarar ediyorsun çakal! Bir tek senmi biliyorsun bu işleri?

R: Başka yerlerden kazanıyorum parayı, oradan ettiğim zarar çok olmuyor.

Y: Uyuşturucudan mı kazanıyorsun?

R: Ne istiyorsun?

Y: Sıra ona da gelecek.

R: Dinliyorum.

Y: Özgür adında birisi var tanıyor musun?

R: Hayır.

Y: Nasıl hayır lan! Girdiğin ihalelerdeki şirketlerden birinin sahibi.

R: Ben bilmem ihaleleri parayı veririm, benim yerime girerler.

Y: Kim olduğunu öğren bu Özgür’ün. Sonrada kafana kazı. Özgürün sahip olduğu nakliyat şirketi aslında benim. Benim adıma işletiyor.

R: Sorun ne bununla alakalı.

Y: Bir daha Özgür’ün girdiği hiçbir ihalede adını duymayacağım.

R: Ama benim işim bu.

Y: İşin mi daha kıymetli canın mı?.. cevap ver lan.

R: Canım.

Y: Açık söyleyeyim o zaman. Değil seni, sülaleni kazırım bu dünyadan. Anladın?

R: bu çok ağır bir diyet, para ile halledelim bunu Yusuf bey.

Y: Daha ona gelmedim.

R: Nasıl gelmediniz?

Y: Para cezan ise 10 milyon dolar.

R: Ne?

Y: Koyar mı lan sana? Senin için 15-20 günlük bir para bu. Bütün bankaları araştırdım hiçbir bankada hesabın yok. Nerede bu paralar. Nerede ihalelerde saçtığın paralar.

R: Nakit de yok, tutmam nakit.

Y: Yürü lan çakal! Tutmazmış. Bana veriyorlar desene sen şuna.

R: Yardım aldıklarımız var tabi.

Y: O yardım aldıklarına söylersin Yusuf Yılmazçelik bana 10 milyon dolarlık bir ceza kesti bunun içinde yardım edin diye.

R: Pek hoş karşılayacaklarını sanmıyorum.

Y: Ulan Refik. Kafanı gövdenden ayırırım senin! Burada taş üstünde taş omuz üstünde baş bırakmam. Dünya üzerinde akrabanı bile yaşatmam. Tanıdığın en büyüğe ver benim adımı. Para içinde tam 24 saatin var. Şimdi gidiyorum. Arkamdan bir sinsilik, bir çakallık yaparsan… geri gelirim ve sana yemin ediyorum yapacaklarımı miden kaldırmaz!... cevap ver lan bana.

R: Peki.

Y: Eyvallah…

 

Y: Yürüyün gidiyoruz.

Cem: Tamam abi.

Altan: Beyler yürüyün. 

C: Nereye abi?

Y: Özgür’ün ofise. Çocuklara haber ver onlarda bizim oraya geçsinler. Şu anlık lazım değiller…

 

Özgür: Vaaay Yusuf bey hoş geldiniz.

Yusuf: Eyvallah. Ne yapıyorsun?

Ö: Ne olsun bir kardeşimiz vardı Yusuf diye onu merak ediyorduk biz de.

Y: Abartma lan. İş güç işte.

Ö: Ne işi oğlum bu bu kadar. Arabalar bilmem neler.

Y: Gelip görmedin ki mekanı…

Ö: Neyse iyi oldu geldiğin.

Y: Hayırdır?

Ö: Bizim lisede bir çocuk vardı hatırlarsın Faruk diye.

Y: Evet, evet fen sınıfındaydı. Severdim o çocuğu.

Ö: O da sever bizi. Günler önce söyledi evleniyor bugün düğünü var. Mutlaka bekliyor.

Y: Ben gelemem.

Ö: Gelir misin demedik ki  sana. Gidiyoruz dedik. Al davetiyen bu adres yazıyor orada.

Y: Ulam oğlum…

 Ö: Uzatma.

Y: İyi bakalım… he bu arada senin şu nakliye ihalelerine giren adam var ya.

Ö: Kim?

Y: Refik.

Ö: Ee?

Y: Ben o işi hallettim.

Ö: Nası hallettin.

Y: Sevdiğimiz bir arkadaşımızın tanıdığı çıktı, rica ettim. Artık seninle aynı ihalelere girmeyecek.

Ö: Lan sen delirdin mi? Refik çok büyük adam ters yapılmaz ona. Kurtuluşu olmaz.

Y: Lan Özgür! Sen dediğimi dinlesene benim. Ben rica ettim diyorum bir arkadaşım tanıyormuş diyorum hallettim diyorum.

Ö: İyi bakalım, göreceğiz.

Y: Hadi gidiyorum ben.

Ö: Bir daha söylememe gerek yok değil mi?

Y: Neyi?

Ö: Akşam düğün olayını.

Y: Lan tamam. Deli etme adamı…

 

Özgür: Alo. Ergin.

Ergin: Söyle kardeşim.

Ö: Şimdi Aslan buradaydı.

E: Konuştun mu?

Ö: Evet. Akşam gelecek düğüne. Ama korktuğumuz başımıza gelmesin?

E: Vallahi bende tedirginim. Herife de soramadım Zeynep gelecek mi düğüne diye.

Ö: Oğlum gelmesi bir şey değil, ya birileriyle gelirse?

E: Aman diyorum sana. İnşallah olmaz öyle bir şey.

Ö: Neyse akşam ola hayır ola.

E: Kendimi gelecekmiş Yusuf biz mi alacağız.

Ö: Yok ben kendim gelirim dedi.

E: Tamam…

 

… Akşam düğün varmış bilmem neymiş. Ne işim olur düğünde benim. Sonra gider tebrik ederdik.  Şimdi orada gereksiz sohbetler senelerdir görmediklerini görmek falan, filan…

 

Altan: Abi Ne tarafa?

Yusuf: Eve.

Cem: Abi çocuklar geçsin mi eve?

Y: Yok.

A: Abi hayırdır canın sıkıldı.

Y: Bir şey yok, sür eve.

A: Tamam abi…

… bir düğünü eksikti başımda…

 

Y: Ben yatıyorum biraz. Bir iki saate kaldırın beni.

A: Tamam abi.

Y: Cem. Sen anlarsın, akşam bir düğüne gideceğim. Ne takılır ne yapılır ayarla bir şeyler.

C: Tamam abi. Damada mı yoksa geline mi?

Y: Her ikisine de ayarla. Takalım ikisinede.

C: abi damadımı tanıyorsun yoksa gelini mi?

Y: Lan sen ikisine de ayarlasana, yorum yapma benim söylediklerime.

C: Tamam abi.

Y: Altan. Terziyi ara benim bedenime göre siyah takım elbise getirsin ben uyanana kadar.

A: Tamam abi.

Y: Cem. Takı işini hallettikten sonra birde babamlara uğra. Sor bir dertleri sıkıntıları var mı?

C: Olur abi.

A: Abi ben oraya bir adam diktim. Devamlı haber veriyor bana. Her hafta sonu alışveriş yapıp veriyorlar. Ama bu haftaki malzemeleri anne almamış.

Y: Neden?

A: Evde koyacak yer kalmamış abi.

Y: Yeni geçtikleri evden bahsediyorsunuz değil mi?

A: Evet abi.

Y: Cem sen uğra yinede hafta sonu da ben gideceğim onu da söyle.

C: Tamam abi.

 

… O sırada başka bir mekanda…

 

Hayri Tahsin: Gel Refik, acil görüşmek istemişsin.

Refik Ayoğlu: Efendim bir sorun var o yüzden rahatsız ettim sizi.

H: Söyle bakalım Refik.

R: Bu gün bana bir adam geldi. Yusuf Yılmazçelik.

H: Ee?

R: Konuştuk. Bana yapmam ve yapmamam gereken şeyleri söyledi. Racon u kesti gitti.

H: Sana nasıl ulaştı?

R: Ben Şirketteydim oraya geldi.

H: Ee? Halledemediniz mi ora da?

R: Efendim adam kapıdan başladı  yanıma kadar kimi gördüyse sıka sıka geldi. Gözlerini kırpmadan anlattı deli gibi bir adam.

H: Nasıl sıka sıka.

R: Bizim çocuklardan birkaç tanesini vurdular.

H: Hımm.

R: Bana bir adam ismi verdi Özgür. Bu adamın şirketi benim ve bu şirketin girdiği ihalelerde adını duymayacağım yoksa ne seni ne aileni yaşatırım dedi ve 10 milyon dolar ceza kesip gitti.

H: Enteresan.

R: Ne yapalım efendim, yok edeyim mi bu adamı.

H: Madem yok edebilecektin neden yapmadın üstüne neden bana geldin?

R: Ee şey.

H: Refik sen salak mısın? !

R: Neden efendim?

H: Şu zamana kadar sana telefon ile bile ulaşabilen bir adam olmadı. Bu adam karşına geçiyor, senin mekanına geliyor üstüne bir de adamlarını vuruyor, ihaleye girmeyeceksin diyor bir de 10 milyon dolar istiyor. Bunu şu zamana kadar yapabilen oldu mu?

 R: Hayır efendim.

H: E birisi yapıyor işte. Bakalım bir neden yapıyor. Neden yapıyor dan daha önemlisi nasıl yapıyor.

R: Peki efendim.

H: Yaz bakalım şu adamın adını birde neydi o söylediği adamın ismi onu.

R: Birde sanırım bizim uyuşturucu işi hakkında da bilgisi var bilginiz olsun.

Altan: Abi uyandın mı?

Y: Evet.

A: Abi bunlar düğünde takacağın takılar. Yeni takım elbisende askıda.

Y: Tamam. Arabayı hazırla geç kalıyoruz. Ben iniyorum hemen.

A: Tamam abi.

 

A: Abi ne tarafa gideceğiz?

Y: Al Şu davetiyenin arkasındaki adrese.

A: Tamam abi.

Y: Silahımı torpidoya koyuyorum bana unutturma inerken… ulan herkes evleniyor be.

A: Hayırlısı abi.

Y: Evlen sende yeğen sevelim biraz.

A: Senden önce olmaz abi.

Y: Ulan beni beklersen bakir ölürsün.

A: Ölürüm o zaman abi…

 

A: Geldik abi. Ben ne yapayım.

Y: Keyfine bak sen. Ben seni ararım.

A: Tamam abi. Abi silahın!

Y: Tamam aldım.

Y: Neredesin?

Özgür: İçerdeyim. Ergin’le.

Y: Tamam geliyorum.

Ö: Gelmiş. Çıkıyor şimdi yukarı.

Ergin: Neyse ki kız yok meydanda. İnşallah ta gelmez.

Ö: Tek duam o zaten.

E: Gelirse ne yapacağız.

Ö: Görmemesi için elimizden geleni yapacağız artık.

E: Ulan sorsak mı Fatih’e, Zeynep gelecek mi diye.

Ö: Yok, Gerek yok. Düğün yarılandı zaten gelse gelirdi. Bulandırma ortalığı.

Yusuf: Oğlum bu masa çok ortada. Tenha bir yer yok muydu?

Ö: Ulan otur işte.

E: Kardeşim hoş geldin. Gel lan bir sarılayım sana.

Y: Vay Kardeşlerin gülü.

E: Bu ne lan belindeki.

Y: Silah.

E: Hayırdır. Neden belinde.

Y: Elime mi alayım bu kalabalıkta.

E: Oğlum neden sende, neden?

Ö: Tamam uzatmayın. Fatih geliyor.

Fatih: Hoş geldiniz kardeşim, büyük mutluluk duydum sizi görünce.

Y: Bu Özgür gelmeseydi daha mutlu olurdun.

F: Olur mu be usta. Siz birlikte güzelsiniz.

E: Bende bu Yusuf’u sevmiyorum.

Y: Ulan sorma bende çok meraklıyım sana.

F: Yusuf. Beni bir kere dövmüşlerdi okulda biz o zaman lise1 okuyorduk o adamlar lise3 idi.

Y: Yok hatırlamadım.

F: Kardeşim ne dövmüştün adamları sen anlatamam. Bende onu unutamam.

E: Dövmediğin bir ben kalmışım lan.

Y: O da yakındır. Canın mı çekti.

Ö: Ehe ehe.

Y: Bak hoşuna giden gülüyor.

F: Vaaay. Bizim okulun kızları geldi.

E: !

Ö: !

F: Hoş geldiniz.

Gamze: Sağ ol Fatih. Hayırlı olsun.

Zeynep: Hayırlı olsun Fatih.

F: Sağol Zeynep. Darısı başınıza.

Ö: Amin!

E: Kısmet.

Z: Ne haber Özgür?

Ö: Sağ ol Zeynep sen?

Z: Teşekkür ederim.

Gamze: Bizde oturalım bu masaya o zaman. Başka masaya gerek yok. 

E: !! (Eyvah)

Z: Ergin Ne haber?

E: Sağ ol seni sormalı.

Z: Eh.. bildiğin gibi.

Z: Yusuf. Nasılsın?

Y:… İyiyim…

Z: Sağ ol bende iyiyim.

Y: Özgür, bu takıları nasıl takacağız ben hiç anlamam.

Ö: Takı töreni bitti. Gel gelin odasına gidelim.

Y: Olur…

Ö: İyi misin lan?

Y: Neden kötü olayım.

Ö: Anladın sen.

Y: Halledelim şu işi haydi.

Ö: Gel burası.

Y: Kardeşim tekrar hayırlı olsun. Gel bakayım.

F: Usta niye zahmet ettin.

Y: Olur mu lan. Kaç tane arkadaşımız var. Ee şey yengenin adı?

F: Arzu.

Y: Arzu hayırlı olsun.

Arzu: Teşekkürler. Neden zahmet ettiniz.

Y: Ne zahmeti yenge… haydi tekrar hayırlı olsun. Allah ayırmasın inşallah.

F: İnşallah.

Ö: Ulan sen manyak mısın?

Y: Neden lan?

Ö: O taktığın altınlar kaç para biliyor musun?

Y: Hayır.

Ö: Bilsen takmazsın zaten.

Y: Neden takmayayım oğlum. Canları sağ olsun.

Ö: Anası babası takmamıştır bu kadar büyüğünü.

Y: Tamam uzatma. Çocuklara al dedim bunu almışlar…

Ö: Bak masada rahat ol. İstersen kovayım hepsini?

Y: Neden?

Ö: Rahatsız oluyorsan eğer.

Y: Yok be oğlum.

Zeynep: … işte öyle babamda sonra bu anlattığım tefeciden para almış, sonra ödeyememiş, şimdi de adam ya parayı vereceksin yada evini alacam diyor. Ne olacak bilmiyorum.

Ergin: Üzülme ya halledilir. İş güç olayını ne yaptın.

Z: Gamze ile aynı yerde çalışıyoruz. Otomobil satış.

E: İyi.

Gamze: Ee siz neler yapıyorsunuz?

Ö: Valla ne olsun, bildiğin gibi bizim şirkete devam.

E: Bende aynı, çalıştığım yerde devam ediyorum.

G: Yusuf sen?

Y: İnşaat. İnşaat işi ile uğraşıyorum.

G: İyimi bari işlerin.

Y: Şükür.

G: Aşk meşk işleri nasıl?

Y: Aşığı olduğum birkaç nesne var hayatımda.

G: İyi sevindim.

Y: Benim gitmem lazım. Size iyi geceler… Altan! Neredesin.

Altan: Kapıdayım abi.

Y: Geliyorum…

Ö: Beğendin mi yediğin haltı?

G: Ne yaptım ben?

Ergin: Daha ne yapacaksın? Zeynep buradayken yapma bari. Kalktı gitti adam.

Z: Ben bir şeyden rahatsız olmadım.

Ö: Yusuf’ta rahatsız olmadı zaten. Onun tek rahatsızlığı senin le yaşadığı her ne ise başkası tarafından anlatılması. O seni asla kimseyle paylaşmadı. Ne düşüncesinde ne hayatında.

Z: Ya tamam uzatmayın.

E: Gamze kimdir ki senin yanında Yusuf’ a bu soruları soruyor?

G: Ergin! Ne demek ben kimim.

Ö: Aynen öyle! Sen kimsin ki burnunu sokuyorsun.

E: İyi akşamlar buranın havası kaçtı.

Ö: Bende gidiyorum ve dua et, dua etki kızsın. Yoksa…

G: Ne olur yoksa?

Ö: Benden yana bir şey olmaz. Sıra bana gelmez. Ama bir erkek olarak bu cümleleri kurmuş olsaydın Yusuf’un karşısında hem de Zeynep’in yanında bunlar kurduğun son cümleler olurdu.

G: Ben kötü..

Ö: Kes sesini!.. iyi geceler Zeynep. Görüşmek üzere…

 

… Ulan bu çıkış nerede şimdi. Buradan gelmedik mi içeri, koşa koşa uzaklaşmam lazım buradan. Off!

 

D: Oha ya, oha. Yuh! Önüne bak.

Yusuf: Çok özür dilerim iyimisiniz?

D: Bacağım kırılmadıysa iyiyim.

Y: Üzgünüm.

D: Senin üzgün olman şu an acımı geçirmiyor.

Y: Hastaneye götürmemi ister misiniz?

D: Sağ ol yolda da kafama basarsın sen.

Y: Yanlışlıkla ayağına bastım sadece.

D: Ayak mı? Ne ayağı? Resmen bacağımda ayağının izi var. Biraz daha yukarı olsa karnıma tekme atmış olacaksın.

Kadın: Dilara acele et!

Dilara: Birde gülüyorsun ya.

Y: Adınız Dilara. Ben ona güldüm.

D: Komik mi?

Y: Hayır kardeşimin adı. Bütün Dilaralar böyle olur.

D: He bir de hakaret.

Y: yok yanlış anladınız.

D: Nasıl olur peki.

Y: Böyle işte… Tekrar özür dilerim. Acilen gitmem gerek.

D: Ayı!

Y: Ama.. Neyse.

 

Y: Altan çabuk götür beni buradan.

Altan: Tamam abi. Ne tarafa?

Y: Eve…

Y: Şu cd deki ilk şarkıyı aç. Sesini de aç.

 

… Yusuf ve Altan eve doğru giderken arabada dinledikleri şarkı ışıklarda arkadan onlara bir aracın çarpmasıyla kesilir ve aşağı inerler. O şarkı hangisi midir? Merak edenler için aşağıda.

 

 

 

Y: Ne oluyor lan?

A: abi arkadan çarptılar. Ben bir bakayım.

 

 … ulan bir işi halledemedin illa ben halledeceğim.

 

Yusuf: Ne oldu Altan!

A: Abi hanım efendi dura…

Dilara: Yinemi ya.

Y: İyi akşamlar.

D: Off!

Y: Ne oldu.

D: Ne olsun çarptım sizin arabaya.

Y: Ee?

D: Aramızda halletsek? Şimdi alkol falan da var uğraşmayalım.

Y: Bence hiç uğraşmayalım.

D: Nasıl yani.

Y: Önemli değil bizim için canın sağ olsun.

D: Arabanın arkası dağıldı nasıl önemli değil.

Y: Altan hadi!

D: Alooo kaba herif.

Y: Altan sür.

Altan : Tamam abi.

D: Adama bak ya. Çekti gitti…

A: Abi bir emrin var mı?

Y: Yok, ben yukarıdayım. Acil bir şey olmadıkça rahatsız etmeyin…

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

96 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,78125/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Serdar Gökalp

3 Kasım 2009 18:57. Yazar: serdar

Serdar Gökalp ile Serdar Yayında hafta içi her gece kahkaha dağıtmaya devam ediyor. Kayıtsız, şartsız, parasız pulsuz. Kendi evinizde arkadaşlarınızla toplanıp sohbet edercesine...

 

 

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

119 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,638654/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 7

2 Kasım 2009 03:47. Yazar: serdar

Aslan 7

 

            Hikâyeyi son bıraktığımız zamandan itibaren 3 ay geçmiştir. Şirketin kurulması, mekânların alınması halledilmiştir. Yusuf Yılmazçelik sözünün eri oluşu ve yanındakilere sahip çıkması sebebi ile Altan ve Cem için vazgeçilmez bir adam her şeyden önce uğruna ölebilecekleri bir abi olmuştur. Yusuf Yılmazçelik bu görev ve yetkilerle donatılmadan önce nasıl bir adamsa şimdide öyle bir adamdır. Eskiden haksızlıkları görüp kuvveti olmadığı için sadece kendi kendini yemiştir ama şimdi herhangi bir haksızlığın karşısında durabilecek ve hesap sorabilecek kuvvete sahiptir. Kalabalığı, gösterişi, insan ezmeyi sevmez, kibirli değildir ve ona bu görevi veren kişiler tarafından devamlı izlendiğinin farkındadır ve unutulmaması gereken bir konu vardır ki, o çok akıllı bir adamdır.

 

Yusuf: Sağdan gir.

Altan: Tamam abi.

Y: Direk ilerle…. Biraz daha. Tamam, dur burada. Arabada kal ve her ne olursa olsun başka bir şey yapma. Cem’i ara akşam konuştuğumuz işi halledebilmiş mi sor.

A: Tamam abi. Abi dikkat et kendine.

Y: Arabada silah var mı?

A: Var abi.

Y: Seninkinden başka var mı?

A: Var abi emrin üzerine üstümüzdekiler hariç zulada da tutuyoruz.

Y: Tamam sen seninkini de ver bana. Bir şey olursa sen zuladan al.

A: Al abi. Seninki nerede?

Y: Belimde. Buda bulunsun. Ormanın dibindeyiz. Telefonun açık olsun.

 

… Ee? Daha ne kadar yürüyeceğim ormanın içine doğru. En göz önündeki yer en gizli yerdir. Şehir merkezinde oturup bir kafe de iki arkadaş gibi sohbet etsek daha az dikkat çekeriz be dayı. O ne lan?

 

Dayı: İndir silahı benim.

Y: Kendini öldürtmeye çok meraklısın.

D: Kötüye bir şey olmaz.

Y: Az daha sıkıyordum. Hem niye buradayız?

D: Akşam bir işin var. İşi hallettikten sonra malzemeyi getireceğin yer burası. Önceden görmeni istedim.

Y: Malzeme?

D: Bırak sevimliliği. Al adam bu. Resmi telefonu her şeyi mevcut. Bu adam lazım bize.

Y: Kim bu herif?

D: İçerden baltalayanlardan bir tanesi. Ama bana sağ lazım. Ölüsü işime gelmez. Çatışmadan al adamı.

Y: Çalışırım.

D: Bütün bilgileri orada mevcut. Adam iyi korunuyor. Bu gece istememin sebebi en kolay bu gece alabilecek olman.

Y: Neden en kolay bu gece?

D: Adam zampara. 4 arkadaşıyla beraber Kilyos’ta bir otele yer ayırttı. Farklı bir yerdende 4 kadın çağırmış. Bu işi yapan adamın telefonu da orada.

Y: Kadın ticareti yapan adamın mı?

D: Evet. Bu gece yapacağı işin duyulması adamın ticari hayatına ters düşer. En fazla 1 koruması 1 de şoförü olur. İşi bu gece yaparsan çok kolay. Ama bir kere daha söylüyorum adam bana sağ lazım.

Y: Neden?

D: Bildiği bazı şeyler önemli. Kayıt altında sorgulamam lazım.

Y: Bunu ben yapayım.

D: Biz seni mafya babası yaptık. Soru sormak sana yakışmaz.

Y: Gece yarısından sonra burada bekle, o saate kadar anca getiririm. He birde yol güzergâhım üzerindeki kolluk kuvettlerinin uygulamaları sana kalmış.

D: Nasıl?

Y: Ben adamı aldıktan sonra bir polis çevirmesinde yakalanmayalım istersen. Öyle olacaksa adamı direk karakola götüreyim ben.

D: Tamam o işi ben hallederim. Olası bir olumsuz olaya karşı bizim ekip sizi takip edecek.

Y: Sanki normalde takip etmiyorlar.

D: Uzatma.

Y: Gece yarısından sonra…

D: O dosyanın içerisinde senin adamın bilgileri de var.

Y: Kimmiş o?

D: Şu arkadaşının nakliye firmasının işlerine taş koyan adamın.

Y: Kalbimi kazanıyorsun.

D: Hadi aslanım, hadi.

 

            … Şu adam kimmiş bir bakalım. Buradan mı yürümüştüm ben. Heh! Araba orada…

 

Yusuf: Ofise gidiyoruz.

Altan: Tamam abi.

 

            … Ee nerede bilgileri bu adamın? Heh tamam kimmiş ki bu herif

 

Özkan Fidan

1970 doğumlu. Uluslar arası bağlantıları iyi yeni palazlanan önü birileri tarafından açılan inşaat, otomotiv, bilişim gibi çeşitli şirketlerin sahibi. Bilişim adı altında yaptığı bazı işler takip altında fakat her ne kadar bizim tarafımızdan bilinse de birileri tarafından hep kurtarıldı. Yurt dışı bağlantılı kişiler tarafından yönlendirildiği tarafımızdan kesinleşti.

Akşam için irtibata geçilen Muhabbet lakaplı Ümit isimli kadın tacirinin sadece telefon numarası yeter. Nasıl halledeceğini sen bul.

 

            …Adam karanlık. Anlaşılan biz aydınlatacağız.

 

Altan: Abi cem yoldaymış gelecek şimdi. Heh geldi zaten.

C: Abi.

Yusuf: Hallettin mi?

C: Evet abi.

Y: Nedir olay peki?

C: Abi kapıda 5 kişi var içeridekilerle beraber 17 kişiler sanırım hepsi silahlı.

Y: Tamam. Al burada bilgileri var. Yarın ara ve adımı söyleyip buraya çağır. Görüşmek istediğimi söyle. İşini gücünü bıraksın ve gelsin.

C: Tamam abi.

Y: Şimdi beyler, bu akşam hareketliyiz biraz. Altan!

A: Efendim abi.

Y: Kapıyı kapat… Cem, şu numarayı hemen arıyorsun. Adamın adı Ümit ama en başta adını söyleme. Muhabbet mi diyeceksin tamam mı?

C: Tamam abi, sonra?

Y: evet dediğinde. Ümit bey bu işte sizin üstünüze adam yokmuş söylediler bizim yurt dışından gelen misafirlerimiz var, onlara unutulmaz bir gece geçirtmek istiyoruz diyeceksin. Bu adam kadın taciri.

C: Peki abi de hayırdır?

Y: Adam bize lazım. Parada pulda sıkıntı olmaz güvencesini ver. Fakat altından gir üstünden çık bizzat bu adamla yüz yüze görüşmen gerektiğini söyle. Misafirlerimiz önemli bir sıkıntı olursa direk sizinle muhatap olalım bizde bu organizasyonlar çok olur direk sizden alayım ben falan filan diye salla bir şeyler.

C: Tamam abi. Hemen arayayım mı?

Y: Hemen hem de. Ara randevulaş adamla. Altan, sende çocuklara söyle Beykoz’daki evi ayarlasınlar. Kuş uçmasın etrafta.

A: Hemen abi.

 

10 dakika sonra…

 

C: Abi konuştum.

Y: Nedir olay?

C: Anlattım, büyük adamlar dedim bundan sonra hep beraber iş yaparız tanışalım hem dedim. Oda zaten kimseden korkumuz yok kardeşim görüşelim tanışalım tabiî ki dedi. 1 saat sonra Selimpaşa’da buluşacağız.

Y: Oha lan! Daha yakın bir yer yok mu?

C: Abi adam oradaymış. Kıllanmasın diye tamam dedim.

Y: Altan’a haber ver çıkıyoruz hemen.

 

            … Başımıza gelen işe bak. Bir adamı alacağız diye muhatap olduğumuz adamamı yanayım, diğer herifin ciğeri beş para etmediğine mi yanayım. Bende şaşırdım.

 

Altan: Abi çocuklar Beykoz’daki evi hazır tutuyorlar.

Y: Söyle de çok dikkat çekmesinler.

A: Bende araba alayım mı?

Y: Yok tek araba gideceğiz. Cem kullansın atla!

C: Gidiyor muyuz abi.

Y: Hızlı hem de, çok hızlı. Kuş kaçmasın.

A: abi bu adamı ne yapacağız?

Y: Evde besleyeceğim, hoşuma gitti.

A: Abi ne işimiz olur bizim bu şerefsizle. Bana söyle saniyede kaldırayım.

Y: Söz almak istediğimi vermezse sana vereceğim Altan… mümkün olduğunca sert yapmayın. Bu adamı burada akıl ile almamız lazım silah ile değil. ben söylemeden aklınıza göre iş yapmayın. Sakın !

C: Tamam abi.

Y: Şimdi bu adam büyük ihtimalle tek gelmeyecektir. Nasıl iletişim kuracağız adamla?

C: Telefon edeceğim abi gittiğimizde.

Y: Güzel. Bir şekilde arabaya yaklaştırmamız lazım adamı… o işte sende Cem. Bizde paranın lafı olmaz biz daha ne vereceğini görmeden paranı verelim usta buyur gel de arabaya doğru çek. Eğer tek gelirse sorun yok. Yanında biri daha gelirse sakın açığa çıkmayın adama hakikaten para verip göndereceğiz. Takip eder bir yerde tek başınayken alırız.

A: Abi yanında birisi varsa da sıkarız ona alırız adamı.

Y: Oğlum bir saattir ne anlatıyorum ben?

 

50 Dakika sonra…

 

C: Geldik abi arayalım mı?

Y: Ara geldiğimizi söyle.

C: Alo! Biz geldik… evet evet siyah araba bizimki siz neredesiniz? Tamam geliyorum… abi şu arkamızdaki durağın oradalar mış sanırım 3 kişiler.

Y: Tek başına git bir şekilde arabaya çek adamı.

A: Abi, buradan direk Beykoz’a geçeceğiz değil mi?

Y: Evet.

A: Tamam abi akşam orada mı kalaca.. Abi Abi! Geliyorlar!

Y: Tamam. Çaktırma hiç. Tek mi geliyor?

A: Abi Cem’le beraber bir adam daha var sadece.

Y: Tamam önüne dön.

Cem: Buyur usta şöyle ben sana paranı vereyim.

Ümit: Para mühim değil tanışmış oluruz. Bizimki de bir nevi ticaret.

Y: Pişt! Hiç kimseye çaktırmadan arabaya bin, yoksa karnını mermi ile doldururum. Çabuk lan şerefsiz!

C: Altan kapıyı kapat.

Y: Durun sakın arabayı hareket ettirmeyin… şimdi telefonunu çıkar o arkadaki arkadaşlarını ara. Sakın şifreli konuşma yoksa bu kafanı dayalı olan silah bir anda patlar.

Ü: Kimsiniz siz?

Y: Yorum yapma lan! Arkadaşlarını ara ve çaktırmadan arkadaşlar misafir ağırlamayı seviyormuş iyide insanlar önceden de tanışıyormuşuz zaten yemek filan yiyeceğiz de. Altan söylediklerimin aksine bir şey söylerse sık kafasına.

Ü: Alo, arkadaşlar eskiden tanıdık çıktı. İyi insanlar yemek filan yiyeceğiz merakta kalmayın siz.

Y: Şöyle yola gel. Ümit efendi. Cem, ilerle.

Ü: Kimsin sen?

Y: Baban!

Ü: Kiminle uğraştığının farkında mısın?

Y: Ya sen az sonra sana neler yapacağımın farkında mısın?

Ü: Kurtaramazsın bu işten kendini, yokluğumu fark ederler.

Y: Bana sadece birkaç saat lazımsın. Sonrasında etsinler sorun yok.

Ü: Ne istiyorsun?

Y: Altan sustur şu kansızı.

Ü: Ah!

Y: Ulan ne yaptın?

A: Susturdum abi.

Y: Lan öldüyse var ya…

Ü: Yok abi ense köküne vurdum silahla, bayıldı.

Y: Dua et ayılsın.

 

1,5 saat sonra…

Y: Hemen alt kata indirin bunu ben gelene kadar ayıltın.

A: Tamam abi.

C: Oğlum! Bana bakın. Yusuf abi burada. Kuş uçmasın çevrede kuş!

Korumalar: Tamam Cem abi.

C: Abi ne yapacağız bu adamı?

Y: Lan dedim ya alta indirin ayıltın diye.

C: Tamam usta.

 

Y: Ayıldı mı şerefsiz?

A: Ayıldı abi, sandalye ye bağlı.

Y: Tamam.

Y: Şimdi, sana sorduklarıma doğru cevap verirsen yarın evinde uyuyor olursun. Ama ters yaparsan ebedi uykuya bırakırım seni.

Ü: Seni tanımıyorum. Ben tanımadığıma göre yeni yetmesin. Adın?

Y: Altan!

Ü: Ahhhh! Bacağım.

Y: Bak o silah 16 tane mermi alıyor. 1 tanesi bacağına patladı. Ama böyle devam edersen hiç şüphen olmasın ki geri kalan 15 taneyi de patlatacak yer bulur Altan!

Ü: Ne istiyorsun söyle.

Y: Bu akşam yüklü bir müşterin var Kilyos’ta bir otelde.

Ü: Haberim yok. Bilmiyorum.

Y: Altan!

Ü: Ahh!

Y: 2.bacağında gitti. Neyse omuzların var, ellerin var, kalçan var, kafan var.

Y: bir kere daha soruyorum, böyle bir iş var mı yok mu?

Ü: Abi yemin ederim ben tanımıyorum adamları. Aradılar mal istediler benimde senelerdir işim bu. Sadece telefonlaştık. Saat 9 da bir daha arayacaklar Kilyos’a götüreceğiz. Benim tek bildiğim bu.

Y: Ne istediler senden?

Ü: 4 kadın istediler abi. Yemin ederim başka bir şey bilmiyorum.

Y: Tamam, şimdi bana 4 tane kadın buluyorsun. Hemen.

Ü: Abi sana 4 milyon tane getireyim yeter ki beni bırak.

Y: Yok öyle değil. Telefonla. Şunun ellerini çözün telefonunu verin.

Ü: abi nasıl ayarlayacağım.

Y: Ben bilmem. Mesleği bu olan sensin. Eğer ki telefonda en ufak bir açık verir yada şifreli konuşursan, seni Altan’la baş başa bırakırım. 4 kadın ayarla biz aldırırız. Hatta akşamki iş için olduğunu da söyle. İş erkene alındı de.

Ü: Alo! Gözüm ne yapıyorsun?.. Tamam şu akşamki iş için olan kızlar var ya onları hazırlayın hemen. Alacaklar. Ben arkadaşlarlayım hala merak etmeyin… abi tamam nereden alacaklar?

Y: Cem hallet şu işi. Kızlar gelince haber verin bana. Altan bu şerefsizin başına birini koy. Ama sakın ölmesin.

A: Tamam abi.

Y: Bak sakın ölmesin dedim anladın mı? Lazım bu adam bana şu an.

 

            …2 saat sonra…

 

C: Abi kızlar geldi.

Y: Tamam bahçeye alın.

C: Beyler kızları bahçeye alın. Abi bu adamla işimiz bitince ne yapacağız.

Y: Bakacağız Cem, bakacağız.

Y: Hoş geldiniz.

Kadın1: Teşekkürler. Hoş bulduk.

K2: Sağ olun.

K3: Teşekkürler.

K4: Hoş bulduk.

Y: Sizi getiren arkadaş bir şey anlatmadığı için siz burada neden olduğunuzu bilmiyorsunuz tabi.

K1: Daha önce neden başka yerlerdeysek şimdide o sebeple buradayız.

K4: Evet.

Y: Birbirimizi tanımıyoruz ama bu gece size ihtiyacım var. Bir adama gidecektiniz normalde. Ondan önce ben sizi aldım ve sizin gideceğiniz adam bana lazım. Eğer bana yardım ederseniz bende size yardım ederim.

K3: Ne dediğinizi anlamadık biz.

Y: Sizin hiçbir şeyden haberiniz yokmuş gibi davranacaksınız ve bu ölene kadar aramızda sır olarak kalacak. Beraber akşam Kilyos’a gideceğiz. Otelden içeri girdiğimizde ben oda da bana lazım olan adamı alıp gideceğim ve işimiz orada bitecek. O oda da 4 adam olacak bana 1 tanesi lazım diğer 3 tanesi korkularından sizlere bir daha asla temas edemezler, benim aldğım adam ise bu dünyadan kimseye temas edemeyecek zaten. Korkmayın sakın.

K2: Riskli bir iş.

Y: Şu an yaptığınız işte risk yok mu?

K1: Ben yaparım.

Y: Eğer kabul ederseniz her birinize 20 bin dolar vereceğim. Hemen şimdi.

K2: Sonrasında can güvenliğimiz?

Y: Cem’in telefonunu alın. Başınız ne zaman sıkışırsa haber vermeniz yeterli.

K2: O zaman tamam.

K4: Peki.

K3: Benden de tamam.

Y: Akşama kadar misafirimizsiniz. Çocuklar yardımcı olsun.

 

            …Ulan, şu kadınlardaki yüreğin, cesaretin yarısı bazılarında olsa neler olurdu neler be.

 

Y: Yusuf şu şerefsizin telefonunu getir bana.

C: Yanımda abi. Buyur.

Y: Son arananlarda bir sürü numara var. Hangisi olduğunu bilemeyiz. Saat 6 da arayacak demişti. 1 saatten az bir süre var bekleyeceğiz mecburen.

C: Ne yapalım o arada abi?

Y: Şu Altan’a sahip çık, en azından şimdilik öldürmesin adamı. Ben yukarı çıkıyorum uzanıp düşüneyim biraz.

C: Tamam abi.

 

            …Düşünüp taşındığımda operasyonda olmaması için hiçbir neden yok. Her şeyi kılıfına uydurduk. En zor iş kadınları ikna etmekti o işte tamam. Akşam bu adamı verdikten sonra yarın şu Özgür’ün işini de… telefonu çalıyor şerefsizin.

 

Y: Alo!

Adam: Muhabbet?

Y: Evet.

A: Özkan Fidan’ın siparişleri için arıyorum. Ben yardımcısıyım.

Y: Abi Buyur.

A: Konuştuğumuz gibi değil mi?

Y: Evet abi aynen 4 tane hazır. Nasıl yapacağız.

A: Güvenlik sebebi ile biz çıkmayacağız. Sen getir siparişleri.

Y: Abi emrin olur. Nereye?

A: Yaz veriyorum adresi…

 

Y: Cem!, Altan! Hazırlanın. Kızları bir arabaya koyun. Sizde kimseyi uyandırmadan arkamdan arabayla gelin.

A: Tamam abi.

Y: Adam nere de?

A: Alt katta abi.

Y: Siz arabaları hazırlayın...

Koruma: Hoş geldiniz abi.

Y: Sağ ol kardeşim. Nedir durum?

K: Emriniz üzerine bekliyoruz abi. Yaşıyor.

Y: Gece yarısın dan sonra buna bir etek giydirin ormanın en ücra köşesine bırakın. Oradan kurtulursa yaşasın. Hee birde ormanda çok vahşi köpek var karnı açtır hayvanların bunu ona göre bir yere bırakın.

K: Tamam abi.

 

Y: Bak gitmeden önce söylüyorum. Gittiğimizde otele ben tek gireceğim ve asla içeriden silah sesi duymazsanız içeri girmeyin! Silah sesi duyarsanız girin ben birine değil biri bana sıkmış demektir. Ben susturucu kullanacağım.

C: Tamam abi.

Y: Ben otele girdikten birkaç dakika sonra kapıdaki korumalar gidecekler, onlar gittikten sonra arabayı hemen kapıya yanaştırın. Benim kullandığım arabayı bizim elemanlardan birisi tekrar geri getirsin kanıt olmasın. Sahte plakalar takıldı mı?

A: Hallettik abi.

 

Y: Bol şans. İhtiyacımız olacak.

 

…1,5 saat sonra…

 

Y: Abi muhabbet ben. Söylediğin adrese geldim.

Adam: Tamam otele girebilirsiniz. Biz kapıdayız zaten bizden başka müşteri yok otel kapalı.

Y: Tamam abi. Kızlar hazır mısınız?

K1: Evet.

Y: Haydi kolay gelsin…

 

Y: Merhaba abi, geldik biz.

A: Kes sesini içeri doğru yürü.

Y: Tamam abi. Haydi kızlar içeri.

A: 4. Kata çıkacağız. Teslim edip paranı alırsın.

Y: Tamam abi.

 

A: Efendim, istedikleriniz geldi.

Özkan Fidan: Tamam, şunun parasını verip gönderin.

Y: İyi geceler Özkan bey.

Ö: Yürü lan! Paranı al ikile buradan. Misafirlerim var görmüyor musun?

Y: Peki efendim.

Ö: Götür bu herifi hemen buradan.

A: Peki efendim. Beni takip et.

Y: (Bu hiç olmadı, bu adamı nasıl atlatacağız şimdi. Asansör!)  Tamam abi.

A: Buraya gelmedin, görmedin bilmiyorsun. Biz kızları yollarız sana. Üzerinde G yazan tuşa bas çıkışa inelim.

Y: Tamam abi şöyle gel kapı kapansın.

A: Ahh!

 

 … Şimdi bundan nasıl kurtulacağız. Ayılınca hemen çıkamaması lazım. O ne? Kirli odası. Kilit var mı? Tamam harika. Ayılsa da saatlerce çıkamaz buradan. Kaçıncı odadaydı bu herif. 101 sesler geliyor zaten muhabbet başlamış. Kapıyı kıramayız mecbur onlara açtıracağız.

 

Özkan Fidan: Kim o?... Kim o? Kimsin lan kapıyı…

Yusuf Yılmazçelik: Azrail! Geç lan duvara doğru şerefsiz. Nefes alış şeklini değiştiren olursa kafasına sıkarım. Kızlar sizde şöyle geçin. Sözümü dinleyen kimsenin canı yanmayacak.

Ö: Paranı almadın mı sen? Neyin peşindesin?

Y: Kes lan!

Ö: Ahh!

Y: Bana bak lan göbekli maymun.

Adam2: benim bir suçum yok

Y: Bu adamla aynı yerde durmanız bile bir suç. Çıkarın hepiniz telefonlarınızı. Hepiniz hemen! Hemen ulan! Maymun, telefonları tek tek tuvalete at sifonu çek. 30 saniyen var.

Adam2: Tamam.

Y: 29 saniyen kaldı.

Ö: Kimsin sen.

Y: Tek kelime daha edersen beynini arkandaki duvara yapıştıracak kişiyim. Hallettin mi lan telefonları?

Adam2: Evet.

Y: O duvarda ki telefonu da sök yerinden… tamam hepiniz girin banyoya. Çabuk lan çabuk! Tamam bunları hallettik. Şimdi sıra geldi sana. Çıkart telefonunu. Acele et lan it!

Ö: Tamam.

Y: Kapıdaki korumaları ara ve deki güdün çocuklar dikkat çekiyorsunuz. İşimiz bitince ben ararım sizi durmayın burada. Bunun aynısını söyle.

Ö: Bak benim çok param var, seni zengin ederim.

Y: söylediğimi yapman için 10 saniyen var.

Ö: Alo! Çocuklar kapıda falan dikkat çekiyorsunuz, gidin siz hiç biriniz kalmasın burada. Ben sizi arayacağım.

Y: Tamam şimdi kapat telefonunu ver bana. Düş önüme…

Ö: Bana ne yapacaksın?

Y: İşte buna çok üzülüyorum.

Ö: Neye?

Y: sana bir şey yapamayacak olmama.

Ö: Kim yapacak?

Y: Memlekette vatan sever bitmez illaki birisi yapar.

Ö: Nereye gidiyoruz?

Y: Tek kelime daha edersen gideceğin yere tek gideceksin. Cem kapıyı aç.

Altan: Abi buyur.

Y: Cem hemen uzaklaş buradan.

Ö: Siz kimsiniz.

Y: Altan!

Ö: Ahh!

Y: Başım ağrıdı yahu. Ölmez değil mi lan?

A: Yok abi ense kö…

Y: Lan tamam tamam anladık. Cem’ e tarif et sabah gittiğimiz yeri.

 

… 1 saat sonra…

Dayı: Lan sana demedim mi adam bana canlı lazım diye.

Y: Yaşıyor, yaşıyor. Ense köküne..

D: Oh!

Y: Bu adam senin için neden bu kadar değerli.

D: Vatana ihanet eden herkesin, tanıdığı bir ihanetçi daha vardır. Bende diğer ihanet edenleri öğreneceğim.

Y: Bu işi bana neden yaptırdın?

D: Ben mi yapsaydım?

Y: İstesen yapardın. Sen beni bile kaçırdın.

D: Demek istememişim. Dikkat et kendine.

Y: Sende. Bir dahaki sefere Etiler’de falan buluşalım kahve içeriz.

D: Şaka yapmak sana yakışmıyor.

Y: Sana da gülmek…

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

86 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,697674/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Aslan 6

24 Ekim 2009 04:31. Yazar: serdar

Aslan6

 

… Ulan telefon çalıyor ama nerede?

Y: Alo.

Cem: Abi 2 saattir çaldırıyorum neredesin?

Y: Dalmışım oğlum. Ne oldu?

C: Arabayı kiraladım, geliyorum otele doğru.

Y: Ne kadara buradasın?

C: En fazla 10 dakika.

…..

Şu Altan’a bakayım bir ne yaptı. Bu odamıydı? Yok yandaki.

A: Buyur abi.

Y: Giyin hadi, gidiyoruz. Uyuyabildin mi?

A: Hayır abi.

Y: Oğlum uyu demedik mi sana?

A: Abi gece uyudum ben.

Y: Doğru lan herkesi kendim sandım bir an, ben uyumadım ondan.

A: Uyu abi.

Y: Ulan gidiyoruz diyorum sana. Giyin hemen, sen giyinene kadar televizyona bakayım bende. Çabuk ol sende.

A: Tamam abi.

Y: Bu ne lan? Kadın dedikodularını mı izliyordun?

A: Abi ufak bir çocuğu kaçırmışlar fidye için, sunucu kadında ailesini getirmiş annesi babası yayındaydı onlara baktım.

Y: Ne şerefsiz adamlar var arkadaş, ben anlamadım, giyiniyorsun değil mi?

A: Evet abi, evet.

Y: Haber yok mu hiçbir kanalda? Burada yok, bunu da geç… durma dı şu telefonumda bugün. Alo.

Cem: Abi geldim ben.

Y: Tamam, arabayı otelin kapalı otoparkına sok, görmesin kimse. 

C: Tamam usta.

Y: Yeni gelin gibi hazırlanamadın 1 saattir.

A: Hazırım abi ben.

Y: Niye söylemiyorsun oğlum o zaman?

A: Abi telefondaydın.

Y: Döveceğim seni ama dur bakalım ne zaman. Hadi çık odadan çık… Bu otelinde mimarı yapısını yiyeyim arkadaş. Adamda hiç mi zevk olmaz lan. Üzerinde “ L “ yazan tuşa bas.

A: Bastım abi.

….

Cem: Abi, koydum arabayı garaja.

Y: Tamam, garajda değil mi?

C: Evet abi.

Y: Ben bir bakayım arabaya iyimi diye… yok yok siz durun burada. Oturun bir şeyler için ben bakıp geliyorum.

A: Abi gelseydik.

Y: Yok be oğlum, durun burada geliyorum ben. Araba tam nerede Cem?

C: Abi girince sağ tarafa doğru yürü görürsün, siyah Lincoln Navigator.

Y: Tamam.

… Sağa doğru yürü tamamda hangi sağ? 50 tane sağ var burada, heh şu galiba. Bakayım açacakmı kumanda… Tamamdır alet bu. Bunu   diğer arabaya yakınlaştıralım, çuvalları buna atalım. Camlarda siyah güzel oldu gözükmez, ama bagaj büyükmüş zaten çoğu bagaja sığar. Ulan bu çuvalları koyuyoruz, koyuyoruz ama güvenlik kamerasından görüp de adam kesti çuvala koydu arabayla götürüyor demesinler. Zaten bugün değiştiririz bu oteli, sorun değil. Buda son çuval, olay bitti. Burada kalsın araba çıkarız zaten şimdi. Önünden araba geçer mi? Tamam oradan tır geçer bir şey olmaz.

 

….

Y: Hadi gidiyoruz.

C: Nereye abi?

Y: Sen bir taksiye atla, işe geç akşam çıkışta ara beni. Hatta vedalaş işyerindekilerle bendende selam söyle hepsine.

C: Abi niye?

Y: Oğlum inşaat şirketi açmıyor muyuz? Ben tek başıma mı duracağım orada?

C: Abi yıllardır çalıştığım yer ama orası. Sonra problem olmaz değil mi?

Y: Beni ne kadardır tanıyorsun?

C: Birkaç senedir.

Y: Hiç yanlış bir şey yaptım mı?

C: Hayır.

Y: O zaman dediğimi yap.

C: Tamam abi, Eyvallah.

Y: Altan yürü.

Y: Altan şu gri arabaya geç, ben bu siyah arabadayım. Beni onunla takip et.

A: Tamam abi.

Y: Sakın beni kaybetme ama…

C: Abii!

Y: Hayırdır lan? Niye geri döndün?

C: Abi telefonlar, telefon al demiştin ya 3 tane aldım

Y: Nere de telefonlar?

C: Torpidoya koydum.

Y: Tamam bunlar doğru almışsın.

C: Abi içinde hatlarda var. İstediğin gibi.

Y: Tamam. Altan al şunu, sende bunu al Cem. Bu numaralardan iletişim kuracağız. Başka şeylerle uğraşmayın. Hadi gidiyoruz. Altan takip et beni…

 

            … Şu Özgür’ün arabasını vermemiz lazım hemen. Sonra işimize bakalım. Şimdi bunlarda 40 tane soru soracak 40 tane yalan lazım bana şimdi neyse. Dur bir arayalım.

 

Yusuf: Alo!

Özgür: Buyurun kimsiniz?

Y: Sizin binanın yöneticisiyim ben. Niye ödemedin lan aidatı?

Ö: Bu numara kimin?

Y: Kaydet yeni numaram. Şirkettesin değil mi? Geliyorum ben.

Ö: Evet.

Y: Tamam bekle…

 

Y: Ulan niye açmıyorsun telefonu?

Altan: Abi açamadım. Anca bulabildim.

Y: Tamam bundan sonra her çaldığında aynı şekilde aç. Akşam Cem’e söyle nasıl arama yapıldığını falan göstersin sana. Sakın kaybetme beni. İlerden sola gireceğiz, büyük binanın bahçesine gireceğim arabayla sende takip et.

A: Tamam abi.

 

            Şu şirketin girişini de yenilemedi Özgür efendi. Bahçede ne işi var bu adamın?

 

Y: Vay, Özgür bey.

Ö: Kardeşim hoş geldin.

Y: Eyvallah. Hayırdır?

Ö: Sorma. İhaleyi biz almıştık onun için tır ları çıkartmıştık adamlar bizi ihale dışı bıraktı. Oha lan bu araba kimin?

Y: Boş ver oğlum. Dünya malı işte. Çok kalamayacağım senin arabayı verip gideceğim hemen. Ama bi anlat bakalım bana ne ayak bu ihale işi?

Ö: Anlatırım bir ara.

Y: Yürü yukarı ofise anlat şimdi… Altan! Arabanın başından ayrılma ve şu kadar söylüyorum arabaya bırak adamı sinek bile yaklaşmasın!

A: Tamam abi.

Y: Hadi oğlum hızlı biraz ama işim var, işim.

Ö: Bu kim lan? Altan?

Y: Hayırdır? Hoşlandın mı.

Ö: Lan bırak gır gırı kim bu daha önce görmedim hiç.

Y: Sevdiğim bi kardeşimin yeğeni, gönderdi yanıma. Benimle beraber.

Ö: Ulan sen nesi ki?

Y: Kredi çektim bankadan bir iş adamının inşaat işlerini kovalayacağım.

Ö: Manyak mısın oğlum sen?  

Y: Bırak şimdi beni. Nedir bu ihale işi? Kim devre dışı bıraktı seni?

Ö: Büyük adamlar Aslan, büyük.

Y: Ne kadar büyükse o kadar sert düşer be aslan! Anlat hele.

Ö: Oğlum ne yapacaksın boş ver.

Y: Yaz şu kâğıda adını soy adını. Yaz, yaz, yaz! Tamam bumudur adam?

Ö: Evet.

Y: Ben kaçtım. Yeni numaramdan ulaşırsın artık. Ergin’e de ver.

 

            … Bu adam hakkında bilgi lazım şimdi. Bakalım kimmiş, neymiş ne ayakmış.

 

Y: Altan!

A: Efendim abi.

Y: Bin arabaya.

A: Ne tarafa abi?

Y: Karşıya doğru geç. Şile tarafına doğru.

A: Abi ben bilmem.

Y: Yürü ben tarif edeceğim.

….

Y: Alo! Ne yaptın? Şu ofis ev işini falan?

Cem: Abi bakıyorum internetten.

Y: Bakmakla olmaz. Akşam saat 19’ da otelde ol. Ve orada olduğunda bana güzel bir ofis ve kalabileceğimiz dayalı döşeli lüks bir ev ayarladığını söyle. Para pul işinde düşüncen olmasın pazarlıksız olarak ne isteniliyorsa ver.

C: Tamam abi.

Y: Şirkettekilerle de vedalaş bugün.

C: Tamam abi.

Y: Altan sağdan gir. Direk devam et.

A: Tamam abi… abi bir şey sorabilir miyim?

Y: Söyle.

A: Biz ne yapıyoruz?

Y: Şu an ayakta duruyoruz.

A: Anlamadım abi.

Y: Şimdi düşene el uzatmak için ne yapmak lazım?

A: Ne yapmak lazım abi?

Y: Ulan sana soruyorum işte.

A: Bilmiyorum abi.

Y: ayakta olmak lazım, ayakta. Ayakta duracaksın ki düşene el uzatıp ayağa kaldırabilesin.

A: Anlamadım abi.

Y: Döverim ama bak. İn de şu kahveye sor buralarda iyi bir emlakçı var mı tarifini al nasıl gideriz.

 

… Buralarda çok ıssız be kardeşim. Olsun iyidir iyi. Ne yapıldığı kimin girip çıktığı belli olmaz. Hem havadar havası da temiz.

A: Abi, şu arada varmış bir tane.

Y: Sür oraya doğru. Yürü, yürü. Tamam bak orda. Arabayı tam kapısına koy sende benimle beraber gir içeri ama gözün hep arabada olsun.

A: Tamam abi.

… Burası da bulabilir mi ki acaba bize istediğimiz gibi bir yer. Neyse bir soralım bakarız.

 

Y: İyi günler, kolay gelsin.

Emlakçı: Sağ olun hoş geldiniz.

Y: Emlakçı sorduk sizi tarif ettiler.

E: Bu bölgede biz tekiz zaten.

Y: O zaman işimiz kolay.

E: Nasıl yardımcı olalım size.

Y: Malikane, çiftlik tarzı bir yer bakıyoruz.

E: Anlamadım.

Y: Bu çevrede insanlardan, mahallelerden uzak, girene çıkana karışılmayacak, kendi güvenliğimi kendim sağlayabileceğim büyük ama çok büyük bir yer arıyorum. At yetiştireceğim o yüzden büyük olması çok önemli.

E: Tarife uygun iki yer var elimde. Bir tanesi hemen şurada diğeri tepede merkeze 20 dakika uzak.

Y: Biz uzak olan yere bakalım.

E: Ama biraz pahalıdır. Yani…

Y: Sorun yok eğer beğenirsek Altan bey size hemen bu gün paranın tamamını getirecek.

E: Gidelim o zaman.

Y: Yalnız bizim arabanın arka koltukları dolu sanırım sığmayız.

E: Bizim arabamız var. Siz bizi takip edin.

Y: Tamam…

 

Y: Altan. Şu adamları takip et. Ve yolu iyi ezberle.

A: Tamam abi.

Y: Güzelmiş ormanın içinden gidiyoruz neredeyse. Yolu sevdim ben. Nasıl lan güzel mi?

A: Abi nereye gidiyoruz?

Y: Çiftlik alıcaz Altan. Seni tımar edeceğim.

A: Tamam abi.

Y: Oğlum kafanı patlattırma bana. Ben söylemeden sen konuşma. Takip et öndeki arabayı…

 

Emlakçı: Yer burası. Bu arada isim nedir sizin?

Y: Yusuf!

E: Tamam Yusuf bey.

Y: Altan, arabaya sahip çık. Biz gezelim evi ve çevresini.

E: Tabii. Buyurun.

Y: Kiminmiş burası?

E: Yurt dışında yaşayan bir aile otururlar diye yaptırdılar ama hiç gelmediler, sonrada satmaya karar verdiler.

Y: Buraya en yakın ev ne kadar uzaklıkta?

E: En yakın ev aşağıda merkezde kaldı.

Y: Güzel. Bu bahçe falan hep bize ait değilmi?

E: Evet. Hatta ormanın bir kısmı da size ait.

Y: Tamam. Sorun sıkıntı yok o zaman. Ne kadara biter burası?

E: En son 3 milyon dolar istiyorlardı. Ama konuşuruz.

Y: Kimseyle konuşmanıza gerek yok. Arabadaki arkadaş size bu akşam parayı getirecek.

E: Akşam?

Y: Evet.

E: Ciddi misiniz siz?

Y: Onu akşam görürsünüz.

E: Peki.

Y: Biraz geç gelecektir. Saat 21:00 gibi.

E: Peki ofiste olacağız biz.

Y: Eyvallah. Görüşmek üzere.

 

….

 

Y: Altan’ım otele gidiyoruz.

A: Tamam abi.

Y: Yolları iyi ezberle, akşam geleceksin bir daha.

A: Peki abi.

 

            … Nasıl uyku bastırdı anlatamam. Şurada uyuya kalmasam bari. Cem ev işini halletse de bu kadar parayı yanımızda taşımasak. Gerçi eve gömmekte olmaz bu parayı, neyse bakacağız bir çaresine. Geldik nihayet otele.

 

Y: Arabayı en diplerde bir yere park et iyi kilitle.

A: Şuraya koyayım mı abi.

Y: En dip diyorum sana bana kapı ağzını gösteriyorsun.

A: Tamam en dipte dursun.

Y: Çabuk hadi. Uyku bastırdı uyumam lazım birkaç saat. Odandan ayrılma bir şey olursa haberim olsun. Uyu dinlen akşam işimiz var.

A: Tamam Yusuf abi.

            … Şimdide bir uyursam kalkamam diye korkuyorum. Tüh be para almayı unuttuk arabadan. Anahtarda Altan’da kaldı. Dur alayımda halledeyim. Odada elbise torbası var mı acaba? Yok onada sığmaz ki 3 milyon dolar.

 

Y: Alo.

Reception: Buyurun efendim.

Y: Bana birkaç tane büyük boy çöp poşeti getirirmisiniz?

R: Hemen Yusuf bey.

Y: Y ada durun. Ben iniyorum oradan alırım.

R: Peki efendim…

 

… Altan uyumamıştır sanırım.

A: Abi?

Y: Kapıyı bir kere çaldım açtın. Uyumadın mı?

A: Yok abi.

Y: Arabanın anahtarını ver. Telefonumu unutmuşum.

A: Abi ben alıp geleyim hemen.

Y: Hayır. Dinlen sen akşam işin çok.

A: Tamam abi.

….

Y: Hazır mı poşetler?

R: Buyurun Yusuf bey.

Y: Teşekkürler.

 

… Şimdi orada saymak olmaz. Göz kararı koyacağız poşetlerin içine. Lafa bak göz kararı. Tabi mutfaktayız biz çorba yapıyoruz ya göz kararı tuz koyuyoruz ya…. 2 poşet doldursam olur. 3. Poşeti de dolduralım garanti olsun… yeter bu kadar. En sonunda uyuyacağım biraz. Dur hazır yapmışken tam 3 milyonu ayarlayayım çiftlik için adama vereceğiz.  Bir iki saat uyumam lazım…

 

Y: Alo… alo.

Cem: Abi beş dakikaya oteldeyim.

Y: Saat kaç?

C: 18:45

Y: Oha. Uyumuş muyum o kadar. Tamam gel hemen.

Y: Alo! Altan.

A: Buyur abi.

Y: Uyudun mu?

A: Biraz uyudum abi.

Y: 10 dakika sonra en üst katta bar var, orada ol.

A: En üst katta mı abi?

Y: Evet.

A: Tamam abi.

 

… Eşofman falanda yok ki yanımız da. Yarın bi kıyafet falan almam lazım. Neyse şimdilik idare edeceğiz. En üst kat dedik ama, heh tamam burada.

 

Y: Geldin mi aslanım?

A: Geldim abi.

Garson: Efendim ne arzu edersiniz.

Y: Bana patates tava, yanına da gazoz verirmisiniz.

A: Bende aynısından alayım.

Cem: Abi!

Y: Siparişler üç olsun. Kardeşim hoş geldin.

C: Sağ ol abi.

Y: Nedir durumlar?

C: Her şeyi hallettim abi. Evi de, ofisi de.

Y: Tamam kardeşim. Şimdi iyi dinleyin beni.

C: Evet abi.

Y: Cem sen şirketsel işlerle ve bağlantılarla uğraşacaksın. Altan sende ben nereye sen oraya. Çanta gibi yanımdan ayrılmayacaksın. Cem ev iyimi güzel mi?

C: Abi ev Etiler’de 4 oda bir salon. Ve satın aldık. Kira falan değil.

Y: Hemen telefonla birilerine irtibata geç kapı kilitlerini falan değiştirsinler. Bahçelimi nasıl?

C: Evet abi iki katlı.

Y: Hemen yarın bahçeye 2 tane köpek koyun. Altan sen köpeklerden anlarsın. Cinsi Rottweiler olsun ama köpekleri sen seç.

A: Tamam abi.

Y: Sonra hemen yarın her segment den 50 tane sıfır araba almak için düğmeye basın. Şirket üstüne hem çalışanlar kullanacak hem de kiralama işi de yapacağız. Altan sana biraz sonra 2 poşet vereceğim içi para dolu. Bugün gittiğimiz emlakçıya git ver. O baktığımız evi alacağız, hatta Cem’de gelsin o tapuydu bilmem neydi işlerinden iyi anlar.

C: Abi bu saatte resmi kurum açık olmaz. Tapu işi falan yalan olur.

Y: Adam o evi alabileceğimize pek inanmadı. En azından gidin biraz para verin yarın sabah vekalet, mekalet halletsin işi hemen. Orası bize gelir, çokta işimize yarar.

C: Onu da hallederiz. Başka bir emrin var mı abi.

Y: Altan, bu dediğimi sana diyorum. Bana 10 – 15 tane hayatında kaybedecek hiç bir şeyi olmayan adam bul. Bul ve seni ağabeyleri olarak bilsinler. Yakın ol onlara. Bizleri ağabeyleri olarak bilsinler bizde onları kardeşimiz yapalım.

A: Abi bizim inşaatta var çocuklar. Onlar olur mu?

Y: Sen karar ver. Satmayacak, satılmayacak adamlar.

A: Tamam abi.

Y: Hadi yemeği yiyin şu emlakçıya gidin. Dönüşte de Altan sen çocukları ayarla ve deki yarın buradan alıyoruz sizi bir şirkette çalışacaksınız bu gece son, son uykunuzu uyuyun. Cem sende aldığın evin kilidini falan değiştirt bu gece geçeceğiz eve.

C: Emrin olur abi.

Y: Hadi siz yiyin. Ben çıkıyorum.

A: Abi nereye?

Y: Eve uğrayacağım. Bizimkilere. Unutmadan sorayım, nasıl gideceksiniz siz karşıya? Taksi falan mı?

C: Abi yok bende araba var.

Y: Doğru ya. Unutmuşum. Hadi gidiyorum ben.

 

… Bizimkiler ne yapıyor acaba. Aramadılar da hiç. Ulan nasıl arayacaklar ki? Eski numara değil ki. Tüh ya.

 

Y: Alo, anne.

A: Neredesin oğlum sen?

Y: Dur panik yapma geliyorum.

A: Öldük meraktan.

Y: Tamam Anne geliyorum. Bir şey lazım mı ?

A: Yok. Eve gel hemen.

 

… Bir an araba yerinde yok zannettim, aklım gitti. Araba işini de halletmek lazım kiralık arabayla nereye kadar. Bu arabayla da mahalleye girdiğimizde millet garip garip bakmasın şimdi. Neyse bir çıkalım da.

Amca: Aslan!

Y: Sen kimsin lan!

A: Unutulmuşuz bakıyorum.

Y: Sen miydin ya. Nasıl girdin arabaya?

A: Hastayım senin bu sorularına.

Y: Bende cevap vermeyişlerine.

A: Sana bir hediye getirdim.

Y: Ne hediyesi.

A: Sen sür arabayı ben yol üstünde ineceğim.

Y: Tamamda hediye ne?

A: Şimdi mesela arabaya ben değil de düşmanın girdi. Küt diye karşılaştın.

Y: Ee?

A: Nasıl ee? Ne yapacaksın?

Y: Kurtulacağız bir şekilde.

A: Sen tedbirini alda kurtulmayı sonra dene. Al şunu.

Y: Silahı bende bulurdum.

A: Al işte zahmetten kurtardım seni.

Y: Temiz değil mi bu?

A: Yok değil. hayret bir şey ya. Sana okadar para veriyorum, üstüne birde yol veriyorum, diyorumki al yol senin yürü ben arkandayım sonra tutup kirli silah veriyorum. Doğru diyorsun o kadar aklım çalışmıyor benim.

Y: Tamam abartma. Gördüğüm iyi oldu, yardımına ihtiyacım var.

A: Ne gibi?

Y: Şu kâğıtta yazan isim. O ismin bana her şeyi lazım. Ama her şeyi. Nereye gider, ne yapar, dostu düşmanı. Aklına gelen her şeyi.

A: Hım. Kim bu adam.

Y: Sanırım büyük.

A: Nasıl anladın büyük olduğunu?

Y: Tanıdığım birinin bir taşıma şirketi var. Şu zamana kadar bütün büyük işleri o yaptı. Son iki işte bu adam devreye girip ihaleyi alıyor ve hakkında kimse konuşmuyormuş. Kime sorsalar aman bizi bulaştırma demiş.

A: Bak yola gelmişsin.

Y: O nereden çıktı?

A: Büyümek için büyük indirmen lazım.

Y: Bakacağız.

A: Beni şurada indir.

Y: E adamın bilgileri ne olacak?

A: Yakın bir zamanda ulaştırırım.

Y: Korkmuyor musun?

A: Neden?

Y: Şimdi burada ineceksin, ya birisi bir şey yaparsa? Sonuçta ne olduğun belli.

A: halkın içinde olmasan halkı koruyamasın aslan. Hadi eyvallah.

Y: Eyvallah.

 

            … Arabanın camı falanda kırık değil nasıl girdi ki bu içeri. Bizi nasıl kaçırdıysa öyle girmiştir. Enteresan bir adam. Arabayı tam binanın önüne çekelimde sorun olursa göreyim.

 

Y: Anne!

A: Oğlum neredesin sen?

Y: Geldim işte dur anlatacağım. Babam evdemi?

A: Eve içerde. Çok kızgın sana.

Dilara: Abi hoş geldin.

Y: Sağol abisi. Ne haber?

D: İyiyim abi.

Y: Baba ne haber?

B: Neredesin oğlum sen?

Y: Hepiniz bir toplanın da, hepinize aynı anda anlatayım. Şimdi eskiden beri tanıdığım bir abi vardı. Yurt dışında inşaat işi yapmaya başlamıştı. Türkiye için de işler yapmaya başladı. Onunla görüştüm beni misafir etti aniden haber veremedim. Türkiye’de yapacağı inşaat işlerini ben takip edeceğim.

A: Kim o Yusuf?

Y: Anne eskiden beri tanırdık birbirimizi. Tekrar görüştük mantıklı geldi kabul ettim. Şimdi bir arazi peşindeyiz eğer olurda halledersek oradan bir ev alacağım sizde orada oturacaksınız. Hatta kesin yani ona göre ayarlayın kendinizi.

B: Sen? Sen nerede oturacaksın.

Y: Baba ben iş gereği sık sık yurt dışına falan gideceğim. Çok duramayacağım evde.

B: Olmaz öyle şey.

Y: Babacım sen o eve taşınmasan da burada dursan da ben çok gelemeyeceğim. Artık para kazanmamız lazım. O yüzden canını sıkma sen.

D: Abi ben özlerim seni.

Y: Kızım temelli gitmiyoruz deli etme beni. Dur telefon.

Cem: Abi!

Y: Söyle.

C: Emlakçıya biraz para verdik dönüyoruz şimdi. Altan’ı istediği yere bırakacağım ordanda ben evin işlerini halledeceğim.

Y: Tamam. Telefonla haber verin bana.

C: Tamam abi.

Y: Baba benim çıkmam lazım, işle alakalı. Çocuklar bir şeyi halledememişler. Şu parayı al eve bir şeyler al. Kendine bir şeyler al. Kız sende al şunu harçlık yap kendine. Baba sende bunu al.

A: Oğlum bu para çok fazla.

Y: Ne yapayım vermemi deseydim adama? Çalışıyoruz alıyoruz işte.

B: Yusuf’um yanlış bir şeyler yapmıyorsun değilmi?

Y: Senin Yusuf’un senin yüzünü kızartmaz baba. Aklına bir şey gelmesin. Hadi ben gidiyorum.

D: Abi araba kimin?

Y: Şirketin.

A: akşam gelecek misin oğlum?

Y: Yok anne. Beklemeyin. Dilara bana bak.

D: Efendim abi.

Y: Sınıfınızda samimi arkadaşların var mı?

D: Var abi.

Y: Tamam. Bak bu parayı ayrıca al. Beyaz spor ayakkabısı olmayan bütün arkadaşlarınla gidin bir mağazadan ayakkabı alın. Ama beyaz alın söz mü abisi?

D: Tamam abi.

Y: Gel bir öpeyim seni. Hadi dikkat et kendine. Anne seni aradığım numara şirket hattı yeni numaram babama falanda ver.

A: Tamam oğlum kendine dikkat et.

Y: Dediğimi unutma. Birkaç güne kadar taşınıyorsunuz. Ona göre ayarla kendini.

 

            … Hiç çıkmasam mı bu evden, huzur doluyorum bu evde girince. Ama olmaz, burası olmaz.

 

Y: Altan neredesin?

A: Abi, Cem beni şimdi bıraktı. Söylediğin gibi bizim çocukları ayarlıyacağım.

Y: Oradan direk otele gel.

A: Tamam abi.

Y: Cem ne yaptın?

C: Abi çilingir arıyorum. Evin kilidini değiştireceğim.

Y: Hallet ve direk otele gel.

C: Tamam abi.

 

            … Yapmadığım, halletmediğim, düşünmediğim bir şey kaldı mı? Abi mantıklı düşünemiyorum ki. Dinlenemedim bizimkiler gelene kadar otelde uyuyayım biraz...

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

110 kişi tarafından 4.7 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,672727/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

23 Ekim 2009 21:40. Yazar: serdar

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

 

                                                                                        

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

111 kişi tarafından 4.8 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,819819/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Störlin

5 Ekim 2009 18:37. Yazar: serdar

Digg It!DZone It!StumbleUponTechnoratiRedditDel.icio.usNewsVineFurlFacebookBlinkList

239 kişi tarafından 4.6 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,602512/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5